7/10
·264 syf.··
2025 11. kitabı
romantik komedi türünde çıtır çerezlik yaz kitabı. 258 sayfa. bir çırpıda oturup okuyabilirsiniz. çeşitli sosyal medya platformlarında da plaj kitabı kategorisinde yer alıyor ki, yazın sıcak ve yapış yapış havasında birde beynimi yakmak istemiyorum diyenler için ideal bir serüven. konusu, hazel adında aşırı hareketli ve utanma duygusundan muaf tutulmuş özgüvenli kadın karakterimizin, üniversite de ki ilk yılından beri bir şekilde vurgun olduğu josh (ki bence jimin ismi daha güzel.) ile yıllar sonra çok yakın arkadaşının evinde tekrar karşılaşması ile başlayan bir dizi olayı konu ediniyor. romantik yerleri var, kasıntı ve zorlama yerleri de var -yok diyemeyeceğim kadar üstelik-. hani kızın evinin su basması ve o arada başkasında kalmak zorunda olması ve tesadüf o ki müsait evin josh'un evinin olması fazla zorlamaydı. klasik bir romcom yani, çok beklentiye girmemek lazım. tek çırpıda okuyup ara kitap yapabileceğiniz hoş bir tat bırakan bir kitap. yetişkin içerik var, söylemedi demeyin. olursanız, keyifli okumalar dilerim. okumazsanız, üzülmeyin bir şey kaybetmediniz.
Josh ve Hazel'ın Sevgili Olmama RehberiChristina Lauren · Yabancı Yayınları · 20242,156 okunma
Yoksulların nefret ettikleri bir şey varsa, o diğer yoksullardır.
10/10
·304 syf.··
2021 1. kitabı
Muriel Barbery (28 Mayıs 1969, Kazablanka-Fas) Fransız roman yazarı ve felsefe profesörüdür. 2000 yılında ilk romanı Une Gourmandise yayınlandı. Bu kitap on iki dile çevrildi. 2006 yılında çıkan ikinci kitabı Kirpinin Zarafeti (L'Élégance du hérisson) Fransa'nın en çok satanlar listesinde 30 hafta boyunca ilk sırada yer aldı. Mayıs 2008'e kadar elli baskısı yapılan eserin bir milyondan fazla kopyası satılmıştı. 2008 yılında bir sanatçı rezidansı olan Villa Kujoyama'da yaşamaya hak kazanan Barbery, şu anda eşiyle birlikte Kyoto'da yaşamaktadır. Kitap konusundan ziyade içeride verdiği derin felsefik sorgulamalarla incelenmeli çok iyi pasajlar okuyoruz her biri ders niteliğinde. **"Hayatın bir anlamı vardır ve bunu da büyükler bilir" lafı herkesin inanmak zorunda kaldığı evrensel bir yalandır. Yetişkin olup da bunun yanlış olduğu anlaşıldığında artık vakit çok geçtir. Sır dokunulmadan kalır; ama kullanılabilecek bütün enerji de uzun süredir salakça faaliyetlerle saçılıp savrulmuştur. Geriye kalan ise kişinin kendi yaşamına hiç bir anlam bulamamasını maskelemeye çalışarak kendini uyuşturmasıdır. Üstelik kendini daha iyi ikna edebilmek için de kendi çocuklarını aldatır. (Syf.13) ** Baştan beri Colombe'la ben savaştık; çünkü Colombe'a göre yaşam, karşındakini yok ederek zafer kazanmak gereken sürekli bir mücadele. Rakibini ezmemişse ve onun alanını kıtı kıtına yaşayabileceği kadar daraltmamışsa kendini güvende hissedemez. Başkalarına yer olan bir dünya onun eftenpüften savaşçı ölçütleri ne göre tehlikeli bir dünyadır. Ama aynı zamanda, ufacık bir temel görev için onlara muhtaçtır: Onun gücünü birinin kabul etmesi gerekir. Dolayısıyla vaktini olası tüm imkanlarla beni ezmeye çalışmanın yanısıra, benim ona, kılıç çeneme dayalıyken, en iyi olduğunu ve onu sevdiğimi söylememi
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Kırmızı Kedi Yayınları · 20259,8bin okunma
Reklam
8/10
·320 syf.·
2026 56. kitabı
Hannah Arendt “Kötülüğün Sıradanlığı” 1963’te yayımlanan Eichmann in Jerusalem: A Report on the Banality of Evil (Türkçede genellikle Kötülüğün Sıradanlığı alt başlığıyla biliniyor), Hannah Arendt’in Nazi Almanyası’nın lojistik planlayıcılarından Adolf Eichmann’ın Kudüs’teki yargılanmasını izleyerek kaleme aldığı çarpıcı bir eser. Arendt, beş ay süren davanın altı haftalık bölümünü izlemiş ve gözlemlerini aktarmış. Arendt’in en sarsıcı bulduğu nokta şu: Eichmann, şeytani bir canavar gibi görünmüyor. Aksine, klişe cümlelerle konuşan, düşünme yetisini reddeden, bürokratik rutinlere uyan sıradan bir memur portresi çizer. Onun savunması hep aynı cümledir: “Ben sadece emirleri uyguladım.” Arendt, kötülüğün kaynağını nefret ya da sadizmde değil, düşüncesizlikte ve kör itaate dayalı bürokratik mekaniklikte bulur. Ona göre en büyük kötülükler, düşünmeyen, sorgulamayan ve yalnızca