Ana Huang dan Forvet incelemesi
8/10
·592 syf.··
2026 63. kitabı
Yeni bir kitap ile geldim Forvet Ana Huang'ın nerdeyse bütün kitaplarını okumuşumdur. O yüzden yeni bir serinin ilk kitabını çıkarttı mı hemen okurum. Serinin adını bilmiyorum ama kapağından anlaşıldığı üzere serinin asıl teması spor romantizm Ve futbol. Daha türkçeye çevrilmeden önce görüyordum sürekli pinterestten flan. Karakterlerin görselleri çıkıyordu önüme. Okumak da şimdiye nasip oldu. Arka Kapağı: O, İSTEDİĞİ AMA ASLA SAHİP OLAMAYACAĞI TEK KADINDI. Asher Donovan yaşayan bir efsane, Premier Lig'in gözbebeği ve -belki de-dünyanın en büyük futbolcusuydu. Ancak pervasız hareketleri ve yakın zamanda başka bir takıma transfer oluşuyla medyada büyük yankı uyandırmıştı. Ezeli rakibiyle takım arkadaşı olduktan sonra büyük bir kavga etmiş, bu yüzden de takımı şampiyonluğu elinden kaçırmıştı. Şimdiyse onunla bağ kurmak için yan yana antrenman yapmak zorundaydı. Yaz boyunca bu antrenmanlara katılmak o kadar da zor olmamalıydı... Ta ki Asher yeni antrenörüyle tanışana kadar. Scarlett DuBois hem çok güzel hem de çok yetenekli bir kadındı ve Asher ne kadar uğraşırsa uğraşsın onu aklından çıkarmayı başaramıyordu. Fakat ortada bir problem vardı, o ezeli rakibinin kız kardeşiydi ve Asher'a tamamen yasaktı. Scarlett DuBois, kariyeri trajik bir kazayla son bulan eski bir baş balerindi. Şimdi prestijli bir dans akademisinde eğitmenlik yapıyor olsa da hâlâ geçmişinin hayaletleriyle boğuşmaya devam ediyordu. Üstelik isteyeceği en son şey, bütün yazını Asher Donovan'la çapraz antrenman yaparak geçirmekti. Ancak ağabeyi acil bir durum nedeniyle Londra'dan ayrılınca, Scarlett kendini yakışıklı ve çekici forvet oyuncusuyla tehlikeli derecede yakın bir mesafede bulmuştu. İşin antrenman tarafıyla baş edebilirdi. Peki ya aşk tarafı ne olacaktı? Bu kesinlikle söz konusu dahi
ForvetAna Huang · Martı Yayınları · 202593 okunma
Puan vermedi·392 syf.·
2026 101. kitabı
Çalınan Kraliçe – Fiona Davis Herkese selam. Çalınan Kraliçe, Mısır tarihi ve arkeoloji etrafında şekillenen, geçmişle günümüz arasında gidip gelen bir gizem hikâyesi. Bu kitapla ilgili çok objektif bir yorum yapabilecek durumda mıyum? Hayır. Çünkü son 100 sayfayı grip olduğum için resmen beynim kapalı halde okudum. Kalan 300 sayfadan anladıklarımla bir şeyleri birbirine bağladım ama “Ne anladın, anlat bakalım?” derseniz şu an anlatamam sjdjdj. Kitapla ilgili değil kesinlikle, benim beynim çalışmıyor jsjsjs. Onun dışında kitap akıyordu ve merak duygusunu canlı tutmayı başarıyordu. Ama final kısmını sağlıklı bir kafayla tekrar okumam şart gibi duruyor. Çünkü şu an yaşadığım şey daha çok “kitabı bitirdim ama kitap beni bitirdi” hissi.
1000Kitap
Çalınan KraliçeFiona Davis · Prime Kitap · 202636 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sabırla tüm seriyi okusam da bu kitabın sonunu getiremedim. Çok sıkıldım? Beni reading slumpa sokacaktı neredeyse. Seri, karakterler filan iyi de her kitabı 800-900 sayfa yapacaklarına 300-400 sayfaya düşürüp gereksiz kısımları temizleselerdi mis gibi bi seri olurdu.
