9/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:25
“İnsanı insan yapan şey gerçekten nedir?…” Daniel Keyes ~ Algernon’a Çiçekler 9/10 Mayıs ayının son kitabı yine yeni bir yazarla tanıştırdı beni. Okuru ikiye bölen Algernon’a Çiçekler, hakkında en çok yorum okuduğum kitaplardan biriydi. Ben ise kitabı seven taraftayım.. Kitap; zeka, yalnızlık, sevgi ve kabul görme ihtiyacı üzerine düşündüren etkileyici bir hikâye sunuyor. Charlie Gordon’un yaşadığı değişimi adım adım takip ederken onunla birlikte seviniyor; sorguluyor ve zaman zaman hüzünleniyorsunuz… İnsan değiştiğinde çevresindeki insanlar onunla birlikte değişiyor mu, yoksa sadece bakış açıları mı ortaya çıkıyor? Zekâ arttıkça hayat gerçekten daha anlamlı mı olur, yoksa insan bazı şeyleri fark ettikçe geri dönüşü olmayan bir yükün içine mi girer? Belki de asıl mesele ne kadar bildiğimiz değil, bildiklerimizle nasıl baş ettiğimizdir… “Herkesin senin düşündüğün gibi olmadığını öğrenince sakın üzülme.” (43) “Her şeyi sözcüklere dökmek her zaman gerekli olmayabilir.” (88) “Sevgi ve şefkat eli degmeyen zekâ ve eğitim beş para etmez.” (262) Zekânın insana her kapıyı açacağına inanıyoruz. Peki ya açtığı kapıların ardında mutluluk yoksa? . . .
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
10/10
·325 syf.·
2026 17. kitabı
Ama şimdi biliyorum ki, hepinizin atladığı bir şey var: “Sevgi ve şefkat eli değmeyen zeka ve eğitim beş para etmez." s.262 Kitap baştan sona Charlie Gordon’un gelişim raporlarından oluşuyor. Charlie doğuştan zeka geriliği yaşayan biridir. Annesi, Charlie’nin durumunu kabullenmemekte ısrarcıdır.Kardeşi Norma doğana kadar Charlie’nin “normal bir birey” olabilmesi için adeta doktor doktor gezer. Onu olduğu gibi kabul edip sevmek gerektiğini sadece babası Matt söyler. Norma’nın normal bir zeka düzeyinde olduğu anlaşılınca ailesi Charlie’nin Norma’nın hayatını etkilememesi sebebiyle onu yatılı bir okula vermek istediler. Sonrası Charlie için çalıştığı fırın, okul arasında kısıtlı bir dünyada farkında olmadan geçen yıllardan ibaret..Çevresindeki insanların kendisiyle dalga geçtiğini, kandırdığını, kullandığını anlamayacak durumda. Ancak “akıllı olmak” en çok istediği şey. Sonrasında bir deney için seçilir. Eğer başarılı olursa en çok istediği şey olacaktır. “Akıllı biri” Bir sürü psikolojik teste tabi tutulur. Aynı deneyin kobayı fare Algernon ile yarıştırılır. Ameliyat olur ve sonrasında deha düzeyince bir zekaya sahip olur. Ancak anlamak sancılıdır. Birçok yüzleşmeyi de beraberinde getirir. Babasıyla, annesiyle ve kardeşiyle kısacası geçmişinin karşısına geçer ve bana bakın “akıllı biriyim!” der. Bu süreç içerisinde deneyimleri ve öğrenme hızı kendisini ameliyat eden profesörler de dahil herkesi geçmiştir.. Kendisiyle ve geçmişiyle yüzleşirken geleceğin belirsizliği içerisinde kendisini Algernon ile özdeşleştirmekten alıkoyamaz. Onun gidişatı ise pek iyi değildir… Bir gün Algernon ölür. Onu yakma odasına atmamaları için alıp evinin arka bahçesine gömer ve üzerine çiçek eker… Sonrasında kendi çöküşünü izlemenin ızdırabıyla baş başa kalır.. Başladığı yere döndüğünde
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
Reklam
8/10
·129 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
Her cümlenin bende bir anısı var gibi. Nerdeyse tüm kitabı alıntılamak üzereydim. Sevdiğim ve sonrasında ayrıldığım bir başka insan, hikayedeki anlamıyla bir Osman'ım yok ama benim için Osman, kendi kendime konuştuğumda muhatap aldığım varlık. Osman benim. Mektubu yazan da benim. Bir oturuşta bitecek tadı damağınızda kalacak bir hikaye. Kitapta 262 kez Osman kelimesi geçiyor. Bir kez bile yetti be Osman demedim. Oraya bi Osman gerekliydi ve her şey yerli yerindeydi. Hitap için daha doğru bir isim seçilemez gibi hissettirdi. Yemekhanede şahmazel ismini koyduğum kediye ısrarla Osman dedikleri için bu isme kizgindim ama.. Son olarak 160Ackermana selam çakmazsam olmaz. Bu hikaye senden kısa Levi!(129 syf.)
