Salih CANIMOĞLU

Salih CANIMOĞLU
instagram.com/bodymans_ İnsanlık yıkılıyor, insan enkaz altında. İnsan olan insan, pek az. İnsan kalan insan, pek az. İnsan, insanlığı yok ediyor.
Misfit G a L a T a S a R a Y
Lisans
İskenderun-İzmit-Gebze
İskenderun, 30 Mart 1981
964 okur puanı
Şubat 2014 tarihinde katıldı
Kız çocuklarımız okutulmalı
9/10
·80 syf.··
Beğendi
·
2025 39. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2025 00:00
Spoiler içerebilir. Öncelikle bu kitabı, kız çocuklarımızı okutmak yerine gelinlik giydiren zihniyetlerin okumasının zorunlu kılınmasını diliyorum. Bu kitabı bitirdiğimden beri bir inceleme yazma ihtiyacı vuku buldu. Bu incelemeyi yapmadan başka kitaba geçemeyeceğim. Kitabımızın asıl anlatıcısı bir ressamdır. Kitabın anlatımına bakıldığında sanki bir tablo oluşturulmaya çalışıldığını göreceksiniz ve bu konuda okuyucudan da yardım istenmektedir. Bitmemiş bir tablonun konusunu duyurmak ve düşüncelerini paylaşmak istendiğine şahit olacaksınız. Anlatıcı sizinle öyküyü paylaşmak zorunda olduğunu belirtmektedir. Kurkereu adında bir köy, şırıl şırıl akan derelerin bir dağ yamacında, geniş bir yaylada kurulmuştur. Köyün aşağısında Sarıyazı adı verilen geniş bir kazak ovası uzanır. Karadağ sıraları ovayı dört bir yandan kuşatır. Koyu bir çizgi gibi görünen demiryolu ise düzlüğü bir baştan başa geçerek batıya doğru ufukta kaybolur. İki büyük kavak ağacı dikilidir köyün yukarısında tepede. Kurkereu ‘ ya hangi yönden yaklaşırsanız yaklaşın, yükseğe dikilmiş iki deniz feneri gibi öce bu kavaklar görülür. Başta bahsettiğim gibi bu cümleleri aynısını kurma nedenim bu anlatıcının ressam olması ve dikkat ederseniz zihnimizde bir tablo şekillendi. Kitabı okurken bu anlatım biçimi kavakların vurgulanması dikkatimi çekmiştir. Anlatıcımız için, çocukluğunu geçirdiği bu kavaklar çok önemli, bunu şöyle dile getiriyor. ‘’ bu kavakların dibinde, büyüleyici yeşil bir cam kırığı gibi kaldı çocukluğum… ‘’ Kavakların gizemini çözdüğünü dile getirirken bize anlatmak istediği hikayenin asıl karakterleri olan Düyşen ile Altınay’ ın diktiği kavakların yani anlatıcının güzel anlatımıyla ‘’ Ağaçların köklerini toprağa salan bu insan neler düşlemiş, hangi umutlarla yetiştirmişti? Bu kitapta ağaç
1000Kitap
İlk ÖğretmenimCengiz Aytmatov · Nora Kitap · 201810,6bin okunma
Reklam
Önce İnsan
9/10
·31 syf.··
Beğendi
·
2021 19. kitabı
·
6 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2021 00:01
Spoiler içerir Öncelikle hakkını teslim edelim. Oruç Auroba, mükemmel bir kalem. Kelimelerle adeta dans edercesine yazabilen harika bir yazardır. Söylemek istediğini, kelimeler içinde sanki bir gizli geçit varmış gibi gizlenen kelimeler o cümleyi anlayabilecek biri geldiğinde ortaya çıkabilen bir sistem içinde yazan biridir. Kitaba gelecek olursak, babasını erken kaybeden biri olarak diyebilirim ki! Babamın ölümünden sonra bana Zilif gibi, içinde mektuplardan oluşan bir kitap verilseydi, benim için anlamı o kadar büyük olurdu ki, anlatamam. Onun yani babamın