Mayıs

Mayıs
@28mayiscicegi
Puan vermedi·360 syf.··
2021 9. kitabı
Bülbülü Öldürmek-Kitap Yorumu Biliyosunuz bizim küçük tatlı bir okuma grubumuz var, hepimizin okumak istediği bir türlü fırsat bulamadığı kitaplardan seçmeye çalışıyoruz. Nisan ayı ise Bülbülü Öldürmek kitabıydı. Dili çok kolay, akıcı bir kitaptı. Konusu, ırkçılığa bakış açısı, çocuklar üzerinden verdiği hayat dersleri bence çok anlamlıydı. Kitabın bazı yerlerinde ya artık bir olay olsun diye bekleseniz de maalesef ben tam olarak o olayı bir türlü bulamadım kitapta. Evet çok güzel konulara değinmişti, güzel dersler veriyordu ama nedense eksik gibiydi. Anlatılan bazı karakterlerin de eksik kaldığını düşünüyorum. Belki benim bu kadar yargılayıcı olmamın sebebi kitabın belli kitleler tarafından yine göklere taşınması olabilir. Göklere çıkarılmasaydı gayet beklentimi karşılardı ama ben daha büyük olaylar daha fazla şok anları bekledim yalan yok. Bir çocuğun bakış açısından anlatılmış olması da kitaba daha genç yaşlara hitap etme havasını katmıştı. Bence okunması gereken bir kitaptı. Bir şans verebilirsiniz eminim sizin hayatınıza katkısı olacak yerleri keşfedebilirsiniz. Grupla okuduğumuz ve yorumladığımız kitapları daha çok sindirmiş anlamış hissediyorum nedense size de öyle oluyor mu? Görsele gruptaki arkadaşlarımızı etiketleyeceğim onların da yorumlarına göz atabilirsiniiiz.
Bülbülü ÖldürmekHarper Lee · Epsilon Yayınevi · 202088,6bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·1724 syf.··
2021 10. kitabı
·
78 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2021 01:43
Merhaba!! Sefiller'in 1. cildini çok güzel mini bir okuma grubumuz ile okuduk. Grubumuzun amacı hepimizin bildiği ama gözünün korktuğu kitapları beraber okumaktı. Sefiller tarihine adını altın harflerle yazmış bir klasik, duymayanı bilmeyeni yok. Anlatılan hikayeler, karakterler o kadar gerçek ve günümüzde bile etkilerini hissettiğim onlarca olay okudum sefillerde. Altını çizdiğim, kendime hayat felsefesi yapabileceğim bir çok şey oldu. Hugo'nun dili benim için çok akıcıydı 800 sayfa olmasına rağmen su gibi aktı. Tek olumsuz kısmı bilgi verici kısımlarda sıkılmamdı. Bilgiler faydasız diye demiyorum çok şey kattı bana ama ben biraz daha hikayeye karakterlere dönmek istedim sanırım. Sefilliğin, merhametin, insanların gerçek yüzünü tokat gibi vuran bir roman. O kadar çok alıntı var ki hangi birini paylaşsam bilemiyorum o yüzden bir kaç tane ekleyeceğim. Sayfa sayısı yüzünden gözünüzü korkutmayıp bence hemen okuyun kelimenin tam anlamıyla bir klasikti! Canı gönülden tavsiyemdir.
Sefiller (Kutulu 2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,2bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
2021 5. kitabı
Suzan Defter-Ayfer Tunç Kitap Yorumu, Suzan Defter okuduğum en değişik kitaplardan biriydi, neden mi öyle diyorum çünkü 2 günlük okuyoruz aynı anda. Erkeğin günlüğü sol, kadının günlüğü sağ kısımda olmak üzere. İlk 30-40 sayfada bunu fark etmeden okumaya çalıştım ama bazı kelimeler anlamsız geldi, dur bi araştırıyım dedim. Bir sürü tavsiye var öyle dümdüz okuyanlar, önce kadını sonra erkeği okuyanlar ben ise tarihlere göre ilerledim aynı tarihta yazdıklarını okudum sıra sıra. Bu sayede bir ileri bir geri şahane bir kitap okumuş oldum. Konusu da böyle aşırı farklı aşırı şaşırırsınız tabi ki diyemem ama ben bu tarz kitapları çok severim, beni yormaz ama düşündürür. Aslında bir aşk hikayesi 3 kişilik bir aşk. Aşkın yan figürü olan Derya ve hep hayatı kenardan izlemiş bir erkek. Yollarının kesişmesini hayata bakış açılarını okuyoruz, yaşadıklarını, ailelerini, affetiklerini ve affedemediklerini. Karakterlerde çok fazla kendimi buldum. Suzan'ın olduğu gibi. Ne anlatsam spoiler olucak o yüzden çok detaya girmiyorum. Ayfer Tunç'un dilini çok sevdim daha çok okumak istediğim bir yazar oldu kendisi. Bence yazım tarzı sebebiyle bile şans verilebilir. 128 sayfalık kısacık bir hikaye şans verilmeli.
