Mona

Mona
@1monarosa
"Uyu da turnalar girsin rüyana. " youtu.be/kjlu9RRHcbE
Geyve
926 okur puanı
Ekim 2017 tarihinde katıldı
“Yetmez mi. ? Kaç kelebek ömrü kadar ömür yaşadın. “
8/10
·267 syf.··
Beğendi
·
2021 20. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2021 16:10
Elimde olsaydı eğer kaç kelebek, kaç gelincik ömrü daha eklerdim ömrüne Sığırcık kuşlarının gökyüzüne sunduğu dansları Otların nisan rüzgârlarında ki salınışlarını feda ederdim, Geri getirebilseydim eğer Alleben’i Akışında bir yudum çayı bir şiire katmayı isterdim, Narlı istasyonunda on iki postasını birlikte beklemeyi dilerdim Dilerdim bu bahar Nakıp Ali’de bir filmin seyrine dalmayı Taş evlerin arasında ayak seslerimin gökyüzüne karışmasını Çukurbostan’da yollarımızın sessizce kesişmesini Dilerdim çocuksu gülüşlerinizde düşlerime dokunmayı, Antep’in kırmızı düzlüğünde isterdim adınıza aydınlık demeyi “Ben yalnız seni istedim belki. Ben yalnız bütün ormanı belki. Ben yalnız ışıklarını şehrin.” Ben seni istedim belki, yalnız ellerini Gelincikleri ellerime kına yapan ellerini Sonra tutup yakana iliştirmeni Ben seni istedim yalnız belki Saçlarından rüzgâr geçirmeni Tutup kendini bir acıya siper etmeni Hayatımdan bir Ülkü Tamer geçti, memleketim gibi kokan bir Ülkü Tamer. Etkinlik kitabımız “ Yanardağın Üstündeki Kuş ”la birlikte şairimizi daha iyi tanımak için " Yaşamak Hatırlamaktır” kitabını da birlikte okudum. Şairin dünyasını tanıdıkça kullandığı imgeler, zengin anlatım dünyası daha güzel oturdu zihnimde. Baharın başlangıcında sürekli aklımda kalacak mısralar yerlerini aldılar. Bir şiir kitabı bitince ne kalır geriye elinde insanın? Birkaç güzel mısra belki bir burukluk belki sevince benzer şeyler, belki de birçok duygunun gri karmaşıklığı. İkinci yeninin en genç halkası, gülen yüzü ama ölümle örgülü şiirler. Düşünmeden edemedim insanı ölümden korkutan neydi, kendi yaşamına seyirci olmak mı, yoksa iyi bir oyuncu olmak mıydı! Ülkü Tamer’i
Yanardağın Üstündeki KuşÜlkü Tamer · Yapı Kredi Yayınları · 2014568 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
KÜLRENGİ ZAMANLARIN ÖYKÜSÜ
Puan vermedi·168 syf.··
Beğendi
·
2021 7. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Ocak 2021 02:00
İçimde tüm sözlüklerin uçuştuğu ve doğru yerleri bulmak için bir mücadeleye girdiği bu incelemede kusursuz düzlemde bir şeyler yazamayacağım belki. Ne zaman zor bir durumun içine girsem zaten kelimelerim de kayboluyor, günlerce izlerine rastlayamıyorum. Raflardaki kavanozların, kitaplıktaki kitapların arasındadır diye çok bakıyorum ama bulamıyorum. Bu durumlarda sözcükler hiçbir zaman hakkını vererek yerini bulamıyor . Hep yarım kalıyor, hep eksik … Eksik sözcüklerim, yetersiz kalemim ve parçalanmış bir yaşamın içinde bocalayıp duran Ahmet Cemal… Sevmek isterken sevgisizlik iklimlerine sürüklenen bir adamın öyküsü bu, okudukça onu çok anlamış olmanın verdiği yaralar açıldı içimde bir bir. Doğduğu andan itibaren ilmek ilmek örülen bir sevgisizlik ağı ile yalnız kalmanın etkisiyle parçalara bölünmüş ve tüm beklentilerin insan ruhu üzerinde açacağı derin izlerin kaldırıp kenara atılmış olduğu bir yaşam ve böyle bir yaşamda insanların hep yaptıkları bir şey vardı, “kendi paylarına düşenleri alıp gitmek”. Her şey bir oyundu onun hayatında "sevme sözcüğünün neredeyse yabancı kaçtığı bir oyun ya da sevenin