Nebukadnezar

Nebukadnezar
@2Nebukadnezar
Edebiyat Öğretmeni
Yüksek Lisans
89 okur puanı
Ağustos 2023 tarihinde katıldı
Ve bundan böyle gelecek ona aitti.
8/10
·188 syf.·
Beğendi
·
2025 8. kitabı
"Eserimi büyük bir ruh ağı gibi, Birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum. Seven, doğuran, ümit eden, Binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan, Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara. Onların savaşını biliyorum, Gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum, Her biri biraz ben." Saç örgüsünün tanımıyla başlıyor kitabımız. İnceleme de öyle başlasın ki bu manalı başlangıcın ve kitabın öneminin altını ben de çizeyim istedim. Saç Örgüsü: Üç tutamı, üç parçayı birbirlerine dolayarak birleştirme işlemi. Üç farklı kadın. Üç farklı ülke. Hatta üç farklı kıta. Birbirinin varlığından haberdar olmayan bu üç kadının tek talebi ise özgürlük. Ve birbirlerine bir şekilde ulaşan kaderleri... Hindistanlı Smita... Kast sisteminin Dokunulmaz diye de adlandırdığı en alt tabakadan biri olan "Dalit"lerden. İnsan dışkısı temizlemekle görevlendirilmiş bu tabakadan olan Smita'nın tek bir hayali var o da kızını okutmak, kendi kaderini kızına miras bırakmamak. Sadece kadın haklarına değil insan haklarına aykırı bir hayatın tablosunu gözler önüne süren bir hikaye Smita'nın hikayesi. Benim için en dokunaklı ve en zor hikayeydi. İkinci kadınımız ise İtalyan Giulia... Babasının peruk fabrikasında çalışan, kitaplara düşkün, genç bir kadın. Giulia'nın bir anda tepetaklak olan hayatından kurtulmak için değişime uyum sağlaması ve ataerkil görüşe ayak diretmesi gereken bir hikayesi var. Üçüncü ve son kadınımız ise Kanadalı Avukat Sarah... Sarah, hikayenin başlangıcında başarılı, güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın profilinde. Ancak onu da bekleyen büyük bir sınav var, hastalık. Hastalıkla birlikte uğradığı mobbingin ve güçlü zamanlarında bile verdiği savaşın, cam tavan mobbinginin hikayesine tanık oluyoruz onunla da. Üç farklı perspektiften, dünyanın neresinde olursa olsun, kadın
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
Nebukadnezar
Okuyacaklarım arasına aldım bile umarım Smita ve Lalita'nın izlerine rastlarım. Teşekkür ederim🙂
Reklam
Ve bundan böyle gelecek ona aitti.
8/10
·188 syf.·
Beğendi
·
2025 8. kitabı
"Eserimi büyük bir ruh ağı gibi, Birbirlerine saçlarıyla bağlanan o kadınlara ithaf ediyorum. Seven, doğuran, ümit eden, Binlerce defa düşüp yeniden ayağa kalkan, Eğilen ancak yenik düşmeyen kadınlara. Onların savaşını biliyorum, Gözyaşlarını ve sevinçlerini paylaşıyorum, Her biri biraz ben." Saç örgüsünün tanımıyla başlıyor kitabımız. İnceleme de öyle başlasın ki bu manalı başlangıcın ve kitabın öneminin altını ben de çizeyim istedim. Saç Örgüsü: Üç tutamı, üç parçayı birbirlerine dolayarak birleştirme işlemi. Üç farklı kadın. Üç farklı ülke. Hatta üç farklı kıta. Birbirinin varlığından haberdar olmayan bu üç kadının tek talebi ise özgürlük. Ve birbirlerine bir şekilde ulaşan kaderleri... Hindistanlı Smita... Kast sisteminin Dokunulmaz diye de adlandırdığı en alt tabakadan biri olan "Dalit"lerden. İnsan dışkısı temizlemekle görevlendirilmiş bu tabakadan olan Smita'nın tek bir hayali var o da kızını okutmak, kendi kaderini kızına miras bırakmamak. Sadece kadın haklarına değil insan haklarına aykırı bir hayatın tablosunu gözler önüne süren bir hikaye Smita'nın hikayesi. Benim için en dokunaklı ve en zor hikayeydi. İkinci kadınımız ise İtalyan Giulia... Babasının peruk fabrikasında çalışan, kitaplara düşkün, genç bir kadın. Giulia'nın bir anda tepetaklak olan hayatından kurtulmak için değişime uyum sağlaması ve ataerkil görüşe ayak diretmesi gereken bir hikayesi var. Üçüncü ve son kadınımız ise Kanadalı Avukat Sarah... Sarah, hikayenin başlangıcında başarılı, güçlü, ayakları yere sağlam basan bir kadın profilinde. Ancak onu da bekleyen büyük bir sınav var, hastalık. Hastalıkla birlikte uğradığı mobbingin ve güçlü zamanlarında bile verdiği savaşın, cam tavan mobbinginin hikayesine tanık oluyoruz onunla da. Üç farklı perspektiften, dünyanın neresinde olursa olsun, kadın
Saç ÖrgüsüLaetitia Colombani · Yan Pasaj Yayınevi · 202017,6bin okunma
Nebukadnezar
Devam kitabının olduğunu bilmiyordum. Şu an yayınlanan bir devam kitabı var mı?
