Hayatta bazen öyle Ân gelirki..
Seni donar sanırlar,için kor alevdir oysaki..
Saatler birbirini kovalar, sen duvara uzun uzun bakarsın.. İşte o an geçen şey zaman değildir aslında.. Yüreğin buruk gezersin onca kalabalığın arasında,yüreğini en sıkı dost bilerek.. Ne gündüz,ne güneş nede açan bir papatya artık sana mânâ katmaz.. Atmak istersin kendini geceye, bir an önce akşam olsun dersin.. Kışın soğuğunda üşümemek için titreyerek üstüne örttüğün bir battaniye gibi gece'ye sarılmak istersin.. Açarsın pencereni,karşında bir sokak lambası görürsün.. Uzun uzun bakarsın o Sokak lambasına, oysa gördüğün manzara çok farklıdır.. İçinde tuttuğun mahkumlar hürriyet ister her baktıkça.. Derin bir nefes alırsın, gözlerinde cümle sonlarındaki üç nokta saklıdır... Yürürken kaldırım taşlarını saymaya başlarsın.. işte o ân "nedenler,keşkeler" Zihninde öyle bir döner dururki.. İşte o zaman Dilrûba O hesabı verebilmek o kadar zordur ki.. Yetişemediğin, kaçtığın kendinle yüzyüze kalmak.. İşte o Ân Gözlerindeki Gökkuşağı gider.. Siyah gelir yanına.. Seni öyle bir sarmalar ki,inan bana hiçbir renk onun kadar sana samimi gelmez.. Bir bakmışsın o gördüğün Sokak lambası aslında Siyahı sana göstermek içinmiş oysaki.. Çünkü heryer zifirikaranlık olunca nasıl bulabilirdin siyahı..?
Dost olursun Siyahınla.. Onunla yürür,onunla düşünür,onu yüreğinin her çıkmaz sokağında bulursun.. Bazen Üsküdarda bir bankta gece vakti oturmak ister seninle.. Ve ilk cümlesi ne olur dersin..? " Sende herkes gibi olsaydın sana asla sarılmazdım der, Sende herkes gibi umut vadeden,sıradan,klişe sözlerle avunsaydın, sende Gökkuşağına bakıp beni unutsaydın sana sarılmazdım" derdi.. Neden siyah'sın sen diye sorardın siyahına.. ? "Herkes gibi olsaydım rengarenk olurdum,ben gecenin 3'üyüm, nimete karşılık imtihanın, Var