İslam'da kadına saygı kusursuz derece de mükemmeldir 🌷
Hadis şarihleri (Aynî, İbn Hacer, Nevevî gibi büyük alimler) bu hadisteki ifadelerin biyolojik, zihinsel veya ahlaki bir aşağılama ya da yaratılış kusuru olmadığını net bir şekilde ortaya koymuşlardır:
Zihinsel yetersizlik değildir: İslam hukukunda kadın ve erkek ibadetlerden, haramlardan ve cezalardan eşit derecede sorumludur. Eğer kadınlar yaratılıştan aklen noksan/kusurlu olsalardı, hukuki ve dini sorumluluklarının da (muhataplığının) erkeklerden daha az olması gerekirdi. Oysa İslam'da akıl hastaları muaf tutulurken, kadınlar tam muahezedir.
Aklın Eksikliği (Şahitlik Meselesi): Hadiste Hz. Peygamber (sav) "akıl eksikliğini" doğrudan şahitlikteki dengeyle açıklar. Bu, kadının zekasının azlığı değil; o dönemin sosyal hayatında kadının ticari, hukuki ve finansal alanlardan uzak olması sebebiyle, unutmama ve yanılmama adına birbirlerine destek olmaları (Bakara Sûresi, 282. ayette belirtilen "biri unutursa diğerinin hatırlatması" prensibi) ile ilgili pratik/hukuki bir düzenlemedir.
Dinin Eksikliği (İbadet Muafiyeti): Buradaki eksiklik, günah işlemek veya manen değersiz olmak demek değildir. Kadının muayyen günlerinde namaz ve oruçtan muaf tutulmasıdır. Bu, Allah'ın kadına tanıdığı bir kolaylık ve ruhsattır. Kulun kendi iradesi dışında, yaratıcının emriyle ibadet etmemesi bir eksiklik olarak nitelendirilmiştir; ancak bu azarlama değil, bir durum tespitidir.
Pek çok İslam alimi, bu hadisin söylendiği ortama dikkat çeker. Bayram günü, kadınların arasında yapılan bu konuşma sert bir azarlama veya teolojik bir dışlama tonunda değil; latife (nükte) ve uyarı karışımı bir üsluptur.
Nitekim hadisin devamındaki cümle aslında kadının zayıflığını değil, tam aksine erkek üzerindeki büyük etkisini ve gücünü vurgular: