Kıyamet Suresi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla 1. Hayır, öyle değil! Kıyamet gününe yemin ederim ki, 2. Öyle değil! Kendisini ısrarla kınayan benliğe de yemin ederim. 3. İnsan, kendisinin kemiklerini asla bir araya toplamayacağımızı mı sanıyor? 4. Hayır, sandığı gibi değil! Biz onun parmak uçlarını da tam bir biçimde düzenlemeye gücü yetenleriz. 5. Fakat insan kendi önünde rezillik sergilemeyi ister. 6. "Kıyamet günü nerede/ne zaman?" diye sorar. 7. Göz şimşek çaktığında, 8. Ay tutulduğunda, 9. Ve Güneş'le Ay bir araya getirildiğinde, 10. Der ki insan o gün, "Kaçılacak yer nerede?" 11. Hayır, yok sığınacak yer! 12. Varılıp durulacak yer Rabbinin huzurudur o gün. 13. Haber verilir insana o gün, önden gönderdiği de arkaya bıraktığı da. 14. Gerçek şu ki insan, öz benliği üzerine yönelmiş keskin ve derin bir bakıştır;
Sayfa 47 - Yeni Boyut Yayınevi·Kitabı okuyor
Alıntı
Üçüncü sınıfa gittiğim yıl 23 Nisan ve 19 Mayıs'ta ailem cenaze sebebiyle beni bu töreniere götüremedi. Her iki töreni takip eden okul gününde velim olmadan okula gidemedim. Öğretmenimle tek başıma mücadele edemezdim, korkuyordum. Çok otoriter bir kadın olan babaannemle birlikte gittik okula. Benim ve tüm sınıf arkadaşlarımın gözleri önünde babaannemi aşağıdaki sözlerle payiadı öğretmenim: "Ailenizin soyu kuruyor galiba, ne hikmetse özel günlerde ölüyorsunuz! Hangi koşullarda olursanız olun, çocuklar törenlerde hazır bulunsun!" Belki hiçbir şey düşünmemizi, sorgulayan bir zihne sahip olmamızı istemiyordu. Otoritesine muhtemel tehlikelerdik belki nazarında. Tam da bu sebeple 5-6 saat sürecek ödevler verirdi. Herhangi bir sebeple o ödevleri yapamadığımda, (babamın 45 gün yoğun bakırnda kalması, evdeki tadilat v.s.) okula gidemezdim. Çünkü ödevimi yapmadığımda başıma gelecekleri bilirdim.
Reklam
Yunanlardan dedelerimiz boşuna nefret etmedi;
16 Mart 1920'de İstanbul'un resmen işgali, bir yıl önce 1919'da Yunanların İzmir'e çıkması üzerine kendini gösteren milli ayaklanma gibi, bütün yurtta derin yankılar uyandırdı. Ve Anadolu'da, Mustafa Kemal önderliğinde başlayan bağımsız milli hareketi güçlendirdi. İstanbul'da Meclis-i Mebusân ve sultan hükümeti işgal güçlerinin kontrolü altındaydı. Kaçabilen milletvekilleri Ankara'ya sığındılar. Bundan sonra, seçilen yeni milletvekilleri İstanbul'dan gelenlerle beraber Ankara'da TBMM'ye vücut verdiler (23 Nisan 1920). Bundan sonra devletin yeni merkezi Ankara'ydı.
