Seriye giriş kitabı olarak iyiydi ama beklentiniz yüksek olmasın
7/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Çaldığımız Yalanlar Darkromance Bağımsız Seri Çift Taraflı Bakış Açısı Yetişkin Kurgu 395 Sayfa Puanım 7 Mutlu S. 1- Çaldığımız Yalanlar 2- Yaktığımız Gerçekler 3- Arzuladığımız Kan 4- Arzuladığımız Kan 5- Ettiğimiz Yemin Alistair Caldwell & Briar Lowell Alistair Caldwell, kasabanın yarısı ailesine ait(ailenin dışlanan çocuğu) Rooc Van Doren, savcının oğlu Thatcher Pierson, seri k*tilin oğlu Silas Hawthorne teknoloji imparatorluğunun varisi(şizofreni teşhisi konulmuş) Rosemari Donahue belediye başkanının kızı ve aynı zamanda kasabanın en kötü şöhrete sahip 4 kişilik arkadaş gurubunda Silas ile sevgilidir ve birgün yüksek dozda yasaklı madde kullanmaktan hayatını kaybetmiş fakat Rosa aslında asla o maddeye bağımlı değildir. Silas, Alistair, Rooc ve Thatcher arkadaşlarının c*nayetini örtbas edenleri bulmak için dedektif gibi iz sürerler ve bunu yaparken oldukça acımasız olurlar. Briar Lowell'in hırsız babası hapse girince Panderso Springs kasabasında dayısının öğretmenlik yaptığı Hollow Heights üniversitesine okumak için gider. *Alistair ve Briar arasındaki duyguları hissetmek pek mümkün değildi. İkilinin aşkı kitapta fazlasıyla geri planda kaldı. Bazı olaylar ters köşe olması için sanki zoraki yazılmış gibi geldi. Yine de yazarın anlatım dilini sevdim, serinin devamının daha iyi ilerleyeceğini umuyorum.
Çaldığımız YalanlarMonty Jay · Martı Yayınları · 2026120 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
Reklam
Fizik katili karakterler derneği..
3/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap. Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz. Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı. Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış. Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri: 1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…” Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025110 okunma
5/10
·384 syf.··
2026 7. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 26 Mayıs 2026 00:00
. . SPOİLER . . . . Açlık Oyunları’nı ilk kez 10 sene önce okumuş ve hala aynı sevgiyle, hatta daha heyecanlı bir şekilde takip eden biri olarak bu kitap benim için hayal kırıklığıydı. Beklentim çok daha büyüktü ve çok daha farklıydı. Onun yerine filler episode gibi hissettiren, çok tembelce yazılmış bir kitap buldum. Beğenmediğim yerleri madde madde anlatmam gerekiyor 1.Evrenle ilgili hiçbir şey anlatmıyor ve bilmediğimiz neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Haraçlar haricinde yeni bir karakter dahi tanıtmıyor. Hiçbir risk almıyor. Akıl hocalığı yapacak karakterlerle tanımadığımız galipleri tanıtma, evreni genişletme şansı varken ne yapıyor? Zaten hem okuduğumuz hem izlediğimiz bir değil, İKİ galiple tekrar karşılaşıyoruz. Sonra bir bakıyoruz başka bir galibin de çocuğu o oyunlara seçilmiş ve tanıdığımız galip sayısı üçe çıkıyor, hem de Haymitch ve o çocuğu arenada beraber göreceğiz, çok üzücü değil mi? (75.Açlık Oyunları’ndaki haraçların bilerek seçilmesi olayına geleceğim.) Yeşilçam filmi mi bu? Yetmiyor o sırada herhangi biri olmayan Effie yokluktan çıkıp geliyor ve kitaba dahil oluyor. Neden? Tiktokta editleri yapılsın diye. Şu an şarkılardan filmlere kadar her şeyin sosyal medyada ünlensin diye yapıldığının farkındayım ve bu zaten yeterince kötü ama bu kadar sevdiğim bir serinin de bundan nasiplendiğini görmek benim için ekstra üzücü. Ayrıca orijinal seride Effie’nin 12.mıntıkaya bilerek verildiği ve bundan memnun olmadığı söylenmiyor muydu? 