Okumak İsteyenlere Modern Klasikler ̇⋆✵⋆˚.⋆
İş Bankası Kültür Yayınlarının Modern Klasikler dizisi o kadar ilgimi çekiyor ve o kadar okumak istiyorum ki o kitapları 🦭 somut bir hedef şeklinde karşımızda durabilsin diye hepimiz için bu listeyi yapacağımm 🫶🏻 1. Sineklerin Tanrısı 2. Bilinmeyen Adanın Öyküsü (baskısı burada) 3. Otomatik Portakal 4. Casus 5. Korku Vadisi - Sherlock Holmes 6. Vahşetin Çağrısı 7. Aforizmalar 8. Kopyalanmış Adam (baskısı burada) 9. Dört Oyun 10. Beyaz Diş 11. Üç Örnek Öykü ve Bir Önsöz 12. Dörtlerin Yemini - Sherlock Holmes 13. A.B.D. 42. Enlem 14. Üç Büyük Usta 15. Kendileriyle Savaşanlar 16.
Bir erkek der ki çok kapalı giyiniyorsun biri der ki kurumsal giyiniyorsun kardeşim ben 30 yasındayım. Çoğu işim kurumsaldı...Crop ve götü görünen şort giyecek halim yok.. Kız arkadaşlarınla kafeye gitme derler...Çalıştığın işe laf ederler siktirin gidin ya artık bir erkekle dahi konuşmak istemiyorum.. Evlenmiyorum.. Bana düşünüyor musun demesinler.. Yok kardeş..
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Günümü anlatıyorum çünkü hep anlat dediniz..
Sabah 9.30'da uyandım. Önce biraz ders çalıştım sonra kahvaltı yaptım. (Pizza sadece yedim) hazırlanıp okula gittim. Saat birde sınav vardı fena değildi. İkide de sınavım vardı seçmeli ders olmasına rağmen neden klasik sorarsınız diye düşünüp sinirleniyorum. Kötü geçti. Bu dersten kalırsam spor salonuna beleşe gider aletlere binerim diye kendimi avutucam. Sınavdan sonra yurda döndüm. Yurttaki yetkili çalışanlarla bir konu hakkında görüşme yaptım. Sonra kantine gidip noodle ve ice tea aldım. Sağlıksız beslenmeler falan cips çikolata soğuk kahve falan fıstık.. Ardından odaya döndüm, üstümü değiştirip makyajı çıkardım. Sonra full hd yatış ve müzik.. Akşam yemeğini yemedim erik ve kiraz yedim. Bir günde max bi derse çalışabildiğimi anlamış bulunuyorum. Hala yatış pozisyonunda ve müzik dinlemekteyim. Şu an Sezen Aksu'dan sen ağlama şarkısı çalıyor. Vee gün bitti..
1000Kitap
TARİHTE KAYDEDİLEN İLK BİYOLOJİK SAVAŞ 1266 yılında, Kırım'daki Orda valisi Uran-Timur, Cenevizlilere Kefe'de bir ticaret merkezi kurma izni verdi - elbette, büyük bir vergi karşılığında. Koloni hızla büyüdü ve 1298 yılına kadar kendi konsülü olan Paolino Doria tarafından yönetildi. Bu aktif genişleme, Venedik ile Venedik arasındaki ilişkilerin daha da kötüleşmesiyle çakıştı. 1291 yılında Mamluk sultanı El-Aşraf Halil, Akre'yi feth etti. Akre'nin düşmesiyle Venedik, doğu'daki ana ekonomik üssünü kaybetti ve geleneksel pazarlara erişimini kaybetti. Bunun yerine, kuzeye, Karadeniz'e doğru ilerlemek zorunda kaldı. XIII. yüzyılın sonunda Cenevizliler Trabzon'da sağlam bir şekilde yerleşti. Resmi bir ferman (hrizovul) ancak 1319'da yerel imparator tarafından verildi, ancak Cenevizlilerin en az 1291 yıldan beri imparatorluğun içinde olduğu biliniyordu ve ferman, zaten var olan bir koloni için düzenleniyordu. Ancak Venedik'in bölgedeki konumu hala zayıftı. O zaman, Pisa ile bir ittifak kurarak Ceneviz, Venedik'e karşı açık bir savaş başlattı (1293-1299). Savaş karışık başarılarla devam etti, ta ki 1298'de Adriyatik Denizi'ndeki Curzola adasında belirleyici bir savaş gerçekleşmedi. Ceneviz donanması, Amiral Lamba Doria komutasında, Venedik donanmasını tamamen yendi. Kayıplar Venedik için felaket oldu: 65 gemi, 9.000 ölü ve yaklaşık 7.000 esir. Bu arada, esirler arasında ünlü gezgin Marco Polo da vardı. Venedik donanma komutanı Andrea Dandolo, utanç verici bir şekilde kendini öldürdü (efsaneye göre, gemisinin direğine çarparak). 1299 baharında taraflar Milano'da bir araya geldi ve Venedik, Karadeniz'e girmemeye 30 yıl söz verdi. Ancak Venedik, güçlerini topladıktan sonra hızla verilen taahhütleri ihlal etmeye başladı. Tek bir Trabzon yeterli değildi - Venedik, Kuzey
Entep Axaftina erebî •/• 60 Axaftina Kurmancî , •/• 30 Ka ev Kurd li ku ne Û ev ereb ji ku tên evqas
Kurdî
Flaubert'e Kulak Verelim
"Her birimizin gönlünde krallara layık bir oda vardır. Ben, kendiminkinin çevresine duvarlar ördüm." s. 29 "Su balık için neyse, gözyaşları da kalp için odur." s. 30 "Kadın olsaydım," diye yazar Gustave altı yıl sonra, "kendimi bir sevgili olarak istemezdim. Bir gecelik bir ilişkiye, evet; ama yakın bir ilişkiye, hayır." s. 30 "Görüyorum ki, erkek ya da kadın, hiç kimseyi onu sevdiğim kadar sevmemişim." Yirmi beş yıl sonra şöyle yazar: "Tek bir günüm geçmiyor ki onu düşünmeyeyim." s. 30 "Kalbim bir kent mezarlığına dönüşüyor. s. 32 Gustave Flaubert Flaubert'in Papağanı
Alıntı