Alıntı
"Kozmik ahenkten doğan şifa"
"Eskiler kendilerini doğanın ritmine göre düzenlemişlerdir. Tıbbi bitkileri, belirli astrolojik pozisyonlarda toplamışlar. Kadimler, Ay'ın ilk evresinde yani yeni ay zamanı (hilal) tohum ekmek, toprağı tohumlamak, saksı değiştirmek gibi işlemler yapmışlardır. Hacamat günleri olarak anılan günler "dolunaydan sonraki tekli günler"dir. Hacamat, hicri ayın 15'inden sonra yapılır. Hacamat için en uygun zaman dilimi hicri ayların 17., 19., 21. ve 23. günlerinin pazartesi ve perşembe günlerine denk gelen günleridir. Ay'ın ilk yarısında yani yeni aydan dolunay evresine kadar vücut sıvıları giderek artar. Dolunay evresinde vücut sıvılarıyla doğadaki bağıl nem miktarı maksimuma ulaşır. Dolayısıyla evrende damarlardaki kan miktarında artış olur. Dolayısıyla hacamat yaptırmak için en uygun dönem dolunay evresi ve dolunaydan sonraki birkaç gündür"
Sayfa 210·Kitabı okudu
Alıntı
Mehmet Salih Omurtak
"3ncü Kolordu Komutanı olduğu dönemde, darbeyle yönetime gelen ve Nazi Almanya'sıyla ittifak sinyalleri veren cuntaya bir uyarı mahiyetinde, 19-23 Ağustos 1935 tarihlerinde Trakya'da büyük bir tatbikat düzenler. Bu askerî toplanma Bulgarları çok tedirgin eder. Tatbikat başka kolorduların da iştirakiyle geniş çapta gerçekleştirilmiş ve yeni tanklar da ilk kez denenmiştir. Hava kuvvetlerinin de katıldığı manevralardan sonra Bulgar Ordusu Türkiye sınırında yığınak yapmaya başlar."
Sayfa 87 - Kronik
A'RÂF SÛRESİ
Sizi yarattık, sonra size biçim verdik, sonra da meleklere: "Âdem'e secde edin" dedik; hepsi secde ettiler, yalnız İblis, secde edenlerden olmadı. ﴾11)-(Allah) buyurdu: "Sana emrettiğim zaman, seni secde etmekten alıkoyan nedir?" (İblis): "Ben, dedi, ondan hayırlıyım; beni ateşten yarattın, onu çamurdan yarattın." ﴾12﴿ (Allah) buyurdu: "Öyleyse oradan in, orada büyüklük taslamak senin haddin değildir. Çık, çünkü sen aşağılıklardansın." ﴾13﴿ (İblis) dedi: (Bari) bana (insanların) tekrar diriltilecekleri güne kadar süre ver." ﴾14﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi sen süre verilmişlerdensin." ﴾15﴿ "Öyleyse, dedi, beni azdırmana karşılık, and içerim ki, ben de onlar(ı saptırmak) için senin doğru yolunun üstüne oturacağım." ﴾16﴿ "Sonra (onların) önlerinden arkalarından, sağlarından sollarından onlara sokulacağım ve sen, çoklarını şükredenlerden, bulmayacaksın." ﴾17﴿ (Allah) buyurdu: "Haydi, sen, yerilmiş ve kovulmuş olarak oradan çık. And olsun ki,onlardan sana kim uyarsa, (bilin ki) sizin hepinizden (derleyip) cehennemi dolduracağım." ﴾18﴿ (Sonra Allah, Âdem'e hitab etti): "Ey Âdem! Sen ve eşin cennette durun, dilediğiniz yerden yeyin; fakat şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz." ﴾19﴿ Derken onların, kendilerinden gizli kalan çirkin yerlerini kendilerine göstermek için onlara fısıldadı: "Rabbiniz, başka bir sebepten dolayı değil, sırf ikiniz de birer melek ya da ebedî kalıcılardan olursunuz diye sizi şu ağaçtan men etti." dedi. ﴾20﴿ Ve onlara: "Elbette ben size öğüt verenlerdenim." diye de yemin etti. ﴾21﴿ Böylece onları aldatarak aşağı sarkıttı (önceki mevkilerinden indirdi). Ağacı(n meyvesini) tadınca, çirkin yerleri kendilerine göründü ve cennet yapraklarını üst üste yamayıp üzerlerini örtmeğe başladılar. Rableri onlara seslendi: "Ben sizi o ağaçtan men etmedim mi
Alıntı
Reklam
Reklam