kokusunu, sözlerinde anlatmak istediklerinde yazdıklarında koklayabilirdim ve onu hissedebilirdim, keşke olsaydı. Belki bana söylemek istediklerini söyleyemeden terki diyar etmiş olabilir. Bir kere daha onu benimleymiş, beni köşeden gururla izliyormuş gibi mektuplarını okumak isterdim. Anlamı büyük olurdu elbet , belki yıllar sonra özlemimi bir nebze giderirdi. Zilif kitabı, Kızı Filiz'e yazdığı mektuplardan oluşuyor. Oruç Auroba'nın intiharı düşündüğü gece, kızı filiz'in adını tersten yazarak başladığı mektupların bir kitapta toplanmış halini düşünün. Kızına olması gerektiğini anlatırken aslında bu hayatta yaşamanın o anlattığı, bulamadığı dünya yani dediği gibi ''Dünya ben olmamı istemedi, beni ben olarak tanımadı'' Kızına mektuplarda ona kendini '' ben'' olarak tanıması için mektupları yazmış olabileceğine inanıyorum. Yazdıkları içinde dikkatimi çeken, beni duygulandıran Oruç Auroba kızına en büyük mirası bırakıyor ve bunu şöyle ifade ediyor. '' İnsan olan insan, pek az '' tarifinde bulunuyor işte bıraktığı miras çok anlamlı ve önemli. Yazılarında, insanların onu tanımak istememesi, tanımak isteyenlerin en çok tanınmayanların olması, onu yanlış tanımaları onu farklı bir '' ben'' çevirmek istemeleri gibi
1000Kitap
ZilifOruç Aruoba · Sel Yayıncılık · 20172,442 okunma
Kelimelerle dans eden prenses
8/10
·94 syf.··
Beğendi
·
2020 2. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 04 Ocak 2020 03:20
Artık özgürüm, öyle yalnızım ki... Yalnızlık insanı özgür mü kılıyor yoksa insan, özgür olunca yalnızlaşıyor mu? Önemli bir soru üzerinde düşünülmesi gereken bir soru. Umay Umay kendini varoşların dansçısı olarak görüyor varoşlarda kelimelerle adeta dans ediyor gibi. Sözcükleri ustalıkla, herhangi bir süzgeç kullanmadan, yani kimin ne düşünüp düşünmeyeceğini takmadan, olduğu gibi söyleyen prangalarından kurtulmuş, yazdıkları ciddiye alındığında kaosa götürebilecek düzeyde, düşüncelerini korkmadan cesur şekilde ifade ettiğini söyleyebiliriz. Kimine göre manyak kimine göre sosyopat kimine göre bu benim düşüncem onu kelimelerin prensesi diye adlandırmak isterim. Yaşam boyunca itilmiş, kakılmış, hor görülmüş, sokaktan geçerken farkına varmadığımız ihtiyaç sahipleri kimsesizler, dışlanmışlar, kabul görmemişleri bize göstererek yazdıklarıyla yüzümüze tokat atar gibi bir gerçeği gösteriyor. Hepimiz insanız, bazen seçme şansına sahip olamıyoruz. Herkesi olduğu gibi kabul etmek, onlara saygı duymak ve en önemlisi yardım etmek gerekir Umay Umay sosyal haberleri tarihte yapılan işkence zulüm ölümlerine kayıtsız kalamamıştır bize tarihin acı gerçeklerini, yapılan zulüm ve işkenceleri göstererek karanlık tarihe ışık tutuyor. Bu ışığı şu dizeleriyle haykırıyor. ''Ama bir suçlu gerek adalet için ve adalet için kurban gerek bir kahramandan çok.'' Sonuç olarak dikkatimi çeken şu dizede şunu söylemektedir. ''Senin için akvaryumlar alacağım demektedir.'' Acaba yaşadığımız dünyayı bir akvaryuma, bizi de akvaryumun içinde yaşayan kırmızı balıklar olabilir miyiz?