Suzan DefterAyfer Tunç · Can Yayınları · 202520,2bin okunma
Puan vermedi·288 syf.··
2021 2. kitabı
Herkese selamlar :)) Şahane bir grupla okuduğum Soğuk Depo kitabını inceleyeceğim bugün. Uzun zamandır bilim-kurgu okumuyordum o kadar hoşuma gitti adeta bir film izliyor gibiydim. Olay akışı o kadar güzel hissettirilmiş gibi film izler gibi okudum sayfadan sayfaya atladım. Karakterler yerine ben mantarla mücadele ediyordum sanki. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse; öncelikle 1987 yılına gidiyoruz virüs, mantar, bakteri henüz ne olduğu tespit edilmemiş ölümcül bir madde. Özel bir ekip görevlendiriliyor onun için ama mantar o kadar güçlü ki özel kıyafetler bile dayanamıyor onun gücüne. Bulaştığı, kana karıştığı insan veya hayvanlar için son çok felaket. 1987 yılında mantarı bir depoda kontrol altına alıyorlar bütün şartları ayarlayıp bırakıyorlar ama sonuç hiç de beklediğimiz gibi olmuyor. Hapsedildiği soğuk depoda 2009 yılında alarmlar ötmeye başlıyor! Mantarın yaşamına devam edebilmesi çoğalması için istediği tek şey sıcaklık. Mantarın ve insanların onunla mücadelesini bize film edasında yansıtmış yazar. Ben çok sevdim Salon Yayınlarından ve yazardan ilk okuduğum kitaptı ama son olmayacak eminim. Bu güzel kitapla tanışmama vesile oldukları için @salonyayinlari ve Uyuyanokur a çok teşekkür ederim. Benim için çok güzel bir serüvendi yeni kitaplarla görüşmek üzere.
Soğuk DepoDavid Koepp · Salon Yayınları · 202177 okunma
Puan vermedi·208 syf.··
2020 32. kitabı
Bu kitap hakkında konuşmak istiyorum çünkü benim gibi düşünen veya benden çok farklı düşünen bir çok yorum okudum. Psikoloji öğrencisi olarak bu tarz kitaplara ilgim eskisinden daha çok. Eskiden hiç kişisel gelişim okuyamaz sıkılırdım. Kitabın yorumuna gelirsek, gerçekten çok güzel bir hayatı olan bir yazarımız var ve bir gün kalp krizi geçirdiğini düşünüp hastaneye gittiğinde panik atak geçirdiğini öğrenmesiyle hayatında bir şeyleri değiştirmesi gerektiğini fark ediyor.. Aslında bu meslekte olan herkes gibi nasıl fark etmem diye kendine kızıyor, suçluyor. Panik atağa neden olan anlardan kaçınmaya başlıyor hatta hiçbir sosyal yaşantısı kalmıyor. Bu kitabı okuyan birinin bu nasıl psikolog demesinden korkmadan cesurca anlatmış ama insanların bilmedikleri var. Halbuki hepimiz sayfalarca tanılarını, teşhislerini, vaka örneklerini okumuşuz. Ama kendimize gelince dışarıdan bakamıyoruz. Kendimizi tanımaya etiketlerden, önyargılardan kurtulmamıza katkısı olan bir kitap ben bir çok yerde altını çizdim şimdi sizlere de bir örnek olması açısından bırakıyorum. Eğer kendinizi çokça yargılıyorsanız bence bir şans vermelisiniz. Son sayfada gerçekten içinizde bir pırıltı oluşturacaktır eminim. Alıntılar: "Başarılı olan kişi başarısının hemen ardından sudan çıkmış balık gibi kalakalıyor. Çok geçmeden 'ee şimdi ne olacak' diye düşünmeye başlayarak dertleniyor. 'Sırada ne var?' girdabına giriyor." "Mesela zorlukla karşılaştığımda kendime karşı anlayışlı olmak istiyorum." "Bizi kandırmışlar, meğer zaman değil, zamanla ne yaptığımızmış bizi iyileştiren."
Pembe Fili DüşünmeZeynep Selvili · İnkılap Kitabevi · 202411,6bin okunma