İnsanlara, bütün insanlara karşı bir şefkat besliyordum içimde. Onlar hem yanlış yapıyorlar, hem de yanlışlıkların kurbanı oluyorlardı.Hata yapan kız kardeşini doğrayan bu adam, başka erkeklerin kız kardeşlerine karşı yanlış yapmamış mıydı hiç ? Masum kızı kandıran kurdun kendisi, evinde hapis tuttuğu başka bir kız evladın babası değil miydi? Karısına sadakatsizlik eden erkek, namusunu savunmak adına karısını öldüren koca değil miydi? O erkekle ilişkiye giren sadakatsiz kadın da başka kadınlar hakkında dedikodu yapıp duran birisi değil miydi? Aşk ve tutku şarkıları söyleyip duran toplumla, âşık olanlar ya da tutkuya kapılanlar için darağacı kuran toplum aynı değil miydi?
aslında biz kadınların çok iyi bildiği, içimizde bir yerlerde hep taşıdığı o tanıdık sızıyı ve isyanı anlatıyor. Kitabı okurken, sanki aynaya bakıp kendi ruhumun parçalanmışlığını gördüm .
Buradaki kadın, modern dünyanın ya da toplumun beklentileriyle asimile edilmiş, bir kalıba sokulmuş ama özünü, o kadim köklerini ne yaparsa yapsın koparıp atamamış bizden biri. "Saçlarımı geri ver" çığlığı, aslında elinden alınan özgürlüğü, çalınan benliği ve hapsedilen kadınlığı geri istemenin o çok tanıdık, can yakıcı isyanı.
İncelemeyi yazarken içimdeki o git gelleri o kadar net hissettim ki... Bir yanım toplumun o bitmek bilmeyen cehaletine, bizi sürekli bir şekle sokmaya çalışan ikiyüzlülüğüne karşı deli gibi öfkeli. Ama diğer yanım, o öfkenin hemen arkasında, bu topraklara ve insanına karşı o kadar büyük bir şefkat ve merhamet besliyor ki... İşte bu ikilem, insanı nefessiz bırakıyor.
Kitaptaki o kadının anlam arayışı, aslında hepimizin her sabah uyandığında verdiği o gizli mücadele: "Ben kimim ve bu dayatmaların içinde kendimi kaybetmeden nasıl var olabilirim?" sorusu. O, ne geçmişin sığlığına teslim oluyor ne de modern dünyanın ruhsuzluğuna. Köklerinden aldığı o sessiz güçle, kendi küllerinden yeniden doğmanın yolunu arıyor.
Doğanın güzel ve kudretli bir Tanrı olduğunun, cılız ama kibirli insanlığın da kısacık ömür süresinde sırf gurur ve başarı duygusu adına onun üzerine ne kadar ucuz ve çirkin giysiler giydirmeye çalıştığının farkına varmıştım.
Hayatımda ilk döktüğüm gözyaşlarımın nedeni kesinlikle okulda derslerimin kötü olması ya da kıymetli bir şeyimi kaybetmem yüzünden değil ,sadece bir kızı çocuğu olduğum içindi.