Şükürsüz insanın ilk hedefi yok etmek Urfadan Ceylanpınara giderken göz kamaştıran muazzam bahar güneşi yazın gökyüzünden ateş yağar yeryüzü sarı bir köz tabakasıdır kavurur baharın ilk günleri gök mavi ne yana baksan katıksız toprak Atlas sayı 98 mayıs 2001 Urfa yaz ayları sıcaklık artar hani güneşin altına çıksan yakar kavurur dedikleri bir ateş yaz mevsiminin en güzel hatırası ise bu dönemde tigemde hasad mevsiminin başlıyor olmasıdır gazamız mübarek ola Efendimiz SAV in buyurduğu gibi Sizden biri hoşlandığı bir rüya görürse, (bilsin ki) bu, Allah’tandır. O kişi bu rüyadan dolayı Allah’a hamdetsin ve onu anlatsın evet en güzel rüyadır bereketli hasat mevsimi Baharın ilk günleri Tigem tarım işletmeleri genel müdürlüğü içinde bir rüyanın gerçek olma saatleridir fıstık ağaçları budanır mısırlar yaz mevsimi toplanmaya başlanır omuz omuza tek ve aynı hasat mevsimine hazırlık yapılır işletmemizin en önemli mal varlığı ve zenginliklerinden devletimizin en güzel zenginliği olan ceylanlarımızdır Anavatanı Ortadoğu ve Kuzey Afrika olan bu yaratılış mucizesi canlılar bugün sadece Türkiye Şanlıurfada işletmemiz sınırları içinde yetiştiriliyor popülasyon çoğaltılmaya gayret ediliyor Allah Resulü buyurduki hoşlandığınız ne varsa bu Allah Tealadan bunun için Allaha hamdedin 1940-1960'lı yıllarda ceylanpınar suruç ve cizre topraklarında her sürüde bin baş ceylan bulunurdu işte hamdedip şükredip ibadet ile yaşayan insanlar o güzellikleri korumaya gayret ediyor şükürsüz insanın ilk hedefi ise güzel ceylanları yok etmek
Duygu ve Düşünce
Bugün 60 yaşında olan insanlar, 2001 yılında sadece 35 yaşındaydı... Bir şarkıda dediği gibi; "Yaşamak dediğin üç beş kısa mutlu andan ibaret..."
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Köçerlerin rüyası inşAllah gerçek olur Urfa bir toprak okyanusudur uzaktan okyanusun yüzeyi ufuk çizgisine dek nasıl dümdüz görünürse urfa toprağıda etrafını çevreleyen irili ufaklı yükseltiler okyanus dalgalarından daha büyük değildir Atlas sayı 98 mayıs 2001 Allah Resûlü’nün (sav) ilk vahiy almaya başlaması uykuda doğru rüya ( rüyâ-ı sâdıka) görmekle olmuştur. Onun bütün rüyaları gün gibi gerçek çıkardı bugünde urfa toprağı nice peygamberlere mesken olmuş mübarek bir toprak rüya ve kutsi bir şehirdir işletmemiz Tigem sınırları içinde göz kamaştıran bahar güneşinin altında koyun güden köçer sayısı ülkemizdede yoğun bir nüfusa sahiptir peki kimdir bu köçerler urfa ve ceylanpınar yazın gökten ateş yağan kavurcu bir toprak yapısına sahiptir işte bu köçerlerde kimisi işletme sınırımızda fıstık toplar ve güvenlik güçleri ile yaptıkları kavgalar hep hatırda kalır eski bir motorsikletle elde sigara eski bir motorun üzerine 5 kişi binip tarlaya ekmek peşinde koşmaları işletmemizin en canlı resimlerindendir bir eski zaman kültürüdür köçerlik ekmek peşindeki bu insanlar hikâyeleriyle göçleriyle yaşadıkları acılar ile vede o küçük çocuklarının gözlerindeki ışıltı ile bir insan portresidir ve bizim insanımızdır onlar konar göçer yaşarlardı ve hepimiz gibi vakti gelince göç ederlerdi Allah resülünün her rüyası gerçek çıkardı rüyasında bile sadık olanlar en doğru niyete sahip olduklarından o rüya gerçek olur köçerlerinde rüyası sıcak bir dam sıcak bir ağıl inşAllah gerçek olur Amin
1000Kitap