emirlere uyan sıradan insanlar eliyle yapılır. İşte bu yüzden “kötülüğün sıradanlığı” kavramı, insan doğasına ve modern bürokrasiye tutulmuş en sert aynalardan biridir. Eichmann, milyonlarca insanı ölüm kamplarına gönderen bir lojistikçi olarak, yaptığı işi bir “teknik görev” gibi görür. İnsanların acısı onun gözünde bir “lojistik meseleye” indirgenir. Arendt’in korktuğu nokta tam da budur: İnsan, başka insanların hayatını teknik bir ayrıntıya çevirdiğinde, korkunç şeyler normalleşebilir. Kitap yayımlandığında büyük tartışmalar yaratmış. Bazı kesimler Arendt’in Eichmann’ı “hafiflettiğini” düşünüyor. Oysa Arendt amacının onu masum göstermek olmadığını, tam tersine, Eichmann’ın suçlu olduğunu söylüyor. Ancak asıl tehlikenin, kötülüğün insanüstü bir şey değil, gayet insani bir şey olmasında yattığını ekliyor ve şöyle diyor:”Eğer kötülüğü sadece “canavarlara” ait sayarsak, sıradan insanların da
Kötülüğün SıradanlığıHannah Arendt · Metis Yayınları · 2022988 okunma
7/10
·406 syf.··
2026 20. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 12:57
"İnsan her zaman beklediği başarıyı elde edemez. Bir dedektif; dedikodular, efsaneler değil, gerçek olaylar arar. Bu olay umduğum gibi olmadı." (s. 258) Sir Charles Baskerville bozkırın ortasında ölü bulunduğunda, sebebin kalp krizi olduğu zannedilmişti. O bölgede yaşayan insanlar bu gizemli ölümün nedeninin insan avına meraklı azılı bir köpek olduğuna inanıyorlardı. İnandıkları bu teoriye göre, köpek yıllardır Baskerville ailesinin erkek fertlerini öldürmekteydi. Ancak Doktor Mortimer bu gizemin altında bambaşka bir mesele olduğu kanısındaydı ve tam bu noktada olayın çözümüne Sherlock Holmes ile dostu Doktor Watson koşacaktı. Dil akıcı, olay örgüsü ise macera dolu bir eser. Lakin beklentimin altında kalan bir şeyler olduğu kesin. Arthur Conan Doyle imzalı bir kitap olmasından dolayı elimden düşürmeden okuyacağım bir roman olur sanmıştım ancak çok şaşırtıcı hikâyeler olduğunu söyleyemeyeceğim doğrusu. Birbirinden farklı üç hikâyeden oluşan "Sherlock Holmes - Saklı Gerçeklerin Gölgesinde" eserinde anlatımın çoğunluğunu 'Baskerville köpeğinin sırrı' oluşturuyor. Son iki bölümdeki olay örgüsü nispeten tahmin edilmesi daha kolay ve daha az sürükleyici parçaları kapsar nitelikte. Neticede, yazar sisli bir atmosferin içinde okuru merak duygusuna boğmasına rağmen kalıcı bir iz bırakacak vuruşu tam anlamıyla yansıtamamış. Yine de Doyle'un kendi polisiye ruhuna uygun bir yazı yazmış olduğu gerçeği göz ardı edilmemeli.
Sherlock Holmes - Saklı Gerçeklerin GölgesindeArthur Conan Doyle · Yakamoz Yayınları · 2016705 okunma
10/10
·531 syf.··
2026 22. kitabı
·
484 günde okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2026 14:39
Emekli Binbaşı Cengiz Numanoğlu kaleme aldığı dinî ve tarihî şiir kitabıdır. İlk okuduğumda hayretler içinde kaldım. Canım sıkıldığında sürekli bu şiirleri okudum. Gerçekten harikulade şiirler kaleme almıştır. Burdan tüm Müslümanlara şiddetle tavsiye ediyorum.
ŞuurCengiz Numanoğlu · Sahhaflar Kitap Sarayı · 202186 okunma
Hayat Bir DENKLEM..
9/10
·304 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2026 20:57
Sezgin Kaymaz'ın kendine has üslubuyla yazılmış, mükemmel bir kurgu. Bolca düşündüren hayatın gerçekleri yada gizemleri ile dolu.. Musa ilk mahalleye geldiğinde bir tuhaflık vardı. Esnafı ilk gezdiğinde büyük sırrın çoğunu çözdüm.. Leyla gibi bi karakter yanımda olsa ne iyi olurdu dedirtti. Gerçeklerinden kat kat iyi ve bilge üstelik. Evet hayat bir denklem çözülmesi belki imkansız. Varlık nedir, yokluk nedir. İstenen nedir kaçılan nedir. Çok kasmamalı belki.. Ustadan bolca küfür, felsefe, mantık, gizem ve sır dolu mükemmel kurgulanmış bir kitap. Sevenin çok seveceği türden bir yazar ve oldukça farklı. Beni oldukça sardı. Şiddetle tavsiye olunur.. "Bilemeyeceğini bildiğin bir şeyi bir türlü bilemediğin için üzülmek, zaten kaldıramayacağını bildiğin bir şeyi bir türlü kaldıramadığın için üzülmeye benzer. O da boş bu da boş. Olmayan şeyin denklemi de olmaz. Üzülme." s.258
1000Kitap
Uzunharmanlar'da Bir Davetsiz MisafirSezgin Kaymaz · İletişim Yayınları · 20222,300 okunma
Reklam
Reklam