Bu Hikâye Senden Uzun OsmanAylin Balboa · İletişim Yayıncılık · 202213,7bin okunma
Puan vermedi·704 syf.·
2026 15. kitabı
Öncelikle böyle seriyi bizlerle buluşturdukları için İnci Enginün ve Zeynep Kerman'a teşekkür etmek gerekiyor. Halit Ziya'dan Mehmet Rauf'a, Hüseyin Rahmi'den Ahmet Rasim'e, Emine Semiye'den Halide Nusret Zorlutuna'ya kadar birçok yazar; komediden dramaya, olay tarzından durum tarzına kadar birçok çeşitli hikaye barındıran, her okuyanın kendinden bir şeyler bulacağı eser olmuş. Kitabı sipariş ederken hikaye metinlerinin incelemesi olduğunu zannediyordum fakat okumaya başlayınca ilk hikaye örneklerinden Cumhuriyet dönemine kadar yazılmış hikayelerin derlemesi olduğunu gördüm. Ziyanı yok, hem yazar hem de hikaye çeşitliliği açısından oldukça kapsamlı eser okumuş oldum. Hem hikayeciliğimiz hakkında hem de yazarlarımızın yazarlıkları hakkında genel bilgi edinmek için tavsiye niteliğindedir. Bir noktaya değinmek gerekiyor. Mehmet Rauf, 'Küçük Kumral' adlı hikayesinde "henüz on bir, on iki yaşlarında" (s. 264) çocuğa tutulmuş, "kendimi onun sevgilisi, nişanlısı, zevci görüyordum." (s. 267) diyen birinin hikayesini işliyor. Demek ki bugün olsa mangalda kül bırakılmayan konu, geçmişte edebiyattan sayılıp kimsede rahatsızlık uyandırmıyormuş ve itirazsız/engelsiz yayınlanabiliyormuş. Bir de diğer taraftan bakalım: Oyunla meşgul olması, hayatın tadına varması gereken çocuk geçmişten günümüze kadar, ister yaşlıyla ister kendisi gibi çocukla evlendirilerek hayatının hep bir yönü eksik olarak yetişiyor, beşikte evlendiriliyor, çocuk olmadan yetişkinliğe adım atıyormuş. (çocuk olmadan yetişkin olunur mu/olunmalı mı sorgulamak gerekir) * Bu biçare işte o zaman anladı ki dünyaya bedbaht olmak için gelmişti! (s. 133) * Fakat bu hayatavakf-ı eyyam edip mesut olanlar olduğunu düşünerek asıl sebeb-i felaketinin herkes gibi olmadığından ibaret bulunduğunu düşündü ve başını eğerek itiraf
Yeni Türk Edebiyatı MetinleriZeynep Kerman · Dergah Yayınları · 20114 okunma
Puan vermedi·325 syf.·
2026 2. kitabı
Algernon’a Çiçekler kitabını bitirdim. Bir hayli ağladım. Duygusal bir cümle, bir sahne, hatta sadece düşüncesi bile gözlerimi hemen doldurmaya yetiyor. İçimde öyle bir kırgınlık var ki, bazen sanki buna bir sebep arıyormuşum gibi hissediyorum. Neyse… Kitap o kadar etkileyiciydi ki; farkındalık, zekâ ve kalp arasındaki bağlantı, anlaşılma isteği, anlama arzusu, öğrenme tutkusu… Birçok temel taşı içinde barındırıyordu. Charlie’nin başlangıçta hayattaki tek amacı akıllı olmaktı. Annesi, babası ve kardeşiyle olan bağları, sırf akıllı olamadığı için kopmuştu. Ona yeten şeyler olsa da içten içe, çılgınlar gibi akıllı olmak; diğer insanlar gibi sohbetlere dahil olmak, onları anlamak ve anlaşılmak istiyordu. Charlie