Tâhâ suresi 25,26,27,28 ayetler
Musa dedi ki: "Ey Rabbim göğsüme genişlik ver Bana işimi kolaylaştır Dilimden şu düğümü çöz Ki , sözümü iyi anlasınlar"
Sayfa 102·Kitabı okuyor
Nisâ:27
Allah, sizin tevbenizi kabul etmek ister; şehvetlerine, kötü arzularına uyanlar (ve gayrimüslimler) ise sizin de (kendileri gibi) büsbütün (doğru) yoldan sapmanızı isterler.
Reklam
"Allah'ın muradı herkesin, görevini yaptığı ve hakkını aldığı bir nizamdır; adalet, ihsan, hak, hukuk, kısaca, insanlığın ahlakî âdil bir hayat düzenine kavuşmasıdır. Bunun gerçekleştirildiği her düzen, ilahî nizama uygun olarak nitelendirilebilir. Buna mukabil haksızlığın, adaletsizliğin hüküm sürdüğü, kimileri israf içinde yüzerken, kimilerinin açlığa, sefalete mahkûm edildiği siyasî, ictimai yapılar, "ilahî/şerî" olarak nitelendirilse de bu bir iddiadan öte geçmez. insanlar arasında gelir uçurumunun bulunduğu yerlere iri iri levhalarla İslâm ibaresi de yazılsa, buna ilahî/İslâmî düzen denemez."s.27
Sayfa 27 - Marmara Akademi·Kitabı okuyor
Sence en büyük zaman kaybı nedir kendini başkalarıyla karşılaştırmak dedi köstebek “İşin doğrusu hep resim olsun istiyorum, birer ada gibiler, sözcüklerin denizinde onlara sığınabiliriz.” (s.8) “Tilki genellikle sessiz ve hayat onu incittiği için temkinli.” (s.9) “Maceraları baharda, bir an kar yağarken öbür an güneşin çıktığı bir zamanda geçiyor, hayat da biraz böyle – bir anda değişebiliyor.” (s.10) “‘Aslında herkes el yordamıyla ilerliyor.’ O yüzden ben derim ki kanatlarınızı açın ve hayallerinizin peşinden gidin.” (s.11) “‘Başarı ne sence?’ diye sordu çocuk. ‘Sevmek,’ dedi köstebek.” (s.19) “‘Çok sevdiğin bir söz var mı?’ diye sordu çocuk.Evet,’ dedi köstebek.Neymiş?’ ‘Başta başaramazsan biraz pasta ye.’ ‘Anladım, işe yarıyor mı peki?’ ‘Her seferinde.'” (s.21) “‘Sence en büyük zaman kaybı nedir?’ ‘Kendini başkalarıyla karşılaştırmak,’ dedi köstebek.” (s.24) “‘Acaba öğrendiklerini unutma okulu diye bir şey var mı?'” (s.25) “‘Tanıdığım yaşlı köstebeklerin çoğu, keşke korkularımızı daha az dinleseydik, hayallerimize daha çok kulak verseydik diyor.'” (s.27) “‘Daha az korksak nasıl olurduk bir düşünsene.'” (s.29) “‘Sahip olduğumuz en büyük özgürlüklerden biri, olaylara nasıl tepki verdiğimiz.'” (s.35) “‘Anda nasıl yaşanacağını öğrendim.’
Duygu ve Düşünce
İngilizler, Filistin'e muazzam bir askeri yanak yaparak Yahudi Çeteleri- daha doğru bir ifadeyle terör örgütlerini- caydırmaya ve bastırmaya çalışırlar. ancak 1936--1939 büyük Arap İsyanını her türlü kuvvetli kullanarak ezan İngiltere'nin bu defa kararlı bir mücadele yürütme gücü, cesareti ve azmi yoktur. Zira savaştan büyük bir yıkım la çıkan İngiltere mali krizlerle, büyük bir borç yüküyle ve gıda, yakıt ve elektrik sıkıntısı ile boğuşmaktadır. Savaş yorgunudur. bu şartlar altında Filistin'de tuttuğu 100.000 askerin maliyetini taşıyacak durumda değildir. Dahası, 1947'de güneş batmayan İmparatorluğunu en değerli toprakları olan Hint alt-kıtasından geri çekilme kararının alınmasıyla birlikte Filistin'in eski stratejik değeri kalmaz. Ayrıca İngiltere, gerek yükselen SSCB ve komünizm tehdidi gerekse savaşta ülkesinin aldığı fiziki yıkım karşısında, yeni süper güç ABD'nin desteğini hiç olmadığı kadar muhtaçtır; ancak Amerikan İdaresi, Londra'yı Yahudi isyanına karşı şiddet uygularsa ve Avrupa'dan yahudi göçünü engellerse destek vermemekle tehdit eder. İngiliz yönetimindeki Hristiyan siyonist yetkililer de Yahudi Çeteleri hak ettikleri cezalara çaptırılması önünde bir engel teşkil ederler. GAZZE GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE DİRENİŞİN TOPRAĞI / Sayfa 27
Alıntı
Daha önce belirttiğimiz gibi, devrimci gençler zaten büyük ölçüde TİP’in denetiminden çıkmıştı. Fikir Kulüpleri Federasyonu 9-10 Ekim 1969’da yapılan kongresinde, adını Türkiye Devrimci Gençlik Federasyonu (Dev-Genç) olarak değiştirdi. MDD hareketinin lideri Mihri Belli’nin Dev-Genç üzerindeki etkisi tartışmasızdı. 15-16 Haziran 1970’te ise, MDD’nin tezlerini çürütebilecek kadar büyük bir işçi yürüyüşü (100.000’in üzerinde işçinin katıldığı) olmuştu ancak, parlamenter yollardan iktidara gelme fikri artık tartışmaların içinde bile yoktu. TİP’in sadece gençlik üzerinde değil, Türk solu üzerindeki etkisinin de çok zayıfladığı 1970-1971 yıllarında, Doğan Avcıoğlu’nun Devrim dergisi sol bir darbenin düşünsel temelini hazırlamaya çalışıyor, MDD hareketi bölünmesine rağmen çeşitli kollarıyla gençlik üzerindeki etkisini devam ettiriyordu. Bu arada bazı gençlik grupları, farklı anlayışlarla, şehir ve kır gerillacılığına soyundu. Bir yandan gençliğin silahlı mücadelesinden devrim, bir yandan da silahlı kuvvetlerin içinden sol bir darbe bekleniyordu. Şiddet eylemleri hızla artmıştı. Bütün bunlar bir askerî müdahalenin zeminini hazırlıyordu ve beklenen oldu, 12 Mart 1971 Muhtırası’yla bir ara döneme girildi. Türk solunda askerî müdahaleyi solcu zannedenler az değildi. 16 Mart 1971 tarihli Devrim’in manşeti şuydu: “Ordu, anti-kemalist gidişe ‘artık dur’ dedi.” Ordunun gerçekte dur dediği ise, farklı stratejilere sahip devrimci anlayışlardı. 12 Mart’la başlayan faşist baskıcı dönemde, devrimci gençlerin bazıları idam edildi, bazıları öldürüldü, binlercesi işkence gördü; sol darbenin teorisyenleri ise hapis yattılar, bazıları işkenceye uğradı. Türk solu için ilk defa büyük umutların yaşandığı bir dönem, büyük yenilgiler ve acılarla sona ermişti.
Alıntı
Reklam
Reklam