Romanlaştırılarak yazılan tarihi kitapları çok seviyorum. Yazarın kalemi de güzelse tam manasıyla tadından yenmez. “Bilinmeze Doğru” da tadından yiyemediğim eserlerden biri oldu. Hem tarihi bilgiler öğrendim hem de harika bir kurgunun içinde kayboldum.
Bu eser acının, sürgünün ve savaşın kol gezdiği topraklardan Kırım’dan, Tatar Türkleri’nden bahseder. Sovyet askerleri tarafından zoraki sürgüne tutulan Türkler, hayvan vagonları içerisinde Orta Asya’ya gönderilir. Havasızlık, susuzluk, açlık ve hastalık yüzünden 200.000 Türk’ün neredeyse yarısı hayatını kaybeder. Hayatta kalanlar ise köle olarak çalıştırıldılar. Öz vatanlarına 1990 yılına kadar dönemediler.
Roman, Yulian ile Kadir’in inanç ve kültür zıtlığına rağmen aşkı seçmeleriyle başlar. Bu aşk onlara yıllarca çok pahalıya mal olacaktır. Yulian’ı ailesi reddeder ve savaş esnasında babası Vladamir ikiz çocuklarından birini aileden alır. Kadir ile Yulian yıllarca çocuklarının öldüğünü düşünür.
İkizler Vera ve Katherina ayrı konu olarak anlatılmıştır. Bir taraftan Vera’yı bir taraftan Katherina’yı okuyorsunuz. Bu iki ana karakter dışında Tatya, Mukadder, Turgut ve Emin’in de hayatına şahit oluyorsunuz. Yazar bu hayatların hepsini ustalıkla bir yerde birleştiriyor yani birbirlerine karıştırmanıza imkan yok. :)
Vera ile Emin evlenecek mi? Katherina, Vera’yı bulabilecek mi? Mukadder halanın mektuplarda ki aşkı kim? Okurken o kadar merak ettiğim soru vardı ki bu da okuma isteğimi arttırdı.
Yazarın kaleminde Emine Işınsu esintisini hissettim. Tavsiyedir. Okuyun, okuyun, okuyun…🙃