kadar düşük IQ’lu olmasak da hepimiz zaman zaman bir üst seviyeye çıkmak, bir üst basamaktaki sohbetlere dahil olmak ve oradaki dostlukları tatmak istiyoruz. Charlie’nin pencereden izlediği gibi, biz de bizden “yukarıda” olanları izliyoruz. Dahil olmak istiyoruz. Öte yandan, hepimiz zaman zaman bulunduğumuz konumla eşdeğer bir işte çalışmayanları ya da sahip olunan diplomaları kıyaslayarak insanları kendimizden aşağı görme kibrine kapılabiliyoruz. Süper zekâlı olmadan bile kibirle dolabiliyoruz. Kitap, zihinsel engelli bir bireyden yola çıksa da gerçek hayattaki durum, okuduğumdan çok daha acımasız gibi geliyor bana. Tüm bunların dışında… Kitaba başladığımda sanki ben okumuyordum da Charlie yanımda konuşuyormuş gibiydi. Onun o masumiyet dolu, samimi ses tonunu kulaklarımda duyduğuma neredeyse eminim. İlerleme raporlarının başında, gözümün önünde 32 yaşında bir adamdan çok, çocuk gibi bir Charlie canlandırmak çok kolaydı. Ameliyat sonrası birden karizmatik bir adama dönüşmesi, öğrendikleri ve bana aktarmaya çalıştığı şeyler öyle bir noktaya geldi ki artık
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,8bin okunma
10/10
·336 syf.··
2026 15. kitabı
ÖMER HAYYAM ʜᴀʏᴀᴛɪ-ᴅüşüɴᴄᴇʟᴇʀɪ̇-ꜱᴇçᴍᴇ ʀᴜʙᴀɪ̇ʟᴇʀɪ̇ ʜᴀᴢɪʀʟᴀʏᴀɴ: Gamida KENAR 𝑮𝒆ç𝒎𝒊ş 𝒈ü𝒏ü 𝒚â𝒅 𝒆𝒕𝒎𝒆, 𝒀𝒂𝒓ı𝒏 𝒊ç𝒊𝒏 𝒇𝒆𝒓𝒚𝒂𝒕 𝒆𝒕𝒎𝒆, Ş𝒊𝒎𝒅𝒊𝒍𝒊𝒌 𝒛𝒂𝒎𝒂𝒏ı𝒏ı 𝒉𝒐ş 𝒈𝒆ç𝒊𝒓, Ö𝒎𝒓ü𝒏ü 𝒃𝒆𝒓𝒃𝒂𝒕 𝒆𝒕𝒎𝒆! Ö𝗠𝗘𝗥 𝗛𝗔𝗬𝗬𝗔𝗠 Ömer Hayyam’ı tek bir kelimeyle anlatmak mümkün müdür dersiniz? Şair diyoruz… ama o yalnızca bir şair değil. Matematikçi diyoruz… ama sayılardan ibaret değil. Filozof diyoruz… ama düşüncelerini kalıplara sığdırmak mümkün değil. Yüzyıllardır ona pek çok sıfat yakıştırılmış: hedonist, sûfî, ateist, bilgin ve dahası… Belki de hepsi, belki de hiçbiri. Çünkü Hayyam, tek bir kimliğe sığmayacak kadar derin bir isimdir sayfa dostlarım. Eserimiz ise Hayyam’ı bir yargının içine hapsetmiyor; onu bütün yönleriyle anlamaya çalışıyor. Okudukça şunu fark ediyoruz ki bizler çoğu zaman büyük isimleri tek bir pencereden tanıyoruz. Oysa biraz yaklaştıkça ne kadar katmanlı, ne kadar çelişkili ve ne kadar insani olduklarını anlıyoruz. Üstelik kitabımızı okurken sadece Hayyam’ı değil, insanın düşünsel cesaretini de tanıyoruz. Sorgulamanın, kalıpları kırmanın ve tek bir kimlikle yaşamaya mecbur olmadığımızın farkına varıyoruz. Kitabımızı okurken sık sık durup düşündüm ve çoğu satırın altını çizdim. Bazı cümlelerde ise uzun uzun oyalandım. Eğer Hayyam’ı gerçekten tanımak, ezber bilgilerin ötesine geçmek ve farklı bir bakış açısı kazanmak istiyorsanız biyografi türündeki eserimizi gönül rahatlığıyla tavsiye ederim sayfa dostlarım. Kesinlikle okunmayı fazlasıyla hak eden bir eser. Kitapla kalın. Syf: 262 Ömer Hayyam
Ömer HayyamGamida Kenar · Puslu Yayıncılık · 201982 okunma
Reklam
Reklam