''Adiy, Medine'ye geldi. O, Tay Kavmi'nin lideriydi. Boynunda gümüş bir haçla Allah Rasulünün huzuruna girdi. Allah Rasulü Tevbe Suresinin 31. ayetini okuyordu. Adiy, Allah Resulü'ne 'Onlar, din adamlarına tapmadılar ki!' dedi. Allah Resulü'de: 'Evet, fakat din adamları, onlara helali haram, haramı helal kıldılar. Onlar da tabi oldular. Bu, onların, din adamlarına ibadetidir.' buyurdu.'' (Tirmizi, 3095; Tefsiru İbni Ebi Hatim, 6/1784, 10057-10058 Nolu rivayetler)
CHP, Kasım 2025'te 39. Olağan Kurultayı’nı yaptı. Özgür Özel 1333 delegenin oyuyla yeniden genel başkan seçildi. Ancak bu kurultayda çok kritik bir tüzük hamlesi yapıldı: Parti tüzüğüne resmen "Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi" eklendi ve Parti Meclisi (PM) üye sayısı 60’tan 80’e çıkarıldı. Ayrıca yargı bağımsızlığından eğitime kadar net taahhütler içeren yeni bir parti programı onaylandı. Tüzüğe kurumsal bir "Aday Ofisi" eklemek ve programı yenilemek, adaylık sürecini şahısların tekelinden alıp kurumsal bir mekanizmaya bağlama çabası (gerçek dönüşüm sinyali) olarak okunabilir. Öte yandan, PM üye sayısını 80'e çıkarmak, kurultayda daha fazla delege kliklerini memnun etmek ve iç dengeleri korumak için yapılmış "klasik parti içi ödüllendirme" (kozmetik koruma) refleksine de benziyor. 2026’nın bu ilk aylarında Türkiye tamamen erken seçim ve cumhurbaşkanlığı adaylığı denklemini konuşuyor. Ekrem İmamoğlu, "Adaylığım kesin biçimde devam etmektedir" diyerek pozisyonunu koruyor. Ancak üzerinde çok ciddi bir dışsal şok (yargı baskısı, istinaftaki siyasi yasak riski ve yeni üretilen diploma tartışmaları) var. Özgür Özel, Kılıçdaroğlu’nun 2023’teki hatasını tekrarlamayarak kendini adaylık denkleminden tamamen çıkardı ve şunu söyledi: "Denklemi çözmek için değişkenleri sabitlemek lazım. Denklemi çözecek kişi kendini denkleme sokarsa, değişkeni sabitleyemezsin." Özel, adaylarının İmamoğlu olduğunu, ancak onun yargı eliyle engellenmesi durumunda Mansur Yavaş seçeneği için 2 milyon üyeyle bağlayıcı bir ön seçim yapacaklarını ilan etti. Genel başkanın kendi şahsi hırsını aradan çekmesi, lider odaklı siyaset teorimizi sarsan kurumsal bir olgunluk işareti. Ancak öte yandan, partinin ana stratejisinin hâlâ İmamoğlu’nun kişisel yargı süreçlerine endeksli olması ve "İmamoğlu olmazsa Yavaş"
Siyaset
Reklam
Siyasi partiler kanununun ve parti tüzüğünün ürettiği delege sistemi, tabandaki seçmen ile parti yönetimi arasında bir yalıtım katmanı işlevi görüyor. Seçmen ne kadar mobilize olursa olsun veya ne kadar büyük bir değişim talep ederse etsin, karar mekanizması "delege kliklerinin" iç dengelerine takılıyor. Bu durum, lider değişimini toplumsal bir dalganın sonucu olmaktan çıkarıp, parti içi elitlerin bir güç paylaşımı hamlesine indirgiyor. Dolayısıyla, kurumsal hesap verebilirlik doğrudan bu feodal bariyer tarafından emiliyor. 31 Mart başarısının kurumsallaştırılamamasının arkasında rasyonel bir siyasi korku var: Güç merkezinin nereye kayacağı endişesi. Başarı "CHP'nin yeni vizyonuna" yazılsa, genel merkez tahkim edilecek. Başarı "İmamoğlu veya Yavaş'a" yazıldığında, bu figürler kurumsal yapının üzerinde birer aktöre dönüşüyor. Şu anki tablo, ikincisinin gerçekleştiğini gösteriyor. CHP, kurumsal ve programatik bir alternatif olmaktan ziyade, "seçmen tabanı geniş popüler figürlerin bir çatı altında toplandığı bir koalisyon" görünümü veriyor. Bu da kurumsal öğrenmeyi imkansızlaştırıyor; çünkü başarı da hata da kuruma değil, o figürlerin şahsi hanesine yazılıyor. 2017 referandumu ya da geçmişteki diğer kritik kırılma anlarıyla (örneğin 2023 seçim mağlubiyetinin gerçek yapısal nedenleriyle) kurumsal bir yüzleşme yapılmamasının nedeni basit: Mevcut aktörlerin neredeyse tamamının o dönemlerde de masada olması. Geçmişle gerçek bir kurumsal yüzleşme, sadece eski lideri değil, o liderin kararlarına sessiz kalan, o kararları uygulayan kurumsal mekanizmayı da mahkûm etmeyi gerektirir. Bunu yapmak, bugünkü yönetimin "meşruiyet" ve "temiz sayfa" söylemine zarar vereceği için, kurumsal amnezi (hafıza kaybı) bilinçli bir konfor alanı olarak korunuyor. Asıl kırılma testi yaklaşıyor.
