büşra nur

Puan vermedi·92 syf.·
2026 8. kitabı
aslında biz kadınların çok iyi bildiği, içimizde bir yerlerde hep taşıdığı o tanıdık sızıyı ve isyanı anlatıyor. Kitabı okurken, sanki aynaya bakıp kendi ruhumun parçalanmışlığını gördüm . ​Buradaki kadın, modern dünyanın ya da toplumun beklentileriyle asimile edilmiş, bir kalıba sokulmuş ama özünü, o kadim köklerini ne yaparsa yapsın koparıp atamamış bizden biri. "Saçlarımı geri ver" çığlığı, aslında elinden alınan özgürlüğü, çalınan benliği ve hapsedilen kadınlığı geri istemenin o çok tanıdık, can yakıcı isyanı. ​İncelemeyi yazarken içimdeki o git gelleri o kadar net hissettim ki... Bir yanım toplumun o bitmek bilmeyen cehaletine, bizi sürekli bir şekle sokmaya çalışan ikiyüzlülüğüne karşı deli gibi öfkeli. Ama diğer yanım, o öfkenin hemen arkasında, bu topraklara ve insanına karşı o kadar büyük bir şefkat ve merhamet besliyor ki... İşte bu ikilem, insanı nefessiz bırakıyor. ​Kitaptaki o kadının anlam arayışı, aslında hepimizin her sabah uyandığında verdiği o gizli mücadele: "Ben kimim ve bu dayatmaların içinde kendimi kaybetmeden nasıl var olabilirim?" sorusu. O, ne geçmişin sığlığına teslim oluyor ne de modern dünyanın ruhsuzluğuna. Köklerinden aldığı o sessiz güçle, kendi küllerinden yeniden doğmanın yolunu arıyor.
Kahire Saçlarımı Geri VerNevâl El-Seddavi · Everest Yayınları · 2001420 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Puan vermedi·81 syf.·
2026 6. kitabı
Kalbi ile bakabilenlere merhaba :) Sonunu böyle beklemediğim , ters köşe olduğum bu kitabın incelemesini siz muhterem okuyuculara sunarım . Papaz , Amelie, Gertrude, Jacques … İnsanın en çok “iyi” olmaya çalışırken kusurlu hale geldiğini gösteren sarsıcı bir metin. Papaz, Gertrude’a yardım ettiğini düşünürken aslında kendi duygularını, hatta gizli arzularını besler. Onun bencilliği bilinçli bir kötülük değil; tam tersine, kendini iyi sanmanın yarattığı en tehlikeli körlük. İnsan olmanın en çarpıcı kusuru da belki burada ortaya çıkar: Kendi içini görememek. Gertrude, kör olmasına rağmen insanların içini sezebilen, bakmadan görebilen bir karakter. Onun iyiliği saf ama aynı zamanda kırılgan. Amélie ise her şeyi fark eden, susarak direnen ve sabırla bekleyen bir vicdan gibi durur. Jacques ise bu düzenin içindeki çatlağı erken fark eden, ama yine de engelleyemeyen bir başka yalnız sestir. Romanın konusu aslında çok basit görünür: Bir papazın kör bir kıza yardım etmesi. Ama bu basitlik içinde Gide, iyiliğin bile insanın kusurlarından korunamadığını gösterir. Çünkü insan, en çok iyi olduğunu düşündüğü anda kendine yabancılaşır; bakar ama görmez, sever ama sahip olmak ister, iyilik yapar ama kendini yüceltir. İyi okumalar ..
