Anneciğim, sen gittin gideli ne kadar yalnızım bir bilebilsen. Sen gittin gideli, kimselere derdimi anlatamiyorum, ne yapacağımı şaşırdım. Başımı birinin omuzuna koyup, ağlamak istiyorum, hiçbir omuz yok. Anneciğim çok yalnızım, tek başınayım, acılar içindeyim, kimse anlamıyor, kimse sormuyor... Her gece, yatağımda ağlıyorum, kimse fark etmiyor bile... Bana bir omuz ver...
Senin gibi iki çocukla, seni aldatan kocayla,bırakıp gidemeden, evinin duvarlarına yapışmış, balık gözlerinle kalmak mı annelik? Siz olmasaydınız, ben bu hayatı mı yaşardım, sizin yüzünüzden boşanamadım demek mi kutsal annelik? Bu bok dünyaya, ne olacağı belli olmayan bir yaratık peydahlayıp, durmadan onu suçlamak mı annelik? Evin dört duvarı arasına kapanıp, yemeyip yedirip, giymeyip giydirip, durmadan üzülüp, mutsuz olup, korkular, acılar içinde yaşamak mı annelik? Sen neredesin ha anneciğim, sen kimsin? Ne yaptın şimdiye dek kendin için. Umutların hani? Var mıydı ki? Kutsal annelik ha... kut... sal... an...
Bize öyle öğretmişlerdi çünkü. Kadının en kutsal ve tek görevi Anneliktir. Ancak Anne olamayan kadınlar, eksikliklerini telafi etmek için kendilerini yüceltmek isteyip iş hayatına atılır.