Bana Göre Kumarbaz, Sadece Kumar Üzerine Değil, İnsanın Kendiyle Girdiği Yıkıcı Mücadele Üzerine Yazılmış Çok Güçlü Bir Roman. Okurken Aleksey’in Heyecanına, Umutlarına Ve Düşüşüne Tanık Olmak, Sanki Rulet Masasının Başında Oturuyormuş Gibi Bir Gerilim Yaratıyor. Dostoyevski’nin İnsan Ruhunu Bu Kadar Çıplak, Acımasız Ama Aynı Zamanda Anlayışla Anlatabilmesi Beni En Çok Etkileyen Nokta Oldu. Kitap Kısa Ama Bitirdiğimde Uzun Bir Yolculuktan Dönmüş Gibi Hissettirdi; Çünkü Karakterlerin Tutkusu, Kaygısı Ve Hırsı Bir Şekilde Bana Da Geçti.
Hüseyin Nihal Atsız, Okumaktan Asla Sıkılmayacağım, Favori Yazarlarımın Başında Geliyor. Bugüne Kadar Okuduğum Her Eserini Çok sevdim; Hatta Beğenmediğim Bir Eseri Bile Yok Diyebilirim.
“Dalkavuklar Gecesi” Adlı Eserinde, Avamın
Padişaha Yaptığı Dalkavukluk, Devlet Kademelerindeki Liyakatsizlik Ve Sadece Yakınlarını Göreve Getiren Yöneticiler Sert Bir Şekilde Eleştiriliyor. Atsız, Tarihten Alınmış Olayları İğneleme Ve Hiciv Yoluyla O Kadar Ustaca Aktarıyor Ki, Okurken Hem Düşünüyorsunuz Hem De Hayran Kalıyorsunuz.
Eserin Sonunda, Bir Karakterin Şehitler Tarafından Kabul Edilmemesi Ve Ardından Şehitlerin Bir Bir Konuşması İse Beni En Çok Etkileyen Kısımlardan Biriydi. Hem Duygusal Hem De Düşündürücüydü.
Sonuca Gelecek Olursak; Atsız’ın Kaleminden Çıkan Bu Eser, Sadece Tarihî Değil, Aynı Zamanda Derin Bir Toplumsal Eleştiridir. Kesinlikle Okuyun, Pişman Olmazsınız. Ben Çok Beğendim;)
Turan Duası
“Ali Kınık,” Dünyada Eşi Benzeri Bulunmayacak Bir Sanatçı; Sesiyle, Türküleriyle, Görüşleriyle Birçok Kişinin Yaşam Tarzına Şekil Veriyor.(Başı Ben Çekiyorum) Birçok Başarı Elde Etmesine Rağmen Sanatçı Olmayı Tercih Ederek O Harika Sesiyle Gönlümüzü Huzurla Dolduran Bir İnsan. Bu Nesilde Hiçbir Çaba Sarf Etmeden Ben Sanatçıyım Diyen Kişileri Dinlemektense, Böyle Emek Veren Yaptığı Tüm Girişimleri Ülkesine Faydası Olsun Diye Yapan, Hiçbir Karşılık Beklemeyen, Kimseyle Eşdeğer Olmayan Bir İnsanı, Sanatçıyı Dinlemeyi Tercih Ederim. Onun Gittiği Yolu Kendime Yol Edinirim. Böyle Saçma Bir Nesilde “Ali Kınık” Dinleyip, Onun Yolundan Gitmek Bir Ayrıcalıktır. Lafın Kısası “Ali Kınık” Herkesin Anlayabileceği Biri değildir.
Kitap Gayet Güzel İlerliyordu. Sonunun Hüsranla Biteceğini Hiç Tahmin Etmemiştim. Varvara Makar Aleksiyeviç İle Bir Dost Gibi Konuşurken Bir Anda Biri Çıkıp, Benimle Evleneceksin Param Var Dediğinde Dostunu Hiç Düşünmeden Evleneceğim Deyip, Yüzüstü Bıraktı. Oysa Ki Makar Onun Sayesine Ayakta Duruyordu. Ona Para Ulaştırmak İçin Yüzünü Eğip Herkesten Borç İstiyordu. Kitabın Sonunda Hayal Kırıklığına Uğradım. Burdan, İnsanoğlunun Gerçekten De Yeryüzünün En Nankör Varlığı Olduğunu Bir Kez Daha Anımsıyoruz.
Konusu Güzel Ama Felsefe Olduğu İçin Anlaşılması Biraz Güç. Özellikle Kitabın Sonunda Anlatılan, Mağarada Hapis Tutulan İnsanların Öyküsünü Çok Beğendim