2.Haymitch’in Katniss’in babasıyla en yakın arkadaş olmasına, Lucy Gray’le akraba olma ihtimali olan birine aşık olmasına, kollarında ölen manevi kardeşinin broşunun devrimin sembolü olmasına falan değinmiyorum. Dramatik bulsam da diğer diğer kısımlar olmasaydı bunlar güzel ayrıntılar olabilirdi, zaten 12.Mıntıka çok büyük bir
Hasatta GündoğumuSuzanne Collins · Dex Kitap Yayınları · 2025875 okunma
Puan vermedi·264 syf.··
Beğendi
·
2026 10. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 24 Mayıs 2026 22:59
Dijital cehennem internetin madde boyutunu merak ettiğim için aldığım bir kitaptı ve neredeyse tüm sorularımın cevabını bulabildim bence inanılmaz bir soruşturma. Yazar 2 sene boyunca saha araştırması yaparak yoğun bir çalışma ile hazırlamış. Meraklısının beğeneceğini düşünüyorum
Dijital CehennemGuillaume Pitron · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202365 okunma
Alın, okuyun ve okutturun
10/10
·847 syf.··
2026 5. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 21 Nisan 2026 03:30
Genel yorumum: Bugün, size George R. R. Martin'in yazdığı ve uzun yıllardır hâlen devam etmekte olan Buz ve Ateşin şarkısı serisinin ilk kitabını, yani Taht Oyunları'ndan bahsedeceğim. Dizisini bilmeyen yoktur diye düşünüyorum. Yaklaşık olarak final sezonuna kadar adından ve başarısından söz ettiren dizinin finali tartışmalı bir şekilde biten bu serinin aslı 1996 yılında çıkan orijinal ismiyle A Game of Thrones kitabıdır. Öncelikle bu kadar popüler bir seri olmasının hakkını sonuna kadar veriyor diyebilirim. İlk sayfasından son sayfasına kadar okuduğum ve uzun zamandır fantezi eserleri arasından beni bu kadar içine kaptıran bir kitap olmamıştı. Karakterleri, atmosferi, olayları falan okurken akıp gidiyor resmen satırlar arasında. Kitabın konusuna gelecek olursam eğer kitabımız; Bran isminde Stark hanedanlığına mensup bir çocuğun gözünden başlıyor. Kuzeyde yaşayan starklar onurlu, güvenilir insanlarıyla ve soğuk iklimleriyle bilinen insanlar. Kışyarında mutlu, mesut, herşeyin eğlencesinde doyasıya yaşayan starklar, birgün krallığın daha doğrusu direk kralın baş yardımcısı, kral eli Jon Aryn’ın ölümü haberiyle birlikte bizzat sarsılıyorlar. Bunun üzerine kral Robert Baratheon, çok yakın arkadaşı olan ve kışyarının lordu olan Eddard Stark’ı yeni kral eli olması için ziyarete geliyor ve olaylar bu noktada baş göstermeye başlıyor. Ve hikaye genel olarak olarak Stark, Baratheon, Lannister ve Targaryen gibi hanedanlıkları ele alıyor daha çok. Çok fazla konusundan da bahsetmek istemiyorum aslında, tavsiyem çok fazla bilgi edinmeden, spoiler yemeden okumanızdan yanadır. Stark ailesinin yanı sıra kitabın her bölümünde farklı bir karakteri okuyor, farklı bir hanedanın gözünden olayları değerlendirme fırsatı buluyoruz. Ayrıca hikayenin çeşitliği açısından da çok hoş bir yazım tarzı kullanılmış bence. Ve
Edebiyat
Taht OyunlarıGeorge R. R. Martin · Epsilon Yayınları · 201310,9bin okunma
Reklam
Reklam