payına hep bir sevmeyenin düştüğü bir oyun. Belki de kimsenin kimseyi sevmediği ya da doğru sevdiğinde artık geç kalınmış bir oyun. Başı sonu karmaşık bu oyuna günlük cinayetler de katıldı sonra, ceza yasalarında yer almayan cinayetler, sıradan, alışılmış, alışıldığı için de suçluların genellikle cinayet diye algılamadıkları”, aldırmamak, susmak ve daha nicesi… Cemal kendi yaşamının kıyılarına sürüklenerek burada bir dünya inşa etmişti, çevre duvarları itilmekten ve sevgisizlikten aşınmış. Sonra yalnızlıklar başlamıştı şehrin taşlaşmış sokakları ve evleri arasında, iklimi sert yalnızlıklar. Peki, sorarım size. Yalnızlığı bir renk ile tarif etmiş olsaydınız sizin
1000Kitap
Kıyıda YaşamakAhmet Cemal · Can Yayınları · 2017146 okunma
Puan vermedi·176 syf.··
2021 4. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 20:28
Okyanus etkisi tam da Ahmet Cemal ile aramızdaki durumu açıklar gibi. Nasıl desem bilmiyorum bu yazarın insanı saran bir havası var. Hem naif, hem güçlü, hem de zeki ve çok yönlü bir yazar. Bu yönlerin içinde de en önemlisi iyi bir kültür eleştirmeni. İçinde yaşadığımız kültürü çok iyi tanıyor, zayıf yönlerini ve bu yönlerin çözümlerini de iyi biliyor, eleştiriyor. Kitapta birbirinden değerli denemeler yer alıyor. Öğrenme, sorgulama ve düşünsel anlamda hem güzel hem de sıkılmadan okuyabileceğiniz tarzda konu bakımından da geniş yelpazeli (sanat tiyatro kültür vs.) bir eleştirel yaklaşım ortaya koyuyor. Yazar kimi yerlerde de okurla bir sohbet halinde bulunuyor ki, bu da anlatımı daha hoş hale getiriyor. Kısaca en beğendiğim 2 deneme üzerinde durarak Ahmet Cemal’i incelemeye çalışacağım: Ben'in Savaşımı ve Yıkımı Bu denemede iki önemli isme değinmiş Cemal; biri Sokrates, diğeri de Nietzsche. Sokrates' in betimlediği insan; Tüm 'siz' ve 'biz' den yoksun, dünyayla baş etme işini yalnızca 'ben'in omuzlarına yükleyen insandır. ve yine nietzsche'nin 'üstün insan' ı, hiçbir çoğunluğa taşınmayacak, tüm siz ve bizlerden sıyrılmış 'ben'in bilincine varmış insandır. Bütün bu çıkarımlar doğrultusunda şöyle bir tespite varıyor Cemal; Ben diyebilen bir insan hangi otoriteden ve kurumdan gelirse gelsin hiçbir düşünceyi koşulsuz benimsemeyen bunu yapmak için o düşünceyi önce kendi aklının süzgecinden geçirmeyi önkoşul sayan eleştirel düşünce sahibi insandır. Eleştirel düşünceye sahip olmayan her insan, 'katılımcı ruhlu' dur. Katılımcı olmak eleştirel düşünmekten kolaydır. Çoğu insan düşünme dâhil olmak üzere birçok konuda tembeldir. Sürüye uymak uğraş vermekten kolay gelir lakin hakikate varmak isteyen insan eleştirel düşünmek zorundadır. Taraf tutma ve belirli bir gruba dâhil
1000Kitap
GiderayakAhmet Cemal · Can Yayınları · 201750 okunma
10/10
·135 syf.··
Beğendi
·
2020 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2020 14:07
Sen nasıl güzel bir yazarsın Ahmet Cemal Elime bir bardak suyumu aldım buz gibiydi su tıpkı hava gibi, düşüncelerim gibi uzun uzun nefes aldım yazar diye allayıp pulladıkları salt hayal kırıklığı olan birçoğunu cebinden çıkarır Ahmet Cemal, anlatımının keskinliği düşüncelerinin sağlamlığı ile beni derinlere itti. Aynı zamanda çevirmenlik yapan Ahmet Cemal onca nitelikli yazarların eserlerini çevirmiş(Knut Hamsun, Heinrich Böll, Bertolt Brecht, Ingeborg Bochmann, Franz Kafka, Elias Canetti, Robert Musil, Goethe gibi ) ve o yazarlardan