+"Sen hiç âşık oldun mu Ali?" -"Tabii Amirim, şimdi bile kız arkadaşım var" +"Kız arkadaşından söz etmiyorum Ali, aşktan söz ediyorum. Gerçek aşktan, insanı katil eden, rezil eden, insanlıktan çıkaran aşktan söz ediyorum." Şeytan Ayrıntıda Gizlidir
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kur'an ölüler için değil diriler için gönderildi diyenlere
Resulullah efendimiz; kabir azabı çeken bir kabir görünce yeşil bir dal dikti, bu dal zikir ettiği sürece onun azabı hafifler buyurdu. ( Buhari 1387/müslim 292) BİR DALIN ZİKRİ ÖLÜYE FAYDASI OLUYORSA KELAMULLAHIN FAYDASI OLMAZ MI?
BİLGİLENDİRME: 2018 ve 2019 yıllarımda yayımlanan ilk 2 kitabım ile şunu test ettim: Toplum okumuyor. Hele hele kalın kitapları ve uzun yazıları hiç okumuyor. Okumalarını sosyal medya paylaşımları ile sınırlı tutuyor. O da yazılanlar KISA KISA olursa... Ben de bu tecrübe ile şöyle bir proje düşündüm: 2015-2020 yılları arasında Facebook hesabımda paylaştığım tüm kısa yazılarımı kitaplaştırmak. Bu doğrultuda; içinde -çoğu dini konularda olmak üzere- 292 adet kısa Facebook yazımın olduğu ve okuyucuyu sıkmadan sosyal medya tadında bir okuma ile kolay ve rahat okunan "KISA KISA - SOSYAL MEDYA TADINDA" isimli kitabımı 2021 yılı Ocak ayında çıkardım. Kitabımdan, heyet incelemesi sonucu, ülke genelinde kütüphanelere dağıtılmak üzere Kültür Bakanlığı tarafından 100 adet satın alınmıştır. İşte sizlere hergün alıntılar sunduğum kitabımın hikayesi budur. Peki sonuç mu? Sonuç sürpriz oldu. "Artık bu okunur yahu!" dediğim bu kitabım da okunmadı. 100 tanesini bakanlığın almasına rağmen sadece 500 adet basılan kitabın tükenmesi 4 sene sürdü. O da dostların toplu alımları ve bağışlar ile ücretsiz dağıtmam ile oldu tabi. Lakin tüm bunlar beni yıldırmadı. 2021 yılında çıkan "KISA KISA" 3. kitabım idi. Sonrasında her yıl yeni bir kitap daha çıkararak kitap sayımı 7'ye çıkardım. Yazmak tutku ve dizginlenemiyor maalesef. Her türlü zorluğa rağmen. İyi okumalar dilerim. / Metin SEVİL
KISA KISA KİTABIMIN ÖN SÖZÜ: Gerek bilimsel veriler gerekse de bireysel gözlemler, toplum olarak okuma konusunda karnemizin pek de iyi olmadığını hatta biraz daha gerçekçi olmak gerekirse çok kötü olduğunu ortaya koyuyor. “Zararsız gibi görünen bu olumsuz tablo, aslında hayata yansıyan pek çok olumsuzluğunun da baş müsebbibidir”, dersek abartmış olmayız kanaatindeyim. Sizce de bu okuma ve buna bağlı olarak da düşünme eksikliğimiz, gerek hep vurgu yaptığımız muasır medeniyetler seviyesine çıkamama, bir İsviçre, bir Norveç, bir Japonya olamama, gerekse de bir türlü kurtulamadığımız toplumsal sorunlara çözüm bulamayışımızın sebeplerinden birisi olamaz mı? Bitmek tükenmek bilmeyen kadına şiddet, yolsuzluk, torpil, kayırma havadislerinin de, hastanede, postanede, bankada sıra beklerken uzun kuyruğa aldırış etmeyip en öne doğru yürüyen vatandaşın da, aslı astarı olmayan masa başı bir haber içeren görselin sosyal medyada binlerce kez paylaşılmasının da en önemli var oluş sebebidir belki de okumaya olan bu alerjimiz. Neyse ki son yıllarda internet ve sosyal medya diye bir şey girdi hayatımıza ve bu sayede az da olsa kullanır olduk okuma-yazma yetilerimizi. Lakin burada da tercihimiz paylaşılan yazıların olabildiğince kısa olması yönünde. Hatta okumaya göre çok daha külfetsiz ve keyifli olan izleme olayında bile kriterlerimiz var. Kimimize göre ilgimizi çeken bir konuda bile olsa 10 dakikayı geçmemeli izlenecek bir video. Kimimize göre 5, kimimize göre 3, hatta kimimize göre 1,5 dakikadan uzun olmamalı. Okunacak yazının, izlenecek videonun ilk önce uzunluklarına bakıyoruz. Uzun, analitik, yorucu yaklaşımlardan/yazılardan sıkılıyor; kısa, keskin, etkili, hap gibi yazılar arıyoruz. Gerek bu gerçekliği biliyor olmam, gerekse de önceki iki kitabımı edinen pek çok
Âşık olmak kolaydır. Oysa gerçek sevgi, yaşam boyu sürdürülen ve birbirini giderek daha iyi anlamayı, yaşam sorunlarını giderek artan bir biçimde paylaşmayı ve birlikte çözümler aramayı içeren bir olgudur.” s.292