"Yâ Rabbî! Bizleri Cennet’te cemalinden, son nefeste imanından, kabirde Kur’ân'ından ve mahşerde şefaat-ı Resûlullah’tan ayırma, âmîn." Taşköprülü Mehmed Sâdık Bey (Gayr-ı Münteşir Mektuplar, Cilt - 4, Kastamonu Gayr-ı Münteşir, s. 258)
1000Kitap
Muhyi | el-Muhyi İsminin Anlamı Muhyi isminin lügat anlamı: Hay kökünden türemiş olan el-Muhyi ismi, diriltmek, hayat vermek, can vermek ve yaşatmak anlamlarına gelmektedir. İhya fiili ile Kur’an’da çokça zikredilmektedir. EL-MUHYÎ: İhya edip dirilten; canlılara hayatı veren… Bu dünya, bir amaç için misafir olarak gönderildiğimiz, çalışıp çabalayarak ev sahibimiz olan Yüce Allah’ı memnun ve razı etmekle yükümlü olduğumuz bir yerdir. Ruhumuz daha önce, Ruhlar Aleminde, dünyaya gel­mek için sırasını beklediği gibi, anne rahminde kendisine bir elbise giydirilip dünyaya gönderilmiştir. Bir süre de burada kalıp bekledikten sonra yine sırası gelince beden elbisesinden soyunup kabre girecek; kabir veya berzah alemi denilen yerde bekletilecektir. Oradaki bekleyiş ise toplu haldedir ve kıyamete kadar sürecektir. Muhyi isminin ıstılah anlamı: Muhyi; insanı yoktan var eden ve diriltendir. Muhyi; ölümünden sonra toprağı diriltendir. Muhyi; iman eden kullarını güzel bir şekilde yaşatandır. Muhyi; iman edenleri canlı tutandır. Muhyi | el-Muhyi Dualar ve Zikirler EL-MUHYİ isminin zikri (68) adettir. Zikir saati ise Zühre; zikir günü Cuma’dır. Sabah erken gün doğarken ve ikindi sonrası zikredilebilir. Gece zikretmek için de tam gece yarısı zikredilebilir. Muhyi | el-Muhyi esmasıyla yapılacak Dualar: O’nun öldürdüğüne kimse hayat ve can veremez. Her gün, her saat, her saniye yeryüzünde milyonlarca varlık hayat bulup dünyaya gelmektedir. Bütün bunlar, Allah’ın (azze ve celle) Emriyle, Yaratmasıyla ve müsaadesiyle olmaktadır. Allah (azze ve celle) yoktan var edip hayat verdiği gibi, ölüyü de tekrar canlandırabilir. Buna ihyâ, yani, diriltme denir. Hayatı hiç yoktan veren Zâtın, ölülere yeniden hayat verip diriltmesi elbette son derece kolaydır. Allah (azze ve celle) Öldüren ve
Din İslam
Reklam
İstanbul mutlaka fethedilecektir!
**"İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur." **(Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 335; Buhari, et-Tarihu'l-Kebir, IV, 258) İslam fıkhı ve hadis literatüründeki bazı rivayetlere göre, ahir zamanda İstanbul'un (Konstantiniyye) manevi veya yeniden bir fethi Hz. Mehdi tarafından gerçekleştirilecektir. Konunun detaylarını, kafa karışıklıklarını gidermek adına iki ana başlıkta inceleyebiliriz: 1. Fatih Sultan Mehmed ile Hz. Mehdi'nin Fethi Arasındaki Fark İslam alimleri, hadislerde geçen İstanbul fethini genellikle iki farklı olay olarak değerlendirirler: Maddi Fetih (1453): Fatih Sultan Mehmed’in gerçekleştirdiği fetihtir. Şehir kılıçla, toplarla, askeri deha ve stratejiyle (maddi güçle) fethedilmiştir. Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) "Onu fetheden komutan ne güzel komutan..." hadisi genel olarak bu fetihle bağdaştırılır. Manevi/Ahir Zaman Fethi: Kıyamete yakın bir dönemde, Hz. Mehdi'nin yapacağı fetih olarak rivayet edilir. Hadislerde bu fethin askeri güçten ziyade tesbih, tekbir ve tevhidle (yani manevi bir güçle, inançla) olacağı belirtilir. 2. Hadis Kaynaklarında "Mehdi ve İstanbul" Sahih-i Müslim gibi güçlü hadis kaynaklarında ahir zamanda İstanbul'un fethini anlatan rivayetler mevcuttur. Bu rivayetlerin öne çıkan özellikleri şunlardır: Savaşsız, Tekbirlerle Fetih: Hadislerde, Beni İshak’tan (veya Müslümanlardan) oluşan bir ordunun İstanbul'a geleceği, silah patlatmadan ve ok atmadan, sadece "La ilahe illallahü vallahü ekber" diyerek şehrin surlarının yıkılacağı (yani manevi olarak teslim alınacağı) anlatılır. İstanbul, 1453'te topraksal ve siyasi olarak fethedilmiştir. Ancak ahir zamanda, şehrin dejenere olması, manevi değerlerden uzaklaşması veya küresel güçlerin kültürel/siyasi etkisi altına girmesi
Din
“İddiasızca hayatımıza giren ve büyük laflar etmeden uzun zaman orada kalmayı becerebilenler, zaman içinde kalbimizin ve ruhumuzun en manzaralı dairelerine yerleşiveriyordu demek.” s.258 Unutma Beni Apartmanı
Alıntı
Övgü dolu sözlerine kanmışım; ''Kalbin temiz'' demiş, gerçek sanmışım. Hakk'ı ancak, zor günümde anmışım, İçimdeki nankör.. Nefsimmiş meğer... Öyle sevdirmiş ki,dünyayı bana; Saraylar kurmuşum, üç günlük cana. Hevâ heves denen, çöplükten yana Beni sürükleyen.. Nefsimmiş meğer... Cengiz Numanoğlu
Şiir
Babamın dün okumamı istediği ve dinlediği şiir
"Bir sancak altında kaç milyon insan, Ne tenleri benzer, ne dilde lisan... Olmuşlar... Tek yürek, tek beden de can; İnsanlığı gördüm... Beytullah'ta ben... ..." Cengiz Numanoğlu (Beytullah'ta Ben)
Reklam
Reklam