Gönlümüze göre tek "izm" bulmuşuz milletlerarası "izm" pazarında. Âşıklarıdan hiçbir fedakarlık istemeyen bir sevgili bu. Bizden başka talibi de yok, Tohum topraklarımızda işitilmemiş bir cömertlik boy atmış. Dallarla gövdelerin birbirine karıştığı hindistan inciri mübarek! Evet bu "izm" uğruna bütün "izm"lere düşman kesilmişiz, bütün "izm"lere yani tefekküre. Bu dildadeyi gerçek ve hayali her tehlikeden korumak için hapishaneler yükseltmiş matbaalar kurmuş, üniversiteler inşa etmişiz. Kanun hiçbir itizale göz açtırmamış. Yasaların gediklerinden ülkeye dalan her düşünce süngü ile tepelenmiş. Kamuoyu o mâbudenin Şüpheli rakiplerini haklamak için el ele vermiş iktidarla. Ülkede ilk ve son defa olarak bir konsensüs gercekleşmiş. Maziyi yok etmek, istikbali boğmak, vatandaşı sefil bir sürü haline getirmek için yıllarca karşısında secde edilen bu kahhar "izm", dilimizde karşılığı bulunmayan yedi ceddi yabancı bir mefhum. Batı`da can vereli asırlar olmuş. 1789'a kadar çeşitli kisvelerle, çeşitli adlarla Avrupa tarihini kana, çamura, pisliğe boyayan bu habis ruh, uzun zaman uğrayamamış ülkemize. Haçlı zihniyeti diye lanetlenmiş. Engizisyon kılığına girmiş, tüyler ürpertmiş Bazen pierre l'Hermite, bazen Ignace de Loyola. Rusya'da çar olarak tecelli etmiş. Düşünce hürriyetini işkence masalarında boğan bu mecnun, bu kanlı alüfte nihayet ülkemizi şereflendirmiş. "İnsaf din`in yarısıdır"diyen, her tefekküre açık bir medeniyetin yozlaşmış çocukları bu kart fahişeyi baş tacı etmişler Evet. genç ihtiyar milyonlarca insanın tek sevgilisi: Obskürantizm.' Bazen maddecilik adını almış ülkemizde, bazen pozitivizm. Kâh batıcılık olmuş kâh Batı düşmanlığı. Sosyalizm onun bayrağını tașımak zorunda kalmış. Bir kelimeyle, bütün "izm"ler onun himayesinde sahneye çıkmış. Elli yıl düşünceyi
Sayfa 289 - İletişim yayınları 9.baskı·Kitabı okudu
Hristiyanlar ve yahudiler'de bu emirler yktur. ELHAMDÜLİLLAH
"Beş şey fıtrattandır: Bıyıkları kısaltmak, tırnakları kesmek, etek tıraşı olmak, koltuk altı kıllarını almak ve misvak kullanmak." ( Buhârî, Libâs 63, 64; Müslim, Tahâre 49, 50; Ebû Davud, Tereccül 16; Tirmizî, Edeb 14; Nesâğ Tahâret 10, 11, Zînet ı, 55; ibn Mâce, Tahâret 8; Ahmed b. Hanbeı, 11, 229, 239, 283, 410, 5 89; Abdürrezzâk, el-Musannef, XI, 174; Humeydî, Müsned, II, 418; İbn Ebû Şeybe, el-Musanneİ ı, 178, V, 317; Ebû Ya'lâ, Müsned, X, 273; Tahâvî, şerhli meâni '1-âsâr, IV, 229; ibn Sahîh, XII, 291, 292, 293.)
Din
Reklam
İdealleri ve amaçları sıklıkla hayal kırıklığına uğrasa da, kötümser umut etmekten vazgeçmez (247). Tüm güçlü kader, daha iyi bir gelecek için umut ışınlarını ortadan kaldırmada hâlâ etkisizdir (292). Kötümser, en yüksek ideallerini yerine getirmesinin pek mümkün olmadığını fark etmesine rağmen, elde edebileceği küçük bir şeyle kendisini mutlu etmeyi öğrenir ve kusursuzun, iyinin düşmanı olmasına izin vermez (266-7). Koşullar onu engellese bile sahip olduğu şeylerin değerini bilmeyi ve "en iyisini yapma"yı öğrenir (252). Kötümser her zaman kendi otonomisini sürdürmek, kendinin efendisi olmak için çabalar, kader sıklıkla onu alt etse dahi (387, 415).
Sayfa 464
Felsefe
Kader bize o kadar acımasız olabilir ki, Schopenhauer'in ve Stoacıların bize geri çekilmeyi önerdiği içsel dünyayı mahveder. Trajik çatışmadan muaf olmadığı için bu içsel dünya sığınak değildir. Karşıt görevler arasında sıklıkla paramparça oluruz; dolayısıyla en insaflı ve asil kişi korunmasız hale gelir ve akıl sağlığı bile tehdit altındadır (292, 296, 298). Schopenhauer için feragati ve geri çekilmeyi vaaz etmesi iyi hoştu; o, başkalarına karşı çok az sorumluluğu olan bir çileciydi; ancak çoğumuz yaşamın ağına yakalandık ve harekete geçmekten başka bir şey yapmamızı imkânsız kılan yükümlülüklerimiz vardır (281, 293, 296). Bahnsen, yaşam oyununu sona erdirmeye karar vermeden önce, tüm yükümlülüklerinizin geçersiz olduğundan emin olmanızı tavsiye eder; fakat bu nadiren olur, böylece bu kasvetli dünyada kalmaya mahkûm oluruz (281, 366).
Sayfa 463
Felsefe-Düşünce
Michel Carrouges'un, Cahiers du Sud dergisinin 292. sayısında bu konuda yayımladığı yazı an­lamlıdır. Hoşnutsuzca şöyle yazar: "Kadın diye bir efsane olmamasını, bunun yerine sadece, aşçı kadınlardan, ebelerden, fahişelerden, niteliksiz kadın yazarlardan oluşan ve işlevi zevk vermek ya da işe yaramak olan bir kadınlar bölüğü olmasını isterdik!" Bu şu anlama gelir: Yazara göre, kadınların kendileri için bir varoluşu yoktur; sadece kadının eril dünyadaki işlevini göz önüne alıyor Carrouges. Kadının ereği erkektedir.
Sayfa 33 - Koç Üniversitesi Yayınları, cilt 1·Kitabı okuyor
Felsefe
Cennetin Doğuşu
Timşel(timshel) yapalirsin, artık mükemmel olmak zorunda olmadığın için iyi olabilirsin!!! ‘Bir çocuğun en büyük korkusu sevilmemek, en çok korktuğu cehennem reddedilmektir. Bana kalırsa dünyada herkes reddedilme hissini az veya çok yaşamıştır. Reddediliş öfke doğurur, öfkenin sonucu reddedilişin intikamı olan suçtur. Suçtan da suçluluk kaynaklanır. İşte insanoğlunun öyküsü’(292 s.)
Alıntı
Reklam
Reklam