10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
Bir 23 Şubat sabahı, 13 yaşındaki Samantha Andretti okula giderken kaçırıldı.Gözlerini açtığında ise kendisini serum ve oksijen maskesine bağlı, aynalı bir odada ve ultraviyole ışıkların altında buldu.Yanına bir adam geldi ve kendisinin hastanede olduğunu, Labirent denen bir yerden kendi çabaları sonucu kaçıp kurtulabildiğini ve yaralanmaları sonucu hastanede olduğunu söyledi. Kendi kayıp ilanını gördüğünde Samantha kendini tanıyamadı ve adam kendisine aynada bakmasını istediğinde Samantha, ilandaki küçük kız değil 28 yaşında bir kadın gördü.Çünkü kaçırılmasının üstünden 15 yıl geçmişti.. Diğer tarafta ise kalbindeki enfeksiyon nedeniyle 2 aylık ömrü kalmış, ancak o 2 ay dolmasına rağmen ölmemiş özel dedektif Bruno Genko var.Yıllar önce Samantha’nın ailesi ona danışmış ve özel dedektif olarak tutup kızlarını bulmalarını istemişti.Bruno o zaman sonuca erdirememişti davayı ancak şimdi kız ortaya çıktığına ve kendisi de hala kanlı canlı olduğuna göre tekrar davaya girmenin yollarını aramaya başlamış ve hatta bulmuştu.Olayın sorumlusunu bulmak için ise geçmişe gitmesi ve ipuçlarını takip etmesi gerekti. Bunny isimli, gözleri kalp şeklinde olan mavi renk bir tavşan.Sadece çocukların görebildiği bir tavşan.Çocukları artık “Karanlığın Çocukları” yapan tehlike. Diğer yandan ise Simon Berish, 3 gündür bir görev sebebiyle gidip hala kendisinden ses seda çıkmayan Mila’yı aramaktadır.Yolu bir şekilde Bruno Genko ile kesişir ve Samantha davasında güçlerini birleştirirler. Kitap bitti ama ben de bittim, kalbim dayanmadı, hele o son…Ulan ne suflörmüşsün be adam, serinin son kitabına geldim ve artık adamın kim olduğunu, bunca pisliği neden yaptığını bulamazsak valla kafayı yiyeceğim.Canım Mila’m ne çekti bu adamdan be :’( Bruno Genko ise bir başka favorim oldu, gerçi geç tanıştık
Labirentteki AdamDonato Carrisi · Pegasus Yayınları · 202538 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 96. kitabı
Osman Pamukoğlu Sakarya Miti “Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, 21 Eylül 1921’de orduya yayınladığı bildiriyle “Mehmet”in hakkını “Mehmet” e verdi: “Kurtulus için yaptığımız bu savaştan çok daha evvel sizi baska muharebe meydanlarında da tanımıştım. Dünyanın hiçbir ordusunda yüreği sizinkinden daha temiz ve daha sağlam bir askere rast gelinmemiştir Her zaferin mayası sendedir. Her zaferin en büyük payn senindir.Kanaatinle, imanınla, itaatinle,hiçbir korkunun yıldıramadığı demir gibi pak kalbinle,düşmanı nihayet alt eden büyük gayretin için minnet ve şükranlarımı söylemeye nefsime en aziz borç bilirim..” Osman Pamukoğlu’nun kaleme aldığı bu #sakaryamiti eseri,Türk tarihindeki en zor dönüm noktalarından olan Sakarya Meydan Muharebesi ni anlatan, okuru iyi bi sarsıp kendine getiren bir çalışmadır. 23 Ağustos-13 Eylul 1921 tarihlerinde olan Sakarya Meydan Muharebesi’ni yazarımızın kaleminden okurken çalışmanın sadece tarihi anlatılardan değil bir komutanın gözünden muazzam bir analiz ile biz okurlarını aydınlattıdığına şahit oluyoruz. Eseri okurken, Sakarya’yı sadece kazanılan bir zafer olarak değil,bir milletin varoluş ve yok oluş çizgisindeki o ince dengeyi,o dönem yaşanan imkansızlıklara da tanıklık etmiş oluyoruz. Sakarya Muharebesi nde en küçük rütbeden en büyük rütbesine kadar Türk Subaylarının yaptığı fedakarlıklar,gösterdikleri kahramanlıklar cok kıymetli. Sakarya Muharebesi nin hep en ön safında Türk Subaylarımız çarpıştığı için katılan subayların hemen hemen yüzde sekseni ya şehit ya da Gazi olmuşlar.Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum.Ruhları şad olsun. @inkilapkitabevi kitapfisiltisi sevtap #okuyanteraziokuyor #okuyanterazi #reklamdeğiltavsiye
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Birlikte Yaşam ?
