Puan vermedi·79 syf.·
2026 26. kitabı
Yedikıta Dergisi’nin Mayıs sayısını okurken tarihin sadece geçmişte yaşanıp biten hadiselerden ibaret olmadığını bir kez daha hissettim. Özellikle kapağındaki “Vikingler ve Müslümanlar” dosyası beni oldukça şaşırttı. Vikingleri yalnızca yağmacı ve savaşçı kimlikleriyle bilen biri olarak, Müslümanlarla olan ticari ilişkilerini, diplomatik temaslarını ve hatta Müslüman Vikinglerin varlığını öğrenmek dikkatimi çekti. Endülüs Emevî Devleti ile Vikingler arasında geçen sulh süreci, Yahya el-Gazâl’ın İskandinav topraklarına gönderilişi ve bazı Vikinglerin Endülüs’te kalıp zamanla İslamiyet’i kabul etmeleri, tarihin ne kadar derin ve bilinmeyen tarafları olduğunu düşündürdü bana. Özellikle İslam dünyasının Viking saldırıları karşısındaki direnci ve her şeye rağmen ilimle, ticaretle ve diplomasiyle kurduğu bağ çok etkileyiciydi. Dergide en hoşuma giden bölümlerden biri de Peygamber aşığı devlet adamı Atıf Efendi hakkındaki yazıydı. Hem devlet adamı oluşu hem de gönül insanı tarafı insanı ayrı etkiliyor. Yazıda geçen naatın ilk kıtası uzun süre zihnimde kaldı: “El-meded ey fahr-i âlem rahmeten li’l-âlemîn Mücrim ihsan kapına geldim ya şefîa’l-müznibîn…” Bu dizelerdeki mahviyet ve sığınma hissi gerçekten çok derindi. İnsan bazen bir şiirin yalnızca kelimelerden ibaret olmadığını, kalpten kalbe dokunduğunu hissediyor. Mahmud b. Abdullah el-Antâki hakkında yazılan bölüm ise anne duasının bir evlat üzerindeki tesirini yeniden düşündürdü bana. Annesinin her ip eğirişinde oğluna ilim ve zihin açıklığı için dua etmesi çok ince ama çok güçlü bir ayrıntıydı. Bir anne duasının yıllar sonra bile nasıl meyve verdiğini görmek insanı durup düşündürüyor. Girit Müslüman Emirliği ile ilgili bölüm de oldukça etkileyiciydi. Endülüslü Müslümanların sürgünden sonra Girit’te kurduğu devlet ve
Yedikıta Dergisi - Sayı 213 (Mayıs 2026)Yedikıta Dergisi · Çamlıca Basım Yayın · 202612 okunma
ekspresyonizm
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 16:52
Selamünaleyküm kıymetli okurlar Öncelikle Ömer Faruk abiden Allah razı olsun böyle kıymetli eserleri yazıp bizimle paylaştığı için. Kalemi daim olsun.. Kitap 213 maddeden oluşan şeytanın anlatımıyla yazılmış bir eser. Konu olarak aile, kadın -erkek ilişkisi ,din, laiklik vs toplumsal ve sosyal konulara yer verilmiş. Her maddeyi, tek tek, anlayarak, altını çizerek içselleştirilmesi gereken bir Kitap olduğunu düşünüyorum. Şiddetle tavsiye ederimmm(okuyun okuyun okuyun) Keyifli okumalar dilerim
Son EkspresÖmer Faruk Dönmez · İz Yayıncılık · 202522 okunma
Reklam
" Gerçek, gerçekten bilinmek istenir mi? "
Puan vermedi·244 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 11 Mayıs 2026 00:00
"Kayıp Mektup" benim için klasik bir gizem romanından çok daha fazlasıydı sayfalar ilerledikçe sadece Defne'nin değil, okurun da zihni geçmişin karanlık koridorlarında dolaşıyor. Özellikle mektuplar, kasetler, "213" detayı ve suskunlukların ardına gizlenen gerçekler hikayeyi sürekli diri tutuyor.