Restless StarsSusanne Valenti · Dark Ink Publishing · 202413 okunma
9/10
·808 syf.··
2026 32. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 12 Mayıs 2026 00:00
Kitabın adından dolayı başta Katedralde Sohbet'in kilisede geçen bir hikâye olduğunu düşünmüştüm. Ancak okudukça bunun bir ironi olduğunu fark ettim. “Katedral”, aslında karakterlerin bir araya gelip ülkenin, toplumun ve kendi hayatlarının çöküşünü konuştukları bir mekânı simgeliyor. Bu yönüyle kitap, adının çağrıştırdığından çok daha farklı ve derin bir anlam taşıyor. Başlarda çok zorlandığımı itiraf etmeliyim. Özellikle ilk 300 sayfada aynı anda birkaç olayın farklı kollardan anlatılması ve geçişlerin çok sık, adeta cümle cümle yapılması okumayı oldukça zorlaştırdı. Sonrasında ise kişiler ve olaylar zihnimde yerli yerine oturunca kitap kolayca akıp gitti. Ama şunu söylemeliyim ki, yazarla tanışmak isteyenler için ilk tercih edilecek kitaplardan biri değil. Kitapta yazar bizi 1950'li yılların Peru'suna, Diktatör Odría dönemine götürüyor. O dönemdeki baskılar, yolsuzluklar ve haksızlıklar anlatılıyor. Faşist yönetimin işlediği cinayetler, rejim taraftarlarının desteklenmesi, adam kayırmalar, sansür uygulamaları, kara propaganda ve rejime karşı yürütülen özgürlük hareketleri konu ediliyor. Ayrıca dönemin Peru'sundaki sosyal, ekonomik ve fiziksel yaşam koşulları hakkında da geniş bilgiler veriliyor. Yazar bütün bunları başlıca iki grup insan üzerinden aktarıyor: Birincisi burjuva bir aile ve çevresindekiler, ikincisi ise yönetimin polis teşkilatı ve İçişleri Bakanlığı çevresi. Olayları hiçbir zaman düz bir çizgide anlatmıyor; sürekli ileriye, geriye ve farklı karakterlerin bakış açılarına geçişler yapıyor. Evet, bu anlatım şekli okuyucuyu zaman zaman yorabiliyor; ancak alıştıktan sonra okumayı daha keyifli hâle getiriyor. Çünkü yazarın eserlerinin en belirgin özelliklerinden biri akıcılığı. Katedralde Sohbet'te patron ile şoför arasındaki ilişki de romandaki güç,
Katedral'de SohbetMario Vargas Llosa · Can Yayınları · 2022156 okunma
Acıların kitabı
6/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
300 sayfalık bir kitabın her satırında acı, ölüm, keder... Açıkçası ağır geldi. Hem dönem anlatısı olarak hem de farklı coğrafyalarda aynı feleğin çemberinden geçmesi bakımından _Şeker Portakalı_ ile benzer yönleri var. Bizim memlekette popüler oluyor böyle Edisun-Sezercik hikâyeleri. Kitaba gelince, bu kadar ölümü kederi süslemeden anlatmasına 10 puan verebilirim. Bir kişi kumara bulaşmışsa hayatındaki acı sarmalı onu bırakmayabilir. Ama komünizme maruz kaldıysa zaten mutluluğa uzaktan bakar. Her şeye rağmen yaşamak, nefes almak, tüm ailesini kaybetmişken ağır işlerde son nefesine kadar devam etmek... Etkileyici bir anlatımla çarpıcı bir kitap.
YaşamakYu Hua · Jaguar Kitap · 202670,4bin okunma
9/10
·300 syf.··
Beğendi
·
2026 112. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Hasan Balaban kaleminden Altair - Pinhân kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının ilk kitabı 2026 yılı basımlı 300 sayfalık bir kitap •Normalde suç dünyasını, gizemleri kovalamayı çok severim ama bu kitap çıtayı öyle bir yere taşımış ki sadece bir hackerın peşinde koştuğumu sanırken kendimi bir anda Türk mitolojisinin, tasavvufun ve gökyüzü şifrelerinin tam ortasında buldum. •Hikaye, Herakles mahlasını kullanan gizemli bir örgütün ya da siber teröristin saat tam 09.09’da attığı o ürpertici tweetlerle başlıyor. Ama bu bildiğimiz klavye delikanlılığı değil; adamlar attıkları her tehdit dalgasını gökyüzündeki takımyıldızlarıyla şifrelemişler. Serpens Caput, Delphinus, Capricornus, Ophiuchus ve Scutum derken siber dünyadan gelen darbelerle ülkece ekran başında buz kesiyoruz. •Kurgu sadece bilgisayar kodlarından ibaret değil. Bir bakıyorsunuz Profesör Bilgin’in bıraktığı mektuplarla Gök Tanrı ve Erlik Han gibi Türk mitolojisine dalmışsınız, bir bakıyorsunuz Enneagram formülü ve Sufizm bağlantılarıyla tasavvufun o en gizemli dehlizlerinde kaybolmuşsunuz. Fırat Nehri'ndeki o acayip mavi-yeşil ışık ile İstanbul Topkapı Sarayı’nın asırlık duvarları arasında öyle bir köprü kurulmuş ki, bir anda kendinizi kadim bir tarikatın, Altair’in izinde buluyorsunuz. •Mevlüt, Mert, Deniz, Furkan, Hican, Oğuz ve Volkan. Kimse göründüğü gibi temiz değil, herkes arkasında bir şeyler gizliyor ve bu sırlar yüzünden operasyonlar defalarca çuvallıyor. •Pasif savunmanın bitip, ekibin Ankara Merkez, Fırat Ekibi ve İstanbul Ekibi olarak üç kola ayrıldığı an kurgu adeta üç farklı koldan akan bir nehre dönüşüyor. Ve o final... Tam şifreler çözülüyor, taşlar yerine oturuyor dediğiniz anda maskelerin düşmesi ve Altair’in "Ben geldim" diyerek sahneye çıkışı... •Yazarın kalemi o kadar
Altair - PinhânHasan Balaban · Güneşyolu Yayınları · 20253 okunma