Pastoral SenfoniAndré Gide · Can Yayınları · 20246,7bin okunma
ahlaklı ahlaksızlara
Puan vermedi·286 syf.·
2026 5. kitabı
İnsanlar başkalarının hatalarını görmeye ne kadar meraklı ama kendi ayıplarını gizlemekte de bir o kadar ustalar. Yazar bunu karakterler üzerinden çok doğal ve gerçek bir şekilde gösteriyor. Kitabı okurken insan ister istemez şunu fark ediyor: Toplumda ahlak üzerine en çok konuşanların, bazen kendi hayatlarında aynı ölçüde dürüst olmadıkları gerçeği. Eserde beni en çok etkileyen şeylerden biri, ahlaksızlıkların anlatıldığı bir hikâyenin içinden güçlü bir ahlak dersi çıkmasıydı. Yazar, doğrudan “ahlaklı olun” diye öğüt veren bir tavır takınmaz; bunun yerine insanın zaaflarını, ikiyüzlülüğünü ve toplumun baskısını gözler önüne serer. Ben kitabı bu yüzden sevdim. Çünkü bana, ahlaksızlıkların anlatıldığı bir hikâyenin içinden bile güçlü bir ahlak dersi çıkabileceğini hissettirdi. iyi okumalar
Gönül Bir Yel Değirmenidir Sevda ÖğütürHüseyin Rahmi Gürpınar · Karbon Kitaplar Yayınları · 20205,6bin okunma
Bu kadar sevmek, insanı yüceltebildiği gibi yok da edebiliyor..
Puan vermedi·120 syf.·
2026 4. kitabı
Werther’in mektuplarını okurken bir roman değil, sanki bir insanın iç dünyasına gizlice bakıyormuşum gibi hissettim. Werther’in Lotte’ye duyduğu aşk bana romantik bir hikâyeden çok, çaresizliğin ve imkânsızlığın ağırlığını anlattı. Çünkü bu aşk mutlu olmak için değil, acı çekmek için var gibiydi. Werther sevdiği için yaşamıyor, sevdikçe yaşamaktan uzaklaşıyordu. En çok etkilendiğim şey, Werther’in duygularının samimiyetiydi. Onun çelişkileri bana yapay gelmedi; aksine, fazlasıyla insaniydi. Bir yandan Lotte’nin mutluluğunu istiyor, diğer yandan onu Albert’le gördükçe içten içe parçalanıyordu. Bu durum, aşkın bazen ne kadar bencil ve ne kadar yıkıcı olabildiğini gösterdi bana. Werther’in acısı abartılı değil, içten içe büyüyen bir umutsuzluktu. Romanın sonuna yaklaştıkça, Werther’in dünyayla bağının koptuğunu hissettim. Artık Lotte sadece bir insan değil, onun yaşama tutunma sebebi olmuştu. Bu yüzden malum son bana bir “ani karar” gibi değil, yavaş yavaş örülmüş bir kader gibi göründü. Sonu , yalnızca karşılıksız bir aşkın değil; hayata uyum sağlayamayan, duygularıyla baş edemeyen bir ruhun yenilgisi gibiydi. Kitabı bitirdiğimde içimde buruk bir boşluk kaldı. Werther’e kızamadım, ama onu haklı da bulamadım. Sadece şunu düşündüm: Bu kadar sevmek, insanı yüceltebildiği gibi yok da edebiliyor.. **İyi okumalar :)**
Genç Werther’in AcılarıJohann Wolfgang Von Goethe · Kapra Yayıncılık · 2021150,1bin okunma
“ Yasalar Üzerine “ Üzerine
Puan vermedi·95 syf.·
2026 3. kitabı
Hukuku sadece kurallar bütünü olarak değil, insan doğasına uygun ahlaki bir düzen olarak ele alınan önemli bir felsefi metindir . eserde yasa ile ahlak arasında ki bir bağ kurulur. Adil olmayan bir yasa gerçek anlamda yasak sayılmaz hukuk yalnız güç ile değil adalet ve erdemle temellendiriilmelidir . Hukuk, insan yapımı kurallardan çok evrensel adalet ile biçimlendirilmelidir . “ yasa, doğaya uygun doğru akıldır. “
Yasalar ÜzerineMarcus Tullius Cicero · Kapra Yayıncılık · 20211,339 okunma