Puan vermedi
Bayram ve yol arkadaşım oldu Atmaca Hem çok akıcı hem de kuşağım dolayısıyla çok tanıdık. Böylece Hikmet Hükümenoğlu‘ndan okuduğum üçüncü kitabı da sevmiş ve bir çırpıda okumuş oldum . Romanı oluşturan dört bölüm yıllara göre ayrılmış: 1.1995 2.2001 3.2015 4.2019 . Romanın kahramanı Ömer’le özellikle lise yıllarını okurken o kadar yoğun bir bağ kurdum ki kendi okulum, kendi arkadaşlarım adeta canlandılar gözümün önünde. Tam o yıllarda ben de lisedeydim çünkü. Bir de üniversitede edebiyat fakültesini kazanması hem güldürdü beni hem içim sızlattı. Gözümün önüne bu defa fakültemin koridorları geliverdi iktisat , işletme gibi bölümlerin çılgınca tercih edildiği yıllarda edebiyatı seçmiştik sonuçta . Roman tam bir büyüme hikayesi , aslında bence büyüme de değil Ömer’in kendi içindeki karanlıkla yüzleşme hikayesi demek veya çevresinin , belleğinin oynadığı oyunların farkına varmasının hikayesi demek daha doğru bence. . Dört yaşında iken annesini kaybeden Ömer, babası, kardeşleri Ayfer ve Ömer ile yaşamaktadır. Aynı binada oturan hala onlara destek verir. . Ömer Ömer’in içinde saklı ve güçlü bir öfke vardır.Adeta bir Atmaca! Bu öfkenin ortaya çıktığı bazı anları Ömer hatırlayamaz, kendisine anladığında ise anlam veremez, sonuçta sevdiklerine zarar vermemiştir ki! Kendimizi gösterdiğimiz çevremizdekilerden bağımsız mıdır onlara da şiddet uygulamış olmaz mıyız? Ya da şiddeti her zaman bireysel midir? Eğer öyleyse toplumumuzun içine düştüğü şiddet sarmalı bir tesadüf mü? . Okul müdürüne, otel sahibine, üniversite yönetimine, hükumete duyulan ve gösterilen öfke, haksızlığın müsebbiblerinin yükselttiği ve günümüzde sosyal medya ile de iyice köpürtülen bir öfkedir. . Romanda en çok Önderi’ sevdiğimi de söylemek istiyorum keşke öyle bir arkadaşım olsaydı . Son zamanlarda
AtmacaHikmet Hükümenoğlu · Can Yayınları · 2020757 okunma
spoiler içerir :)
5/10
·211 syf.··
2026 3. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 19:44
İlk incelememi yazmanın verdiği heyecan ve kitabın bende yaratmış olduğu hayal kırıklığından bahsederek konuya girmek istiyorum. Ünlü yazar Orhan Pamuk'un büyük bir heves ve beklentiyle Kırmızı Saçlı Kadın eserini bugün itibariyle bitirmiş bulunmaktayım. Yazımın içerisinde genel anlamda başka bir eserden esinlenildiğine dair örneklerde bulunacağım. Afgan yazar Khaled Hosseini'nin 2003 yılında yayınlanmış eseri olan Uçurtma Avcısı romanı ile Orhan Pamuk'un 2016 yılında yayınlanmış eseri olan Kırmızı Saçlı Kadın romanı arasındaki bağlantılar hakkında yoğunlaşacağım. Her iki eserde de ana karakterlerin yazar olmak istemesi, aileleri tarafından toplum nezdinde saygı gören bir meslek edinmeleri için zorlanmaları, içine kapanık bir karaktere sahip olmaları, çocuk sahibi olamamaları, baba sevgisinden mahrum olmaları, mahrum kaldıkları sevgiyi başka karakterden temin etmeye çalışmaları, babalarının siyasi görüşlerinin ve hayata bakış açılarının benzerliği, iki ana karakterin de Firdevsi'nin Şahname'sinde yer alan Rüstem ve Sührab hikayesini fütursuzca benimsemesi, evlat sevgisini çok sonra tatmaları fakat aradıkları mutluluk duygusunu elde edememeleri aklıma gelen ve bahsetmeden edemeyeceğim mühim benzerlikler olarak ön plana çıkıyor. Romanın benim için diğer hayal kırıklıkları ise olay örgüsünün çok kopuk bir biçimde işlenmesi diyebilirim. Belki de beklentimi yüksekte tuttuğumdan bu hayal kırıklığını yaşamış bulunuyorum. Son olarak romanın sonunda alenen bir mesleği zan altında bırakması, kanunda, mevzuatta veyahut yönetmelikte yer almayan şeyleri 2015 yılında yaşanmış olarak dile getirmesi ise hayretler içerisinde kaldığım diğer bir konu olarak hafızamda epey bir süre yer edinecek gibi görünüyor. İlk incelememin yazmış olmamın verdiği heyecandan siz kıymetli okurların
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1/10
·400 syf.··
2026 10. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 00:00
Bazı dönemlerde kitaplardan sıkılıyorum ve okunacak kolay veya ergence kitaplar seçip okuma alışkanlığımi geri getirmeye çalışıyorum. Bu kitabı satın almadim bir arkadaşım hediye etti. Kitabın konusu rüyalarım gibi hiçbir konu yok ve bir işe hizmet etmiyor. Kitabı bu dönemde yargılamak saçma olur çünkü kitap 2015 lerde çıkma bir kitap. O yaşlarda okusam bu kitaba "oha cok iyi" derdim ama bu kitap çocukken okunacak bir kitap da değil.. cinsellik içeriyor ama benim amacım zaten çok güzel bir kitap okumak değil okuma alişkanligimi geri getirmekti ve bunu da yaptı. Kitabın o dönemde milyonlar okuması şaşırttı beni. Belkide o dönemdeki insanlar böyle şeyler okumayı seviyordu (yeni yazar okumak isteyen insanlar). Bu kitabın yazarı bir kadın ama yazdığı kadın karakterleri o kadar çok aşağilaşmişki bu duruma şaşırdım. Bir kadın hemcinsini niye bu kadar aşağılar? Bu durumu yazıldığı dönemden dolayi hiçbirşey diyesim gelmiyor.