Puan vermedi·472 syf.··
2026 21. kitabı
Ilan Pappe kendisini tanımladığı şekilde aktarırsak İsrail Devleti kurulduktan sonra o topraklarda doğan ve siyonist Yahudi fikrine muhalif olan bir tarihçi, akademisyendir. Ilan Pappe aslında bu kitabını biraz inandığı bir teoremi desteklemek için yazmış olduğunu görüyoruz. Gerçi haksızlık etmek istemem; belki de elde ettiği bulgular sonucunda teoreminin tek çıkış yolu olduğunu da düşünüyor olabilir. Bu nedir aslında sol bir dünya görüşü etrafında bu topraklar üzerinde Filistin ve Yahudi halkları barışçıl bir şekilde yaşabilirler. Buna engel olan şeyler Filistin tarafındaki radikal paramiliter gruplar, İsrail tarafında da siyonizmdir. Gerçi cımbızla tek bir şey çekip konuşmak doğru olmaz; ama Ilan Pappe İsrail için "birlikte yaşanması mümkün olmayan" tanımlaması da yapmaktadır. Modern Filistin tarihi incelemesine 17.-18. yy'daki bazı verileri kullanarak başlıyor Ilan Pappe. Bu dönemde yerli halk arasında Müslümanlar, Hristiyanlar, Arap Yahudiler, Dürzüler ve diğer etnik gruplar mevcutlar. Aralarında Arapça konuşuyorlar. Osmanlı Devleti'nin yönetiminde çok merkezi bir idarecilik olmazsa da işler aşiretler üzerinden ilerlemektedir. Mahalli hukuk mevcuttur yani. 20 yy'a gelindiğinde başta Avrupa'da olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde Yahudiler'e, Hrıstiyan zulmü mevcuttur. Birinci dünya savaşının sonrasında 50.000 kadar Siyonist Filistin'e yerleşiyor ve mülkiyet arayışına giriyorlar. Bu mülkiyet arayışına karşı aslında en çok mücadeleyi veren grup; öncesinde Filistin topraklarında bulunan Arap Yahudilerdir. Çünkü Siyonistler, Siyonist olmayan Yahudilere de zulmederler. Cemal el-Hüseyni (1912) yılında fiili olarak Osmanlı Devleti'nin Filistin üzerindeki hakimiyetini ortadan kaldırıyor ve bir şekilde Filistin'in İngiliz mandasına hazırlanmasına neden oluyor bu
Modern Filistin TarihiIlan Pappé · Phoenix Yayınevi · 200728 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 67. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2026 09:22
SAKARYA MİTİ . Manisa, Aydın, Ayvalık dahil olmak üzere İzmir ve çevresi işgal edilmiş, Bursa düşmüş ve Yunanlılar Trakya'ya saldırmıştı. 2 hafta içinde Edirne'den Çatalca'ya kadar olan bölge işgal edilmiş ardından ağır koşullar içeren Sevr Barış Antlaşması imzalanmıştı. 1 ve 2 İnönü Muharebeleri sonrası Eskişehir, Afyon, Kütahya Yunan işgaline uğramıştı. Ankara'da ise yeni kararlar alınmış Mustafa Kemal Paşa'ya Türkiye Büyük Millet Meclisi yetkileri yanında Başkomutanlık yetkisi de verilmişti. Artık Mustafa Kemal'in ağzından çıkan kanun demekti. Ölüm kalım mücadelesi başlıyor, Mustafa Kemal'in milletine olan sarsılmaz güveni devam ediyordu. Sakarya'nın doğusunda kazma, kürek, elde avuçta kalan her türlü cephane, silah, malzeme toplanıyor; yeniden orduya alınmalar yapılıyordu. Öte yandan Yunanlılar da boş durmuyor ve " Türk askerleri; amacımız Türk askerini yok etmek değil, Türk halkını Mustafa Kemal'in işkencesinden kurtarıp Anadolu'da güven ve huzuru sağlamaktır. " gibi bildiriler atıyordu. Yunan ordusu, doğu yönünde harekâta başlanmıştı. O sıralar gönüllü olarak cephede çalışmak için müracaat eden Halide Edip, yaşananlar için ateşle imtihanın son safhası demişti. Ve tarih 22 Ağustos 1921. Iki Ordu Anadolu'nun ortasında, bu çorak ağaçsız topraklarda muharebeye başlamak için artık karşı karşıyaydı. Muharebenin ilk günü Mangal Dağı, ardından da Türbe Tepe'nin kaybı Türkler tarafından büyük bir moral çöküntüsü yarattı. 2. gruba gelen ölümle nişanlı olmak anlamındaki Tümenler, son erleri ölünceye kadar mevzilerini kesin olarak savunacaklardır komutu hayatları pahasına kabul edilmeliydi. Unutulmaması gereken şuydu ki Türk ordusu her neye mal olursa olsun Sakarya'da ölümüne direnecekti. " Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 132. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 01:02