Duyuyor musun, gül kokusunu?
6/10
·152 syf.·
Beğendi
·
2025 3. kitabı
"Taş devri gibi, tunç devri gibi, insanların bir de gül devri geçirdiklerini düşünüyorum. Nasılsa o devirden kalma birtakım adamlar yaşıyor yeryüzünde.. kimbilir belki ayrı bir kolonileri vardır hâlâ bir yerlerde, orada bu çiçekleri yetiştirip dünyanın her yerine ihraç ediyorlar.. şehirlerin dışında, şehirleri hiç görmemiş birtakım adamlardır bunlar.. buna benzer şeyler geçiyor aklımdan." Rasim Özdenören kalemini tanımadığım ve biçemine hiç hakim olmadığım bir yazardı. Yazarın ilk ve son romanı olan bu eseriyle ilgili öncelikle dile, anlatıma girelim istiyorum. Dili sade, anlaşılırlığı kolay ancak anlatım tarzında bence bir ilginçlik var. İlginçliği açıklayacak olursak bence romanın giriş hikayesi de sonu da böyle 'pat' diye başlayıp bitmiş gibi bir his bırakıyor. Hikayeyi kavramaya çalışırken sona yaklaşan okuyucu çok hızlı bir finalle de kapatıyor kitabı. Sanki anlatımda gereksiz bir hız var ve bu hız nedeniyle yeterli ayrıntı verilmiyor hikayede, olaylar kavransa da hikayeler havada kalıyor bazı noktalarda. Ayrıca bir de diyalogların hiçbir noktalama işareti kullanılmadan düz yazıymışçasına cümlelerin arasına yerleştirilmesi de çok garip geldi bana. Yani bence kimilerine göre noksanlık gibi gelmeyecekse de okumaya niyetlenen -en azından ben gibi düşünebilecek- herkesin de bu tarz detaylara baştan hakim olması gerektiğine inandığım için en başta belirtmek istedim. Şimdi gelelim hikayemize. Kitap iki farklı hikaye içeriyor. Bu iki farklı hikayenin temelinde ise Doğu-Batı çatışmasına dikkat çekiliyor. Aslında değişimi eleştiren, modernleşmenin yozlaşma olduğuna dikkat çeken anlatımıyla hikayeyi özetliyor yazar. Hikayenin birinci kısmı Doğu motifinin işlendiği "Gül Yetiştiren Adam"a odaklanıyor. Bu karakterimiz Kurtuluş Savaşı'nı görmüş ve savaşan askerlerden biri
Gül Yetiştiren AdamRasim Özdenören · İz Yayıncılık · 202121,6bin okunma
Nebukadnezar
Bu güzel ve ayrıntılı tahlile zeyl: Gül motifi gerek klasik Türk edebiyatında gerekse modern Türk edebiyatındaki mütedeyyin yazarlar tarafından çok tercih edilmiştir. Divan edebiyatında bülbül(aşık) mazmunu ile kullanılan gül(maşuk) İslami duyarlılığa sahip yazar ve şairlerin elinde daha farklı bir anlam yüklenmiş ve peygamber ile ilişkilendirilmiştir. Ayrıca gül aynı zamanda cennet çiçeğidir. İbrahim Peygamber ateşe atıldığında gül bahçesine düşmüştür. Mi’rac Gecesi, Allah Rasûlü’nün mübarek terleri yeryüzüne düşmüş ve düştüğü yerlerde de güller bitmiştir. Mevlüdlerde gül suyu dağıtılmasının sebebi bu rivayete bağlanabilir. Bu yüzden İslami duyarlılığa sahip ve bunu sanatına yansıtan Sezai Karakoç'un Gül Muştusu şiiri var. Hatta zamanında Orhan Veli'nin İstanbul'u Dinliyorum şiirinde geçen şu mısralar: Bir yosma geçiyor kaldırımdan; Küfürler, şarkılar, türküler, laf atmalar. Birşey düşüyor elinden yere; Bir gül olmalı; İslami duyarlılığa sahip yazar ve şairler tarafından sertçe eleştirilmiştir. Dini duyarlılığı sanatlarının atardamarı yapan "Yedi Güzel Adam" dan biri olan Rasim Özdenören'in Gül Yetiştiren Adam'ı bu anlamda okunasıdır.
Sana,Bana,Vatanıma,Ülkemin İnsanlarına dair
Bütün bunların üstüne Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli Adın kurtuluştur ama söylememeliyim Can kuşum, umudum, canım sevgilim
Şiir
S isimli okura yanıt verildi
Nebukadnezar
"Eller bilirim haşin hoyrat mert Alınlar görmüşüm ki vatanımın coğrafyasıdır."