Psikopat MafyaŞule Terzi · Parola Yayınları · 2015243 okunma
Aşk zannedersin sen ama taze et sevdasıdır.
Puan vermedi
Deniz Erbulak, 1971’de Manisa’da doğdu. İlk ve orta öğrenimini bu kentte tamamladı. Akdeniz Üniversitesi’nden 1992 yılında jeoloji mühendisi olarak mezun olduktan sonra, KKTC’de ve Manisa’da jeoloji mühendisi olarak çalıştı. İlk ve orta öğrenimi boyunca çeşitli hikâyeler ve roman taslakları yazdı. Mühendis olarak çalıştığı dönemde de yazmaya ve roman denemelerine devam etti. Yazma tutkusu yakasını bırakmadı ve 2003 yılında çocuk okurlar için yazıp resimlediği hikâye kitapları, K Yayınları tarafından yayımlandı. 2007 yılında ilk gençlik romanı 14 Yaşında Bir Genç Kızım Ben Doğan Egmont’tan basıldı. Bu romanın devamı ve ardından gelen diğer seriler genç okurlardan çok yoğun ilgi gördü. Yetişkin okurlara yönelik fantastik ve bilimkurgu türünde yapıtları olan Erbulak’ın Yansıma seri adıyla Lande (2015) ve Luda Kuka (2016) romanları DEX’ten; Kıyametle Savaşanlar (2011) ve Aşkın Ötesinde (2011) romanları ile Türk edebiyatının ilk gotik örneklerinden Adak (2014) romanı İthaki’den çıktı. Deniz Erbulak, eşi ve iki oğluyla Manisa’da yaşıyor ve yazı hayatını sürdürüyor. Kitapta akıcı temiz Türkçe’yle yazılmış, kelimeler cümleler çok güzel seçilmiş, duygular bazen öyle anlatılmış ki içinde yaşıyorsunuz, duygular size geçiyor özellikle kitabın sonuna doğru. Yazarın yaşadığı yada bildiği bir şey mi diye sormadan edemiyorsunuz, bilmediğiniz bir duyguyu nasıl anlatabilirisiniz. Hayatın gerçekliğine dair çok önemli kesitler var özellikle “”ben sana demiştim”” sözünün yanlışlığı yada sürekli karşındaki eleştirel yaklaşma çok güzel inceleniyor. Gençler ve orta yaşa ilerleyen gençler için çok önemli dersler, örnekler mevcut bazı şeyler yaşanmadan öğrenilemiyor. Birlikte yaşamın birbirlerinin sınırlarını ihlal etmeden çokda zor olmadığı. Adam ve Kızın karşılıklı konuşmaları ne kadar
Adam ve KızDeniz Erbulak · Doğan Kitap · 2016158 okunma
7/10
·147 syf.··
2026 33. kitabı
Modern yaşamın aldatmacası içerisine sıkışmış, o yoğun akış içerisinde neyi neden istediğini kaybetmiş, yalınlaşmak yerine yalnızlasmayı tercih eden insanın geçmişe duydugu özlem ve farkındalık üzerine bir hikaye anlatılıyor. Aslında çokca bizden içimizden bir hikaye. Tabiki hikayeye renk katmak için farklı araçlar kullanılmış, doğa üstü unsurlarla mistik bir hava katılmış kurgu içerisinde . Kentsel dönüşümün kırılma noktası 2012 diyor google, kitabın ilk yayın tarihi 2015. Dönüşün belirli ilçelerde pik yaptığı, ruhsuz ama sizin adınıza herşeyin düşünüldüğü siteleşmenin ayyuka çıktığı dönemden etkilenmiş sanırım yazarımız. Ne yazıkki Maraş depreminde sonra yeni bir furya ile dönüşümün apartman bazında etkilerini yeniden yine görüyoruz. Bu hengame içerisinde karakterlerin derinlikleri, nasıl kişiler oldukları, başlarından geçenler hikaye içerisine çok güzel yedirilmiş. Akış içerisinde merak duygusu barındırsa da, sonunun ne olacağını tahmin etmemek mümkün değil. Meteforik anlamda Mete ile Asuman’ın arasındaki ilişkide gerilim de, eski yeni çatışması tadında yansımalı olmuş. Ben eski baskısını okudum. Yeni edisyonda neler değişti merak etmiyor değilim. Eski yeni çatışması yaşar mıyım acaba?
En Çok Onu SevdimGamze Güller · Everest Yayınları · 202585 okunma
Bir Ömür Böyle Yaşanmaz. Zaten istesek de imkan yok.
2/10
·288 syf.·
2026 143. kitabı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylıİlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı. Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
İnsan ve Hayat
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,1bin okunma