Bazen en güzel manzaralar tam vazgeçmek üzere olduğun yerde başlar.
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Umarım Rabbim beni, bundan daha doğru olana ulaştırır. (Kehf-24)
Reklam
"Her şey geçer, ama insanların acıları kalır. Onları sarmak için hep birini ararlar."
Alıntı
Sıfır, o zamanki Başbakan Saraçoğlu Şükrü'ye yazdı-ğım ikinci açık mektupla fena halde sarsıldı. Parti grubunda da sert hücumlara uğradı. Hatta o gece sabaha kadar düşünüp sigara içmekten zehirlendi. Çünkü bir yandan "ah ebedî şef, millî şef diye dalkavukluk etmek, bir yandan da bu iki şefi nazmen hicvettiği için mahkûm edilen Sabahattin Ali'yi himaye etmek hiçbir suretle tevil olunur şey değildi. Bu darbeyle sersemleyen Sıfır ilk is olarak Sabahattin Ali'yi benim aleyhimde dâva açmağa kışkırttı. Arkasından da Boğaziçi Lisesi'ndeki öğretmen-liğime son verilmesi için bu lisenin müdürüne bir kâğıt yazdı. Sabahattin Ali, dâvayı Sıfırın ve Falih Rıfkı'nın kışkırtmasıyla açtığını gerek savcılığa, gerekse Orhan Şaik'e söylemiştir. Sabahattin'le olan duruşma sırasında, 3 Mayıs 1944 günü yapılan Ankara nümayişi, ona beklediği fırsatı verdi. Hem Türkçülüğün, hem de şahsımın düşmanıydı. Bir taşla iki kuş vuracaktı. Üstelik, nümayiş, hâdisesini istedikleri kalıba sokup anlatmak için iki de müttefik bulmuştu: Falih Rıfkı ve Ankara valisi Nevzat. Birincisi şahsen bana, ikincisi de Orhan Şaik'e düşman olduğu için birleştiler ve Türkçülere karşı bir Haçlı seferi tertip etti-ler. Öteki müttefikleri Sabit Noyon, Kâzım Alöç, Ahmet Demir, Cevdet Erkut, Yusuf Ziya Yazgan, Şinasi Turga (veya Tolga), Sait Köçek (veya Koçak) vesaire idi. 3 Mayıs 1944 nümayişini Devlet Reisine bir Nazi ihti-lâli şeklinde anlatanların başında "Sıfır" vardır. Çünkü Çankaya köşkünün davetsiz misafiri olduğu gibi polis tahkikatı yapıldığı sırada Ankara Valiliğine ve Emniyet Müdürlüğüne gelerek tahkikatla ilgilenen, hatta bazı sanıklara sorgu bile soran yine odur. Usul ve kanuna göre polis tahkikatı gizli yapılır. Ona kimse karışamaz. Böyle olduğu halde Sıfır bu işlere karıştı. Ve merhum reisi-cumhur başyaveri
Sayfa 172 - 173·Kitabı okuyor
Postacının atı mektupsuz kalan eve seğirtince...
2. DÜNYA SAVAŞI DÖNEMİ SEYDE YENGE KOCASINDAN ALAMAZ VE GÖZÜ HEP POSTACININ MEKTUBUNDA KALIR AMA ARTIK ESKİSİ GİBİ DÜZENLİ MEKTUPLAR GELMEZ. POSTACININ ATI DÜZENLİ BİR SIRAYLA MEKTUP TAŞIDIĞI BU EVE YÖNELİNCE ŞU SAHNE YAŞANIR. BU SAHNEDEN ÇOK ETKİLENDİM. Yaşlı postacı eski takkesini kırışıklıklarla kaplı, güneş yanığı alnına doğru indirir; başını üzüntüyle sallayarak atını sürerdi. Fakat at, alıştığı için, postacının uğramaması gereken bir eve sapardı o sırada. Yaşlı adam kızar, dizginleri hızla çeker, kamçıyı yapıştırırdı. Neye uğradığını şaşıran at tökezlerdi. "Seni mendebur hayvan! Boyun devrilsin de yürüyemez ol, e mi? Kötü haber götürmeye gelince nasıl da koşarsın! Verilecek mektubum olsa senden önce ben davranırdım..."
Sayfa 24·Kitabı okuyor
Başkalarına karşı maske takanlar en sonunda kendi yüzünü de unutur.
Sayfa 88·Kitabı okuyor
Reklam
Reklam