"Yine de o eski yaşamımıza öylesine bağlıyız ki... Çünkü umutsuz dönemlerimizin yanı sıra mutlu anlarımız da var, yüreğimizin, ruhumuzun neşeyle dolduğu, sabahları cıvıl cıvıl ötmekten kendini alamayan tarla kuşu gibi coştuğumuz.. Ruhumuz kimi kez sıkışsa, korkulara kapılsa bile... Sevdiğimiz herkesin, her şeyin anısı olduğu gibi duruyor ve yaşamımızın akşamında yeniden uyanıyor.. Evet anılar ölmüş değil, yalnızca uykuda. Ve bunlardan bir hazine toplamak hiç de kötü değil."
Bu kadar etkileneceğimi düşünmüyordum. Kelimelerimi toparlamakta zorlanıyorum. Kitap fazlasıyle etkileyici. Werther'in yaşadığı tüm duyguların içinde buluyorsun kendini. Derinden hissediyorsun kullandığı akıcı betimlemeleri ile. Bu derinliği yaşatanda soyut olan her şeyi somutlaştırıp önüne sürüyor olması.
Sadece aşk romanı olarak görülmemeli. Yaşam ile ölüm arasındaki o kadar çok şeyi sorguluyorsun ki...
Geç kaldığım kitaplardan biri. Hissettiklerimi hangi kelime ile doğru anlatabilirim bilmiyorum. Birçok kişinin dediği gibi okuduğunuz zaman farkedeceksiniz.
"Yaşam dolu doğanın içinde yüreğimi saran içten ve sıcak duygular, beni bir zamanlar öyle sevinçlere boğuyor, çevremdeki dünyayı benim için öyle bir cennete dönüştürüyordu ki; ama şimdi bu duygular, hiçbir yerde peşimi bırakmayan dayanılmaz bir işkence, bana acı çektiren bir hayalet haline dönüştü."
"... dünyanın bütün işleri aşağılıktır; başkalarının sözüyle, hiçbir tutkusu ya da bir gereksinimi olmaksızın, para, şan şeref ya da bilmem ne uğruna didinen biri her zaman bir budaladır."