İnanılmaz bir hikayedir bizimkisi. Bildiğimiz kadarıyla, gezegende kendi programlama dilini çözme oyununa bodoslama dalacak kadar karmaşık tek sistemi oluşturuyoruz. Farz edin ki bilgisayarınız kendi donanımını denetlemeye başladı, kasasını söktü ve kamerasını kendi donanımına yönlendirdi. İşte biz buyuz.
Allah, zaman ve mekândan münezzehtir. O, Evvel’dir, Âhir'dir. Evveli de kuşatır, ahiri de. Kuşattığı âlemi bilen Allah; bu sebeple de aleme kudretiyle istediğini yapan ve yaptırandır. Yüce Allah’ın isimleri hem yarattığı bütün varlıklarda tecelli eder ve hem de her varlık bu tecelliye yönelir, ondan müstefit olur. Öyleyse neyi kuşatıyorsak; o şey bizim bilgimiz ve egemenliğimiz altına girmiş demektir. Konumuz itibariyle zamanı ne kadar kuşatır ve kullanırsak zaman da o kadar bizim bilgimize ve kudretimize boyun eğer. Bu açıdan bizlerin ilahi kemâlâtı -noksan da olsa- fiilimizde tecelli ettirmemiz gerekmektedir.
Bazıları da gelecekteki günlerde meşgalesi olmayacağını, rahatça çalışabileceğini, üzücü ve engelleyici işlerden kurtulacağını hayal eder. Gençlik günlerindekinden daha çok boş vakte sahip olacağını düşler. Fakat müşahade edilen gerçek, durumun tam tersine olduğudur.
Akıllı insanların elde etmek için uğraşması gereken en değerli şey vakittir. Vakit bir ganimettir ve içindeki fırsatlar servet bilinmeli, kapılmaya çalışılmalıdır. Hayatta sıkıntılar çoktur ama vakitler de hızlı geçip gitmektedir.