Benim gibi bir isyankârın
vaziyeti,
hali,
kabiliyeti,
istidadı aslâ müstaid değilken, Allah-ü Zülcelal'in nihayetsiz
kerem ve rahmeti,
fazl ve inayeti ile,
iki kerre iki dört kat'iyyetinde kat'î kanaatım gelmiştir ki;
Hazret-i Gavs'ın ve onun üstadı, iki cihan fahri Nebiyy-i Efhamımız (A.S.M.) Efendimiz Hazretlerinin dua ve himmetleri, Hazret-i Kur'anın şakirdleri üzerindedir.
Sû'-i ihtiyarımızla bozmazsak, bu himayet ve sahabet elbette devam edecektir,
Barla - 296
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Âl-i İmran suresinin son âyetini (3/200) Âkif şöyle tercüme ediyor: "Ey iman edenler! Sebat edin ve sebat etmekte hasimlarınızı geçin. Cihada hazır bulunun ve Allah'a isyandan sakının ki felaha erebilesiniz” (İhsanoğlu-Şen, age, s. 128, 296).
Burada sebat etmek olarak tercüme edilen kelime/fiil âyette sabretmek olarak geçiyor. Şairin diğer metinlerinde de gördüğümüz üzere sabrın felaketlere, musibetlere "katlanmak” mânasına gelen, ona göre "pasif" tarafını zayıflatmak hatta ortadan kaldırmak için bu tercihi yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz; buradaki sebat da muvaffakiyet için ayak diremek, bu yolda her türlü sıkıntıyı göğüslemek mânasına "aktif" bir sabırdır. Âyette geçen ve ribat-rabıta kökünden gelen fiilin cihada hazır olmak ve takva fiilinin isyandan sakınmak olarak tercümesi de aynı istikamette akan mühim ve dikkate şayan tercihlerdi
Seleften sonra dine eklenmiş olan bidatler bu krizin
sorumlusu olarak gösterilerek, Kuran ya da sünnetten lafzi çıkarımlarla, İslam’ın o gün
içinde bulunduğu verili durum meşrulaştırılmış olmakta, böylece moderniteye karşı bir
direniş sahası elde edilmiş olmaktadır. Fakat bu öğreti zamanın değişimine rağmen
naslara katı şekilde bağlılığı öngördüğü için kuru bir nakilciliğe neden olmakta
dolayısıyla metni manipüle edilmeye açık hale getirmektedir (Bardakoğlu, 2019a: 296-
297, 300). Bu durum bugüne kadar toplumların meşruiyeti kendisinden aldıkları dini
çerçevelerine ilişkin güvensizliğe neden olmuştur.
…
yerliyurtlulaşma/yersizyurtsuzlaşma ve içkinlik düzlemi. Yersizyurtsuzlaşmak bir alışkanlıktan, yerleşiklikten çıkmak demektir. Daha açıkçası, bir yabancılaşmadan, sarih özneleşme süreçlerinden kaçınmak demektir. (A 1972, s. 162 [204]). Yani tekrar, içkin olarak bir farkı muhteva eder, katedilen yeryurdun farkını. Yersizyurtsuzlaşma nasıl ki fiziksel bir göçebeliğe yol açabiliyorsa bilincin göçebeliğini de tetikler. Yeni bir düşünce imajını kışkırtır (örneğin devrimci-oluş). Yersizyurtsuzlaşma her zaman tekildir, yeni düzenlemeler, yeni akışlar tarafından üretildiği gibi, bu düzenlemelere ve akışların fışkırmasına da izin verir.
…
s.296-297