Siyaset
Türkiye'deki asıl kriz; siyasi partilerin (iktidar veya muhalefet fark etmeksizin) tarihsel başarısızlıklar, stratejik hatalar veya kırılma anlarındaki pasiflikler karşısında özeleştiri ve hesap verebilirlik mekanizmalarının olmamasıdır. Muhalefet partilerinde hesap verebilirlik mekanizması yoksa, her stratejik hata kişiselleşir. Kişiselleşen hata ya savunulur ya da inkâr edilir, kurumsal öğrenme olmaz. Seçmen "parti" değil "lider" görür, lidere güven sarsılınca partiye güven sarsılır. Bu döngü, muhalefeti sürekli sıfırdan başlatan bir yapı üretiyor. Erdoğan yönetimi bu yapıyı bilinçli olarak besliyor. Muhalefet liderlerini kişisel olarak hedef alma, davalar, medya baskısı bunun aracı. Amaç partiyi değil kişiyi çökertmek, çünkü kişi çökünce parti de çöküyor. Kurumsal muhalefet bunu absorbe edebilirdi, lider odaklı muhalefet edemiyor. Bir lider değiştiğinde, eski dönemin tüm günahları o lidere yüklenir ("Kılıçdaroğlu dönemi hatasıydı" denmesi gibi) ve parti sanki yeni kurulmuş gibi tertemiz bir sayfa açtığını iddia eder. Bu durum kurumsal öğrenmeyi engellediği gibi, her yeni lideri de kaçınılmaz olarak bir sonraki başarısızlığın tek sorumlusu (potansiyel günah keçisi) haline getirir. Siyaset, kurallar ve ilkeler bütünü olmaktan çıkıp bir "lider totemine" dönüşür. Erdoğan yönetiminin bu yapıyı manipüle etme becerisi, otoriter rejimlerin el kitabından alınmadır. İktidar, muhalefet partisini yapısal bir kurum olarak karşısına almak yerine, onu liderinin defolarına indirger. Kurumsal bir yapı, liderine yapılan saldırıyı ilkeler üzerinden absorbe edebilir (Örn: "Bu saldırı şahsımıza değil, asgari ücret politikamıza yapılmıştır"). Ancak lider odaklı yapıda liderin aldığı her yara, partinin taşıyıcı kolonlarına vurulmuş bir darbe hissi yaratır. İktidar da tam olarak bu yapısal
Siyaset
100 Her Zihnin Ölmeden Önce Keşfetmesi Gereken Entelektüel Araştırmalar: 1. Temel felsefeyi çalış 2. Resmi mantığı öğren 3. Antik Yunan tarihini çalış 4. Tüm Shakespeare oyunlarını oku 5. Temel ekonomiyi öğren 6. Dünya tarihini çalış 7. Darwin'in Evrim teorisini oku 8. Roma İmparatorluğu'nu çalış 9. Temel astronomiyi öğren 10. Platon'un Devlet'ini oku 11. Fransız Devrimi'ni çalış 12. Temel psikolojiyi öğren 13. Freud'un ana eserlerini oku 14. 1. Dünya Savaşı'nı çalış 15. 2. Dünya Savaşı'nı çalış 16. Temel matematiği öğren 17. İnsan beynini çalış 18. Marx'ın Komünist Manifesto'sunu oku 19. Temel kodlamayı öğren 20. İklim değişikliği bilimini çalış 21. Newton'un Principia'sını oku 22. Rönesans dönemini çalış 23. Temel kimyayı öğren 24. Antik Mısır'ı çalış 25. Einstein'ın görelilik teorisini oku 26. Soğuk Savaş'ı çalış 27. Yeni bir dil öğren 28. Temel hukuku öğren
Reklam
Reklam