Devletin görevi ve köçerler Çiftlik arazisinde yaşıyor köylüler yetkililer düzenli yerleşmelerine izin vermiyor derme çatma kerpiç evlerde yaşıyor insanlar gün boyu koyun güttükten sonra ancak akşam dönebiliyor eve Atlas sayı 98 mayıs 2001 Thomas Hobbes bir sözünde koyunlar ömrünü kurttan korkarak geçirir halbuki sonunda onu yiyen çobandır diyerek korkunun en büyük hastalık olduğunu onu yenmemiz gerektiğini dile getirir Urfada bir toprak okyanusudur ceylanpınar Tigemin en büyük sorunu hasat zamanında yaşanan kavgalardır oysa bu toprakta insan kavgasız düz bir hayat istiyor ufak bir toprak parçası üzerinde Tigemin işletme sınırlarında yaşayan köçer koyunları ekili arazilere girdiği zaman devletin güvenlik güçleri koyunlara el koyunca birisi verilen görevi yerine getirirken diğeri koyunsuz kalıyor Henri Frédéric Amiel ise Koyun haline gelen kişiyi kurtlar yer derken urfanın o toprak yollarında ulaşımın güç olduğu yerde çoğu kişi ırgatlık yaparak kimileride çobanlıktan geçimini sağlıyor köçerler Tigem arazisinde geçimlerini ırgatlık pamuk işçiliği ve devletin onlara vermiş olduğu küçük damlarda yerine getiriyor ve kimi yerlerde ne yazıkki elektrik bulunmuyor çalışmak için yola çıkan bir aile bugün en çok devlete sırtını dayamak Tigem güvenlikçisi ise ekmek parasını kazanıp evine götürmek istiyor evet insan bir koyun değildir yenilecek devlet ise bir baba ve anadır çocuklarını okutacak ilim ve iş gücü ile nice evlatlar yetiştirecek
Duygu ve Düşünce
Yeni Çağın Güç Denklemi: Küresel Teknoloji Monarşisi ve Türkiye'de Statüko Çıkmazı Modern siyasetin doğası, geleneksel ideolojilerin ve sınırların ötesinde, sermaye ile teknolojinin soğuk ve rasyonel ortaklığı tarafından yeniden inşa edilmektedir. Bugün ulus devletlerin iç siyasi dinamiklerini ve kurumsal yapılarını anlamak, yalnızca yerel parlamento tartışmalarına ya da parti içi kurultay delegasyonlarına bakarak mümkün değildir. Siyaset, siber egemenliğin, yapay zekâ tekellerinin ve küresel finans ağlarının dikey gücüyle şekillenen çok katmanlı bir satranç oyunudur. Bu oyunun kurallarını doğru okumak, hem batı dünyasında milyarderlerin neden tek bir çizgiye geldiğini anlamayı hem de Türkiye'nin içinden geçtiği siyasi tıkanıklığa gerçekçi bir teşhis koymayı zorunlu kılar. Kurumsal Mülkiyet Körlüğü ve Tarihsel Kırılmalar Türkiye siyasetindeki en büyük yanılgılardan biri, köklü siyasi partilerin ve yerleşik kurumların alternatifsiz olduğuna dair duyulan statüko inancıdır. Siyaset elitleri genellikle mevcut büyük yapıların kalıcı olduğunu, bu yapılardan ayrılan aktörlerin ise siyasi bir hiçliğe gömüleceğini vaaz eder. Oysa tarih, kurumsal sınırları ve dayatılan statükoyu bizzat yıkan figürler tarafından değiştirilmiştir. 1980 sonrasında Bülent Ecevit’in mevcut yapılara karşı gösterdiği kararlı duruş ve ardından kurduğu Demokratik Sol Parti ile başbakanlığa uzanan yolu, bu durumun en somut tarihsel reçetesidir. Kurumsal yapılar vizyoner projelerle, teknoloji çağının gereksinimleriyle ya da toplumsal dertlerle bağını kopardığında birer "halat çekmece" oyununa döner. Taraflar vizyon yerine hukuki dehlizleri ve yerleşik bürokrasiyi birer enstrüman olarak kullanarak o halatı kendi tarafına çekmeye çalışır. Ancak bu katı ve uzlaşmaz duruşun nihai sonucu kaçınılmazdır: O
Siyaset
Şüphesiz ki Keman Azrail’e Çok Yakışmış
Böcklin, Ölüm'ün şarkısını dinliyor olabilir. Acaba hayatın geçiciliğini kabulleniyor mu? Yoksa Ölüm'e meydan okuyarak sanatının, pek çok kişiden esirgenen ölümsüzlüğü kendine sağlayacağını mı düşünüyor? (…) 2001 yılında İsviçreliler sanatçının 100. ölüm yılı anısına üstünde bu resmin bulunduğu bir pul çıkardılar. Gerçekten de ölüm yaşamıyordur. (Eser: Self Portrait with Death Playing the Fiddle-Arnold Bocklin) s. 469 Ölmeden Önce Görmeniz Gereken 1001 Resim
Resim