Yıl 1826
İstanbul 2.Mahmut dönemi
30 yıldır zindanların şeyhi kabul edilen hapisteki usta bir hırsız ekibini toplayıp Kaşıkçı Elmasını çalmak için plan yapar. Güvene dayalı bu planda isimler yerine birbirlerine hayvan isimleri ile seslenirler. Planı kuran aslan, eski arkadaşları bukalemun ve tuti ile aralarına yeni katılan ceylan ve porsuk. İşi veren ve kimsenin bilmediği tilki , porsuğun aşkı sarayda hizmetçi tavşan.
2. Mahmut dönemi Yeniçeri ocağının kaldırılması, batıda Yunan isyanları, Mısır'da Kavalalı Mehmet Ali Paşa İsyanı sorunları, halkın değişime reformlara verdiği tepkiler, asayiş ve düzenin isyanlar ile karmaşa içinde olduğu bir zaman.
Tüm bu kargaşa devrinde aslında dürüst ama hırsız, güven ve kuşku arasında, plan plan içinde, sırlar ve gizli intikam planları arasında geçen bir hikaye.
Kitabın ortasından sonra hızlanıp akıp gidiyor.
Kullandigi kelimeler, dönemin hayatına dair, geleneklerine dair anlatılarıyla zaman yolculuğuna çıkarıyor yazar. Ayrıca tarihi bilgilerimi de şöyle bir tekrar edeyim demeden geçemiyor insan.
Kitabi okurken araştırdığım bilgiler
Kaşıkçı Elması, 86 karatlık büyüklüğü, armudi kesimi ve etrafını çevreleyen çift sıra 49 adet pırlantasıyla Osmanlı'nın en değerli hazinelerinden biridir. Günümüzde İstanbul'daki Topkapı Sarayı Müzesi'nde sergilenen bu eşsiz taşın kökeni ve saraya nasıl geldiği hakkındaki rivayetler şunlardır:
1. Eğrikapı Çöplüğü Rivayeti (Halk Efsanesi)
Tarihçi Reşad Ekrem Koçu'nun da aktardığı en yaygın hikayeye göre; 1699 yılında İstanbul'da bir kâğıt toplayıcısı, Eğrikapı çöplüğünde parlak, yuvarlak bir taş bulur. Değerini bilmeyen bu kişi, taşı bir sokak satıcısına sadece 3 tahta kaşık karşılığında verir.
Satıcı taşı bir kuyumcuya gösterir. Kuyumcu taşın çok değerli bir elmas olduğunu anlar ama