"SAKARYA MİTİ" "Tek bir ağaç gölgesi olmayan, bir avuç suya hasret çekilen, bir kaşık sıcak yemek yemeden, bu kavurucu yaz sıcağında, gece gündüz sekiz gün boğuşmasına rağmen Türk askerinde henüz bir çözülme emaresi yoktu." 22 gün 22 gece... Bu süre, dünya savaş tarihinin en uzun meydan muharebelerinden birine sahne oldu . 23 Ağustos 1921'de başlayan ve 13 Eylül 1921'de sona eren Sakarya Meydan Muharebesi, Türk milletinin "ya istiklal ya ölüm" parolasını tüm dünyaya haykırdığı anların adıdır. Bugün Sakarya denildiğinde, sadece bir nehir, sadece bir coğrafya anlaşılmasın. Sakarya, bir milletin yeniden dirilişinin adıdır. Zor zamanlar... İnsanın içini kemiren, ufku karartan o anlar. Öfkeli rüzgârların, barut kokusunun ve nihayetinde şafak güneşinin adıdır. Bu topraklar, ölümle kalımın burun buruna geldiği, kaderin saatlerini belirleyen o mukaddes köprüdür. Havasında ölüm kokusuyla barut kokusu iç içe geçmiştir. Ve en sonunda, bütün o karanlığı yırtan bir şafak güneşi vardır. Emekli bir komutanın disipliniyle yazılmış, ancak bir romancının hassasiyetiyle akıp giden eser, Türk Kurtuluş Savaşı’nın en kırılgan anına ışık tutuyor. Başkomutan Mustafa Kemal, 27 Eylül 1921’de, Alagöz Karargâhı’ndan Batı Cephesi Ordusu’na şu emri verdiğinde, aslında bir çağın kaderini yazıyordu: “Hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır! Vatanın her karış toprağı, vatandaşın kanıyla ıslanmadıkça terk olunamaz.” Bu sözler, bildiğimiz savunma anlayışını yıkan bir devrimdir. Artık çizgilerle belirlenmiş siperler yoktur. Artık “buraya kadar düşman, ötesi bize” diyecek bir harita çizgisi kalmamıştır. Savunulacak olan şey, bütün vatandır. Her karış toprak, üzerine düşen her damla kana kadar kutsaldır. Kitapta önemli bir yer tutan konulardan biri de Mustafa Kemal'in Sakarya
Edebiyat
Sakarya MitiOsman Pamukoğlu · İnkılap Kitabevi · 013 okunma
10/10
·610 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
BILLY MILLIGAN’IN ZİHİNLERİ ~ DANIEL KEYES İçerik; Biyografik roman 24 ayrı kişilik, tek beden İşlenen suçlar Yargı, tedavi, rehabilitasyon süreci Zihnin gücü Psikoloji, çoklu kişilik bozukluğu 608 sayfa Selam dostlar… #BillyMilliganınzihinleri epeydir bekliyordu kitaplığımda. Gecikmeli de olsa okudum ve bayıldım. Üç ayrı kitaba ayrılmış bölümlerle 608 sayfa. Puntosu küçük, sayfalar dolu dolu. Bir solukta okuyup bitiremeyeceğiniz kadar yoğun bir içeriğe sahip. Okudukça insan durup düşünüyor: Bu zihin dediğimiz şey nasıl bir mucize? İnsanın, beyninin derinliklerinde 24 ayrı kişiliği nasıl barındırdığını merak ediyorsunuz ister istemez. Billy Milligan çocukluğundan beri tuhaf anlar yaşadığını biliyordu. Bazen bir arabada kendine geliyor bazen ise günlerce uyuduğundan habersiz güne uyanıyordu. Aradaki bazı zamanlar kayıptı. Peki o zaman ne oluyordu? Kendi Billy kişiliği hariç içinde barındırdığından habersiz 23 kişilik devreye giriyordu. Onların da başta birbirinden haberi yoktu. Tehlike anında ortaya çıkan 23 yaşında Slav uyruklu Regan, kişilikleri tespit edip yönetimi ele alan yani “spot” dedikleri Billy’nin bedeninin yönetim mekanizmasına kimin geçeceğine karar veren 22 yaşındaki İngiliz Arthur, yoğun empati yeteneğiyle acılı anlarda devreye giren 7 yaşındaki David, üçkağıtçı ve çıkarcı 18 yaşındaki Allen, kilitlerden kurtulmada ve elektronikte usta 18 yaşındaki asosyal Tommy, 3 yaşında küçük bir kız olan Christine, ev işleri ve yemek konusunda söz sahibi olan 19 yaşındaki Adalina ve digeleri…Daha pek cok farklı kişilik özelliklerine sahip karakterler Billy’nin bedenini kullanıyor ama kendilerini farklı bir dile, dine, ırka mensup olarak görüyorlar. Ama bazılarının ortak noktası çok iyi resim yapmaları. Kimi sadece karakalem, kimi portre öteki ise manzara
Billy Milligan’ın ZihinleriDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 2020983 okunma