İnsanlara, bütün insanlara karşı bir şefkat besliyordum içimde. Onlar hem yanlış yapıyorlar, hem de yanlışlıkların kurbanı oluyorlardı.Hata yapan kız kardeşini doğrayan bu adam, başka erkeklerin kız kardeşlerine karşı yanlış yapmamış mıydı hiç ? Masum kızı kandıran kurdun kendisi, evinde hapis tuttuğu başka bir kız evladın babası değil miydi? Karısına sadakatsizlik eden erkek, namusunu savunmak adına karısını öldüren koca değil miydi? O erkekle ilişkiye giren sadakatsiz kadın da başka kadınlar hakkında dedikodu yapıp duran birisi değil miydi? Aşk ve tutku şarkıları söyleyip duran toplumla, âşık olanlar ya da tutkuya kapılanlar için darağacı kuran toplum aynı değil miydi?
Doğanın güzel ve kudretli bir Tanrı olduğunun, cılız ama kibirli insanlığın da kısacık ömür süresinde sırf gurur ve başarı duygusu adına onun üzerine ne kadar ucuz ve çirkin giysiler giydirmeye çalıştığının farkına varmıştım.
Hayatımda ilk döktüğüm gözyaşlarımın nedeni kesinlikle okulda derslerimin kötü olması ya da kıymetli bir şeyimi kaybetmem yüzünden değil ,sadece bir kızı çocuğu olduğum içindi.
Özünü, bir güvercinin gagasındaki buğday gibi topladığım hayat... Varlığım, bedenim ve ruhumun en küçük zerresiyle sevmeye başladığım hayat... Sarılmak için karşı konulmaz bir arzu duyduğum hayat...