çok şey öğrenmiş çeviri yaparken de kendini beslemiş, geliştirmiş yetkin bir kişi. Kitaba gelecek olursak Toplam on öykü bulunuyor, on öykünün onu da ayrı ayrı güzel. Yer yer iyi yazarlara ve romanlara yapılan atıflar hatırlatmalar ile okuyucuya ayrı zevk veriyor. İnsanın tüm yönlerini ele alırken yaptığı gözlemler ve yine bu yöndeki yerinde tespitleri ile bir nevi insanı çözümlemeye çalışıyor her ne kadar zor olsa da. Zor diyorum çünkü insanı anlayabilmek ve anlamlandırmak bilmek güçtür. Yani insan her an değişir düşünceleri inançları ve daha bir sürü özellikleri. Proust un şöyle bir sözünü okumuştum insanı tanımak mümkün değildir; çünkü bizim o insanı görüşümüz düzelirken kıpırtısız bir hedef olmayan o insanın kendisi de bir yandan değişir; biz onu yakaladığımızı zannederken yer değiştirir ve nihayet onu daha net gördüğümüzü düşündüğümüzde, aslında netleştirmeyi başardığımız şey, onun eskiden yakaladığımız, artık onu temsil etmeyen görüntüleridir..." Tekrar kitaba dönersek anlatıcı ve anlam derinliği ne kadar iyi olursa kitap da o kadar güzelleşiyor ve burada yazara büyük rol düşüyor yazar bunu hakkıyla yapmış öykülerin hepsi anlam bakımından derin anlatım bakımından akıcıydı karakterlerin içinde bulunduğu ruh halleri iyi biçimde
DokunmakAhmet Cemal · Can Yayınları · 2017310 okunma
Müzmin bir hüzne müptelâ, korkak bir adamın hikayesi.
Puan vermedi·143 syf.··
2020 12. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2020 23:39
Ömrümüzü hangi vehimlere kurban ediyoruz düşünmeden birçok değeri feda ettiğimiz insanlar buna ne kadar değer oysa biz hergün parça parça eksilip ,manasız şeylere bel bağlayarak ziyan oluyoruz. Ziyan olan bir can daha İffet... Yasak bir aşkın kucağına düşen iffet evli bir kadına aşık olur ve kendini hiç tereddüt etmeden feda eder. Çocukluğun da tatillerini geçirmek için gittikleri halasının çiftliğinde dinlediği bir masal İffet’in ruhunda derin izler bırakır. Bu, sevdiği kadının namusunu kurtarmak için kendini dereye atan köylü gencin hikâyesidir İffet’in fedakârlığının temelinde işte bu hikaye yatar bu hayalle birlikte aşkla tanışır. Buluştukları bir gece dışarıdan ayak sesleri duyarlar. Kaçıp kurtulma imkânlarının olmadığının farkında olan İffet değirmen masalındaki İsmail’i hatırlar. Hiç düşünmeden, gayriihtiyarî dudaklarından şu sözler dökülür: “Seni kurtarmak için ne lazımsa yapacağım. Adi bir hırsız olduğumu söyleyeceğim. Hırsızlık için eve girdiğimi iddia edeceğim.. İnsan hayatında doğruluğu, temizliği, ahlaklılığı en ulvî faziletlerden sayan, Hocası Mahmut Efendi’nin “Evlatlarımın maktul olmalarını katil olmalarına tercih ederdim!” (s. 20) sözü, İffet’in bundan sonraki yaşamında izleyeceği yolu çizer. Mahmut Efendi’nin bu sözü hatırlayan İffet, Vedia’nın iffetinin katili olmaktansa masallara has kendi aşk ve fedakârlık duygusunun maktûlü olmayı tercih eder. Ve kendini hırsız diye yakalatarak hayatının geri kalanını bir damga ile yaşamasına sebep olur..Değirmen masalındaki köy delikanlısı gibi hayatını kaybetmez ama ondan daha kötü bir sonla, damgalanmış bir hırsız olarak hayatına devam eder belki ahlaklı bir davranış yaptı vedianın namusunu kurtararak kendince lakin baştan sona erdemsiz olan bu davranış onun hayatını heba eder. Hapis hayatının ardından
DamgaReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 20174,170 okunma