Mehmet balkaya

Mehmet balkaya
Mbzbn
öğretmen
Lisans
Bursa
https://youtu.be/KHZ9WFGf-3w?si=D7qugcmeozdJl5-b
63 okur puanı
Ağustos 2022 tarihinde katıldı
Yeniçeri kışlasını topa tutan II. Mahmut, ulemayı tarihî: müttefikinden mahrum bırakarak, düşünceyi felce uğratır Ülke mukadderatına intelijansiya hükmedecektir artık: Avrupa'nın zade-i melaneti olan ufuksuz ve köksüz intelijansiya. İslamî tefekkür ciyadet ve hayatiyetini kaybeder, Batı'nın ve Batıcıların taarruzu karşısında kalıplaşır, katılaşır, yığınların vicdanında bir hatıra ve bir ümittir artık. Vaka-yi Hayriye'den bu yana ülkemizde tek büyük İslam mütefekkiri yetişmemiştir. Bu acı hükmü tekrarlarken ne Cevdet Paşa'yı unutuyoruz ne Tunuslu Hayrettin'i. Ama birkaç şimşek pırıltısı cehaletin kesif bulutlarını dağıtamaz, zamanla küfür daha da koyulaşır mabetin bekçileri susarlar. Küfrün amansız hücumları karşısında islam'ın ezeli hakikatlerini haykıracak korkak ve kararsız, fildişi kulelerine çekilirler. " Asrın idrakine söyletmeliyiz kur'an-ı" diyen Akif zehirli oklarını milletlerarası küfrün boy hedefi II. Abdülhamit'e fırlattıktan sonra Hıdiv'in davetine koşar.
Sayfa 199 - İletişim yayınları 9.baskı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Kuran başka bir dile çevrilemez. Düşüncedir. ışıktır, musikidir. Kur'an`ı çevirmeye kalkmak, insan idraki ile beraber gelişen ve gelişecek ezelî hakikatleri dondurmak, her çağa ve bütün insanlığa hitap eden Kelamullah'ı, bir çağın ve bir insanın kısır ve zavallı idraki ile sınırlamaktır.
Sayfa 193 - İletişim yayınları 9.baskı
KAYPAK BİR MEFHUM: ORTADOĞU Bütün rüyaların kanatlandığı. bütün rüyaların ve kabusların... Müphemin ve meçhulün vatanı... Kin, öfke, hayal kırıklığı ve sonsuz ümitler: Doğu, duyguların aksettiği perde. Kah yakın kâh uzak... Bazen Afrika, bazen Okyanusya, bazen İspanya, bazen Rusya... Arzı iki bloğa bölen ilk topluluk Roma. Kendi dünyasını hudutları belirsiz bir Asya'dan ayırmak istemiş. Sonra, gururun, bağnazlığın veya bilgisizliğin kıtalar arasına diktiği " bu hayalet duvar Batı'nın çıkarlarına göre yer değiştirmiş boyuna, haritanın bir sağına, bir soluna, bir yukarısına, bir aşağısına itilmiş. Yuvarlak bir dünyada ne mânâsı var böyle bir duvarın? Avrupa, kainatın merkezi saymış kendini ve abeslerini Asya ile Afrika'ya kabul ettirmiş. Parsellere ayrlmış meçhul: Yakındoğu. Ortadoğu, Uzakdoğu.... Bu nevzuhur kelimeler, dilimizi geç fethetmiș, Cevdet Paşa, Doğu-Batı kutuplaşmasından habersiz. Ziya Paşa için ikiye ayrılmış dünya: Küfür diyarı ile mülk-ü islâm.
Sayfa 69 - İletişim yayınları 9.baskı
"Japonya'nın ani, beklenmedik ve şasırtıcı Avrupalılaşması ispat etti ki, emperyalistler tarafından girişilen, Avrupalılaşma milliyetçilik icabı diye sunulunca, can-ı gönülden benimsenebilmektedir. Japonlar, Avrupalılaşmaya bir yandan doğrudan doğruya ve zorlama yoluyla mâruz kalırken, öte yandan Avrupalılașma onlara, dolaylı olarak ve demokratik bir yoldan, Amerika tarafından telkin edildi. Çin'den geler Asyaî bir kültür ve medeniyetin etkisi altında kalmış olan Japonlar, Avrupa medeniyetini de kolayca ve tehâlükle kabul ettiler. Japonya bir nesillik pek kısa bir zamanda yalnız Avrupalılaşmış bir millet olmakla kalmadı, Çin Asya'sına tașmak için Avrupa devletleriyle yarıșa girdi, sadece ticari pazarlar peşinde koșmadı, nüfus artıșını boşaltmak için sömürgeler de aradı. Bu çatışmada İngilizler, Rus düşmanlarına karşı adalıları desteklediler. zira Rusların güneye, İran'a ve Orta Asya'ya doğru yayılmaları Hint'teki Pax Britannica`yı tehdit etmekteydi. 1894 Çin-Japon savaşında da bir Asya devleti olan Çin'in Avrupalılaşmış bir Japonya tarafından bozguna uğratılması, bütün ilerici Asyalıları Avrupa'nın bir zaferi olarak memnun etti"
Sayfa 39 - İletişim yayınları 9.baskı
Emperyalizmler ele geçirdikleri ülkeleri yok etmek için onları kendilerine benzetmek isterler. İngilizler İngilizleştirmek, Fransızlar Fransızlaştırmak, Portekizliler Portekizleştirmek peşindedir önceleri. Hıristiyan korsanların istila sınırları genişledikçe bu tabirler yetersiz kalmaya başlar, daha müphem, daha kucaklayıcı bir tabir keşfedilir: Avrupalaștırma. Giderek bu mefhum da fazla dar, fazla gurur kırıcı bulunur, yerine yeni bir yalan bayraklaştırılır: Batılılaşma. Şuurlanan Doğu bu kelimeden de rahatsız olunca modernleşme sahneye çıkarılır. Çağdaşlaşma bir yana, bütün lafızlar Avrupa'nın zade-i melanetidir. Yabancılașan aydınlarımız, nezleye yakalanır gibi yakalanmış onlara, ne mahiyetlerinden ne tarihlerinden haberleri var. Bu itibarla düşmanlarımızın istismarlarını gizlemek için uydurdukları bu yabancı kelimelerden ne anladıklarını açıklamak çalışmamızın ilk faslını teşkil edecektir. Önce Avrupalılaşma.
Sayfa 32 - İletişim yayınları 9.baskı