1000Kitap
Kayıp MektupSedat Polat · DOA Yayınları · 20263 okunma
Puan vermedi·220 syf.··
2026 3. kitabı
İnsanlığın Geleceği ve Sivil Toplum [Turgay Aldemir, Tire Kitap, 220 sayfa] Kitap Hakkında: Kitabı özellikle STK'larda görevli, yöneticisi statüsünde ve sivil toplumun geleceğine ilişkin ilgisi olan herkesin okumasının faydalı olacağını düşünüyorum. Kitap Sivil Toplum, Medeniyet, Aile ve Gençlik, Günümüz ve Müslüman Coğrafya konulu 4 ana bölümden oluşuyor. Gelecek Perspektifi ve Birliktelik Modelleri gibi özel başlıklarda dikkat çekici. Yazarın kendisi de şuan bir STK platformunda başkanlık yapmasından dolayı tecrübe ve öngörülerini aktarıyor. Kitabın içinden bir kaç pasaj; "Hâlâ bir simetri hastalığına tutulmuş gibi davranılmaktadır. Her yapı, herkesin, ülkesindeki ve dünyadaki tüm Müslümanların, kendileriyle aynı çizgide durmasını istiyor. Böyle bir durum akıl kârı mıdır? Yekpare ve homojen bir İslam algısı yaratmak müm- kün müdür?".s.216 "Gözlemlediğim kadarıyla önümüzdeki süreçte aşırı din dilini kullananların, yaşantısını bir ötekinin hayatı üzerine baskı kuracak şekilde belirleyenlerin var olma şansı zayıflayacaktır. Peki, bu dönemde nasıl ve hangi ilkelerle var olunacaktır? Zarafetle, insanların hayatını kolaylaştırmakla, doğru düşünceyle, sanatla, edebiyatla, doğru mimariyle, çevre bilinciyle, sinemayla, tarih le, sporla, nitelikli medyayla var olunacaktır. Turgut Cansever Hoca'nın dediği gibi, "Hayatta yer işgal eden değil; yer açan bir dindarlığın yokluğunda ortaya çıkan insanlar olmak gerekiyor"s.82 ""Müslümanlar dünya nüfusunun çeyreğini teşkil etmelerine karşın, küresel oyun kuruculara alternatif bir etkinliğe sahip değiller. Kukla devletler, niteliksiz idareciler, suni sınırlar, ulusçu dürtüler ve önemsiz fikri ayrılıklar gibi pek çok etken Müslümanların ihtilaflarını derinleştirmekte, vahdetini zedelemektedir."s.213 Yaşanılan coğrafya ve ait
İnsanlığın Geleceği ve Sivil ToplumTurgay Aldemir · Tire Kitap · 202013 okunma
9/10
·216 syf.··
2026 13. kitabı
Kitap öneri yazısı değildir! Kendi dünyamda anımsamaya çalışacağım cümleler ve biraz da çocuklarıma bırakacağım düşünceler içerir. (Spoiler içerir!) Masal gibi başlayan aşk, bir kadın için gün be gün tutsaklığa dönüşür. Kendinden adım adım vazgeçip eşinin istediği gibi bir hayata uyum sağladığını düşünürken, her şeyin/bütün olumsuzlukların düzeleceği yanılgısını fark edemez. Ölmeden son nefeste olmayan çıkış kapısını zorlamaktır onunkisi. Oysa ki varlığında yok olur, yok oldurulur. Uyanışı ise yıllarını alır. Artık eyleme geçme vaktidir. Kimliğinden koparılan kadın, kurtuluşa koşmaya başlar. İlk mücadelesi tarikatın çarpık inanç sistemine düşmüş kocasıyladır. Akla hayale sığmaz bir intikam ile onu alt eder. Sırada yanlış kimlik edinmiş kızının kurtarıcısı olmak vardır. Ama bu defa mücadelesi tarikat şeyhiyledir. Başarılı oldu mu? Kısmen. İnsan gibi yaşamaktan tecrit edilen bir kadının, yıllar geçtikçe yaşadığı ruhsal duygu-durum değişikliğini yansıtan bu anlatı ile: Bir kadın erkeklerin nefsini kabartacak diye kapalı sandığa kitlenirken, neden kimsenin aklına erkeğin göz terbiyesi gelmez? Bakışın namussuzluğuna kadın nasıl vesile olabilir? Zihniyetin namusu var mıdır? Kadını salt cinsel obje görmenin bedelini yine neden kadın öder? Çocuk yaştaki kızları kendine eş yapan Şeyh Numan Hoca toplumda nasıl kabul görebilir? Turizm kisvesi altında daha çok para kazanmak için, doğanın metalaştırılıp kapitalist düzende sömürülürken insanlar nasıl bu kadar kör olabilir? Soluk mavi ekranlar ardında yaşadığımızı mı zannediyoruz? Değişen çağımızda yapılan iş aynı iken, işin adının değişmesi medeniyetin, modernizmin göstergesi olabilir mi? Tarikata kurban edilen kimsesiz kız çocukları gerçekten kimsesiz mi?, bu sorular akılda dolaşır. Verebileceğimiz cevaplardan önce şu
1000Kitap
YalnızZeynep Kaçar · Doğan Kitap Yayınları · 20211,607 okunma
8/10
·304 syf.··
2025 105. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2025 21:12
Yazarın son yayımlanan romanı, tıpkı ilki "Polonya'da Bir Kuş Var" gibi bir İkinci Dünya Savaşı hikayesi. “Uçurtmalar”da bu kez Normandiya’dayız. Annesiyle babasını kaybettiğinden, uçurtmalarıyla meşhur amcası tarafından büyütülen bir gencin, Ludo’nun gözünden okuyoruz savaş çıkınca yaşananları. Oldukça masalsı bir atmosferde, bir büyüme hikayesi olarak başlayan kitap savaşla beraber soluk soluğa okunan bir aşk ve direniş hikayesi olarak devam ediyor. Yine bir yanıyla umut tazelerken diğer yandan insanın içindeki kötülüğü sorguluyor Gary. “Ya Nazizm insanlık dışı bir canavarlık değilse? Ya insana özgü bir şeyse? Ya bir itirafsa? Ya gizlenmiş, bastırılmış, üstü örtülmüş, yadsınmış, en derinlerimize gömülmüş ama yine de her zaman yüzeye çıkan bir gerçekse?” (s. 263) “İnsanlık dışı olmanın da insana özgü bir şey olduğu kabul edilmediği sürece yobazca yalanlar içinde bocalıyoruz demektir.” (s. 213) Çok beğenerek okudum.
UçurtmalarRomain Gary (Emile Ajar) · Sel Yayıncılık · 2025175 okunma
Reklam
Reklam