2015'te Doğu Türkistan'da yaşayan Uygurların pasaport almasını kolaylaştıran, hatta bunu teşvik eden Çin yönetimi, ertest yılın sonuna doğru bütün pasaportların yeniden devlete iadesini istedi. Böylece pasaportların hemen herkese dağıtıldığı o kısa süre içinde kimin nerelere gittiği, hangi ülkelere ayak bastığı ve oralarda kimlerle temas kurduğu, hızlı bir şekilde belirlendi. Çok sayıda insan, gittiği ülke sebebiyle tutuklandı. Çin devleti, Uygurlara açık bir şekilde "pasaport tuzağı" kurmuştu.
Sayfa 148·Kitabı okudu
"İnsanların hiçbir şey öğrenecek vakitleri yok artık. Her şeyi satıcılardan hazır alıyorlar. Ama dost satan bir satıcı olmadığından, insanların dostları da yok artık."
Alıntı
Reklam
"Evrene kitaplarda rastladım ben; özümlenmiş, sınıflandırılmış, etiketlenmiş ve düşünülmüş bir evrendi bu, ama yine de korkunçtu ve ben, kitabi deneyimlerimin karmakarışıklığını, gerçek olayların rastlantısal akışından ayırt edemedim."
Alıntı
"Çocukluğunun elinden tutmayan kişi hiçbir yere gidemez."
Alıntı
Soyguncu Sermaye ve Siyaset İlişkileri Son günlerde ülkemizin sorunu sermayenin emeği, ülkeyi soyması olduğu halde bir holdingin yaş günü bu ülke de herkesin kutladığı bir görüntü olarak kitle imha silahı medya tarafından sunulması bilinçli kötülüğü aklamak adına bir çabaydı. Son çeyrek yüzyılda başta Tüpraş olmak üzere enerjide toptancı ve perakende satış gücü mevcut siyasi yönetim tarafından adeta bu holdinge tekel tehdide dönüşme fırsatı sundu. Siyaset ile sermayenin kavgası danışıklı dövüş oyunudur. Siyaset toplumdan yetkiyi alır sermaye planlarını halka hizmet diye satar. Ülkenin doğal kaynakları ve emek sermaye tarafından sömürge edilir. Sözde planlı ekonomi olduğu dönemlerde bile bu küresel destekli soyguncu sermaye korunmuştur. Planlı kamu ekonomisinde tekel sektör oluşturmak mümkün değildir. Bu holding minibüs satarak zengin olsun diye metro ile elli yıl gecikmeli o olanağa sahip olabildik. Yine biz oluruz vb bayileri aracılığıyla verdiği mesajlar oldukça üzücüdür. Sermaye kanlı askeri ve sivil darbelerle zengin edilmiş utanmazlığın zirvesidir. Bunların siyasette, medyada ve algı operasyonu aracı olarak kimsenin farkında olmadığı lobileri vardır. Holding iktisatçıları ve bilgisini, emeğini satan uzman kadroları vardır. Devletin içinde bürokrasi de kullandıkları unsurlar vardır. Çünkü ele geçirdikleri sektörler para basarak sermeyeye sermaye katan sektörler olup bu gücün hukuk içinde tekel oluşturmayacak, siyasete ayar vermeyecek toplumu soymaya ve bu tür güç gösterileri yapamayacak bir düzeye düşürmek gerekir. 21 Aralık 2015 tarihinden bugüne sermayenin karanlık sicil geçmişini ve son on yılda ki tutumunu takip ediyorum. Çok daha sinsi ve kötülük üretme çabası içine girdiler. Bunu hem içeride siyaset ve dış bağlantılar ile yapıyorlar. Türkiye
Hayata Dair
"Cyrano de Bergerac'ı bilirsiniz." diyor. Elbette biliyor Can. … "Ragueneau vardır orada, Cyrano'nun arkadaşı, fırıncı," diye devam ediyor şair, 1994 yılında değiliz, 2015 yılındayız. Can toparlanıp şairin anlattıklarını dinliyor: "Ragueneau dükkânını çekip çevirirken bir yandan da şiir yazar. Sabaha kadar yazar. Gün ağarmaya başladığında, artık şiir yazmayı bırakıp fırının işleriyle uğraşması gerektiğinde kendi kendine şöyle der: 'İçindeki tanrıyı sustur Ragueneau, şimdi rübap zamanı değil kebap zamanı!' Ne güzel bir sesleniş değil mi? Ben de gerçek hayata karışmam gerektiğinde kendi kendime böyle seslenirim: İçindeki tanrıyı sustur, şimdi şiir zamanı değil! Susmayacağını bile bile."
Sayfa 84 - İletişim Yayınları, 1. Baskı
Reklam
Reklam