Emrah

Yüzlerce arkadaş arasında bulunduğum halde, kendimi ne kadar derin bir yalnızlık içinde his­settiğimi hatırlıyorum.
Sayfa 351 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam
Başkalarının buluşlarını aktarmak, onların aydınlığında yürüyerek boyuna yenilikten söz açmak, kendi gücünün tükenmişliğini başkalarının erkinin gölgesinde güçlü bir nes­neymiş gibi göstermek sanatçının değil, yetersiz kişinin işidir. Nietzsche böylesi kimseleri 'epigon' olarak niteler. 'Epigon' ba­şarısız, beceriksiz, yalnızca başkalarının buluşlarıyla geçinen, buna karşın kendini başarılı, becerili göstermeye çalışan kişi­dir, cücedir. Doğa salt mermerden "üstinsan"ı yaratırken çeki­cin döktüğü kırıntılardan bu epigonlar oluşmuştur. (İsmet Zeki Eyüpoğlu)
Sayfa 10 - Say Yayınları - Önsöz·Kitabı okudu
"Yoksa sen, onların büyük çoğunluğunun gerçekten senin davetine kulak verdiklerini yahut doğru dürüst düşündüklerini mi sanıyorsun? Aksine onlar, başka değil, bir hayvan sürüsü gibidirler, hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar." (Furkan: 44) Bazıları dediler ki: Onlar hayvanlar gibidir, çünkü onların bütün kaygıları aynen hayvanların kaygıları gibidir; yemekten ve içmekten başka bir şey düşünmezler, bunun dışında başka bir dertleri yoktur. Hayvanların akıbetleriyle ilgili herhangi bir düşünceleri yoktur. Buna göre kâfirler bu yönden aynen hayvanlar gibidirler. Hatta tuttukları yol bakımından daha da sapkındırlar. Birtakım yorumcular daha sapkındırlar ifadesi hakkında dediler ki: Çünkü hayvanlar Rab’lerini ve yaratıcılarını bilir, O’nu lisân-ı hal ile anarlar, oysa kâfirler ne Rab’lerini tanırlar ne de O’nu anarlar. Yahut onlar daha sapkındırlar çünkü çocuk edinme, şerik (ortak) isnadı gibi Allah’a lâyık olmayan birtakım yakıştırmalarda bulunurlar, ibadette O’na başkalarını ortak koşarlar. Oysa hayvanlar bunlardan hiçbir şeyi yapmaz, bu itibarla onlar kâfirlerden daha üstündür. Bazıları dedi ki: Onlar daha sapkındırlar çünkü hayvanlar yola sokulduğu zaman yol boyunca giderler, oysa kâfirler kendilerine hidâyet edilip doğru yola çağrıldıkları halde hidâyeti bulup da yola girmezler, davete icabette bulunmazlar. Bu itibarla onlar daha sapkındırlar.
Sayfa 290·Kitabı okudu
İnsanın ait olmadığı bir çevrede yaşamasından fe­ci bir şey olamaz.
Sayfa 317 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ruh ve şahsi gelişim asla belli ölçülere vurulamaz. Hatta eğitimin bile bu durumda ölçü sayılması mümkün de­ğildir. Herkesten önce ben en cahil, en dar çevrede, bu zaval­lılar arasında, en ince bir ruh gelişimine rastlamıştım. Hapis­hanede bazen birkaç yıldan beri tanıdığın bir adamı çoğu za­man hayvan yerine koyup küçümsediğin olur. Ama bazen de birdenbire öyle bir an gelip çatar ki, aynı adamın ruhu gay­riihtiyari dışa açılır; işte o zaman içindeki hazineyi, duyarlılı­ğı görür; kalp taşıdığını anlar; kendinin ve başkalarının ıstı­raplarına karşı gösterdiği anlayışın farkına varırsınız.
Sayfa 315 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Reklam