Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında,
ekinlerin içinde kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedi madde gibi gözlerin :
sırrını her gün bir parça veren fakat hiçbir zaman büsbütün teslim olmayacak olan...
"Gözlerine bakarken
güneşli bir toprak kokusu vuruyor başıma,
bir buğday tarlasında, ekinlerin içinde kayboluyorum...
Yeşil pırıltılarla uçsuz bucaksız bir uçurum,
durup dinlenmeden değişen ebedî madde gibi gözlerin:
sırrını her gün bir parça veren
fakat hiçbir zaman
büsbütün teslim olmayacak olan..."
1949 Federal Almanya Anayasası 'mücadeleci demokrasi' tipini yeğlemede İtalyan Anayasası'ndan daha cesur bir düzenleme getirmiştir. Federal Almanya Anayasası'nın 21. madde 2. fıkrasına göre, herhangi bir siyasi partinin, gayesi ve taraftarlarının davranışıyla özgür demokratik düzeni kayıtlamayı veya ortadan kaldırmayı veya Federal Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmeyi amaç edinmesi, o partinin kapatılmasını gerektirir. Almanya'da bu hüküm üç defa uygulanmış ve Federal Almanya Mahkemesi, 23 Ekim 1952 tarihinde Sosyalist Rayh Partisi'nin (Sozialistische Reichspartei), 17 Ağustos 1956 tarihinde de Almanya Komünist Partisi'nin (Kammunistische Partei Deutschlands) kapatılmasına hükmetmiştir.
"Her inkılâp yıkıcı olduğu nisbette yapıcı olduğu için, dünden aldığını yarına ödemek zorundadır. Bu borcu ödemeden tarihin sahnesinden çekilemez. Yalnız yıkmakla kalan ve tarihe borcunu ödemekten kaçan bir inkılâp yarım kalmıştır ve onu tamamlıyacak bir yeni inkılâba gebedir. Mefhum kalıpları içinde kalan, bunları
doldurmayan, kelimeci inkılâplar, sözde inkılâplardır. Romantiktirler, hayal, dilek, nümayiş ve nutuk safhasında kalırlar. Romantik devreden realist devreye, imha safhasından inşa safhasına geçemezler. Yıkanlar yapmak ödevini üzerlerine almışlardır.
Bu, yalnız dileklere yasa şekli veren hukukî bir inşa değildir. Topyekûn bir devleti temelinden çatısına kadar kuran bir madde ve mânâ yapısıdır. Şairin ve hukukçunun kifayetsiz ellerine bırakılamaz. Bütün tarih ve manevî değer hazinesiyle, bütün mülkî ve idarî teşkilât bünyesiyle, bütün dinî, ahlâkî ve millî temelleriyle toptan bir inşadır.
1960 inkılâbı yıkmaktaki dehasını yapmakta da göstermeye davetlidir.
Herkes kabul eder ki ikincisi birincisi kadar süratli gerçekleştirilemez. İnşası gereken bina bir gecekondu devleti değildir. Yalnız plânı üzerine bile, inkılâp mimarlariyle bütün Türk düşünürlerinin uzun işbirliği şarttır. Dâva muazzam bir hareketi bir iki siyasî partiye acele devir ve teslim etmek değildir. Dâva Türkiye'nin yeniden inşasıdır."
Teröristler, 21 Temmuz 1905 Cuma günü 80 kilo patlayıcı madde ihtiva eden bombalı arabalarıyla Yıldız Camii’ne geldiler. Plan görünürde işliyordu. Ancak namaz bitiminde Şeyhülislam Cemaleddin Efendi, II. Abdülhamid’in yanına gelerek, sultanı lafa tuttu. Bu arada saatli bomba, müthiş bir gürültüyle patladı. Cemaleddin Efendi tarafından tesadüfen birkaç dakika oyalanan II. Abdülhamid suikasttan kılpayı kurtulmuştu. Ancak çevredeki 26 kişi hayatını kaybetmiş, 58 kişi ise hafif veya ağır şekilde yaralanmıştı. Ayrıca 20 kadar hayvan ölmüş, birçok araba enkaz haline gelmişti.
Suikast teşebbüsü ülke içinde ve dışında büyük yankı uyandırdı. Soruşturmanın başlamasından kısa bir süre sonra Charles-Edouard Joris ve bazı suçlular yakalandı. Bazı teröristler ise yurt dışına kaçmayı başardılar.