Rasim Özdenören'in Müslümanca Düşünme Üzerine Denemeler'deki "Don Kişotça Müslümanlık" tabirinden sonra Cahit Zarifoğlu'nun Bir Değirmendir Bu Dünya'sını okumuş ve orada bir Don Kişot görmüştüm. İsmet Özel'in Kırk Hadis'ini de bir Don Kişotluk olarak değerlendirebiliriz: Bir şair ne cüretle hadis yorumlayabilir denebilir. Kitap okunduktan sonra ise bu sorudan vazgeçileceğini düşünüyorum. Sebebi kitabı beğenecek olmanız değil, beğenmeyebilirsiniz de; ama Özel'in kitabı yazmadaki -daha doğrusu konuşmalarını kitaplaştırmadaki- temeli sağlam. "Yaşamak bir yanlışlık, din bir bunalımdır" başlıklı bir Mukaddime ile açıyor kitabını Özel. İşte bir şairin Kırk Hadis kitabı telif etmesindeki hikmet de burada yatıyor. Ben bu ifadeyi -kitaptaki açıklamasından bağımsız olarak- şuna benzettim: Yanlış iliklenmiş bir gömleği yırtarak çıkarmaya çalışmak. Biraz daha açacak olursam, İslam'dan uzaklaşmış yaşantımız yanlış iliklenmiş gömleğimizdir. Dinin bizi gayri İslami yaşantıdan çıkarması mevcut bağlamda gömleği yırtarak çıkartmaktan başka şekilde mümkün olamaz. Bu da bir Müslüman'ı "şair olarak" oturup Kırk Hadis yazmaya iter. Çağdaş yaşamın bize biçtiği gömlekleri giydiğimizde, Müslüman olarak var olma imkânlarımız kısıtlanıyor. Oysaki Özel'in kitapta ele aldığı hadis-i şeriflerden de görüleceği üzere, Müslümanlık esasen öyle yüksek bir şahsiyet olmayı gerektiriyor ki, o yüksek şahsiyet çağdaş yaşamın biçtiği "şair", "mühendis", "doktor", "işçi" gibi gömleklere sığmaz, sığamaz. Ha bir hata silsilesi olagelmiştir ömrümüz, biçilmiş o gömlek o yüksek şahsiyet olunamadığı için giyilebilmiş, üstüne bir de yanlış iliklenmiştir. O vakit İslam'dan gayrı kalıp tanımayacak yüksek şahsiyete kavuşmanın tek yolu o gömleği yırtarak çıkarmaktır. Yırtarak çıkarmadıkça, içine sokulduğumuz dar kalıp