Utancın temeli işlediğimiz hata değil, kendimiz seçmeden olduğumuz şey olmaktan duyduğumuz küçük düşme duygusu ve bu küçülmenin her yerden görülebildiğine dair o dayanılmaz duygudur.
Dünya iğrenç bir yer olabilir ancak dünyadaki iğrençliklerin bir imtihan, ahlaki bir ispat zemini, ruhlara şekil veren bir imalathane olduğu iddiası gerçekten bayağı ya da daha doğrusu, hiçbir şekilde hoş görülemez bir iddiadır. Dünya ahlaki bir imtihan olarak görüldüğünde, kişi hayatı boyunca sahici olamayacaktır. Kişi her daim sahnede, tarihin sahnesinde, Yüce Efendimiz'in huzurunda oynuyor olacaktır.
En derin bilgelik, yüzümüzü insanı yoksullaştıran tahayyül gücünden ve kavramsallaştırmadan gerçekliğe çevirmektir. Bu tüm gerçek korkularımızın kaynağı olduğu kadar tüm gerçek zevklerimizin de kaynağıdır. Şayet bilgelik bir yerdeyse, o yer şimdi zaten olduğumuz yerdir: bir köprüden geçerken, bulaşıkları yıkarken olduğumuz yer.
Ölümü bilmek, hakkında bilinecek hiçbir şeyin olmadığı mutlak bir durdurma noktasının var olduğunu bilmektir. Fakat bunu bilmek, yaşamın apaçıklığına hakkını vermektir.