1000Kitap
Orospu KırmızıUmay Umay · Liman Yayınları · 20122,130 okunma
Ahmet Arif hasretinden prangalar eskitmiş
10/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2019 24. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2019 16:11
“Ayaklarıma pranga vurabilirsiniz, fakat inancıma vuramazsınız. Zeus bile beni mağlup edemez.” Epiktetusun sözleri ile başlamak isterim. Yüzyıllar geçse de sistematik işkence her zaman devam ediyor hiç bir şey değişmiyor pranga üzerinden işkence yapılarak insanın kendine olan güveni, hayata olan inancı, sevgiye bakışı en önemlisi içteki umudu yok etmek amaçlanmaktadır. Ahmed Arif' in ayaklarına prangalar vurulsa da, düşüncelerine, duygularına güzel yüreğine pranga vurmayı başaramamışlar. Güzel yürekli, (adam gibi adam) bunu özelikle vurguluyorum hasretinden prangalar eskitmiş. Sevdiği kadını 20 sene bekleyip, görmeden dahi seven mektup yollayacak para bulmak için hamallık yapan Ahmet Arif; sen ne güzel sevmişsin be. Sözü güzel yürekli adama bırakıyorum. Terketmedi sevdan beni, Aç kaldım, susuz kaldım, Hayın, karanlıktı gece, Can garip, can suskun, Can paramparça... Ve ellerim, kelepçede, Tütünsüz uykusuz kaldım, Terketmedi sevdan beni...
1000Kitap
Hasretinden Prangalar EskittimAhmed Arif · Metis Yayınları · 201748bin okunma
Diriliş
10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2019 18. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2019 15:37
Bu kitap Rusya ile İsveç arasında olan bataklıklar ülkesi Finlandiya'nın diriliş öyküsünü anlatır. Küllerinden nasıl doğduğunu, bunu nasıl başardığını, nasıl gerçekleştiğini ülkenin o günkü durumunda başarmanın ne kadar zor olduğunu gösteriyor. Bu kitabı okuyan herkes gibi Fin ülkesi bunu başardı bizim ülkemiz aynı şeyi neden başaramadı sorgulaması içinde buluyorsunuz kendinizi. Bu sorgulamaya kitabı okumaya başladığınızda sayfaları çevirmeye başladığınız an hissetmeye başlıyorsunuz. İyice bakıldığında Fin ülkesinde yaşanılanlar bizim ülkemizin içinde bulunduğu durum ile birebir örtüşüyor. Eğitim, öğretim, ekonomik, sosyal, siyasal anlamda çökmüş bir ülke düşünün ülkeler arasında sıkışmış kısır döngü içinde bataklığa batmış, debelendikçe batan bir görüntü mevcut. Ülkemizin Mustafa Kemal Paşa kurtuluş mücadelesi öncesini nasıl hatırlatıyor demekten kendimi alamıyorum. Kitabı okurken bazı yerlerinde sanki Mustafa Kemal Atatürk'ü dinler gibi hissediyorum. Bu kitabı okuduğu ve bu kitaptan etkilendiği varsayılırsa bu tespitimin doğru olma olasılığı azımsanmayacak şekilde vardır. Tam tersi fin halkı kurtuluş mücadelesinde Mustafa Kemal Atatürk' ün fikirlerinden etkilenildiği iddiaları mevcuttur. Mustafa Kemal Atatürk bu kitabı askeri okullarda zorunlu tutmuş ve okunması için elinden gelen her türlü gayreti göstermiştir. Bir kaç zamana kadar çoğu kamu kurumlarında bu kitap okunması için hediye olarak dağıtılmıştır. Okunmuş mudur tartışılır ülkemizin durumunu görünce okuma oranın halen az olduğu ülkede bu kitabın değeri anlaşılamamıştır diye düşünüyorum üzülerek bunu söylemek durumundayım. İşin özü Finlandiya'da Snelman diye biri çıkıyor halkın ileri gelenlerin, öğretmenlerin, öğrencilerin, düşünürlerin, alimlerin, din adamlarının, zenginlerin, iş adamlarının, yardımını
1000Kitap
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Koridor Yayıncılık · 2007124,6bin okunma
Reklam