Düşen maaşlar, kaybedilen işler, kötü mahsul dönemleri, yiyecek kıtlığı ve 1906-8 arasındaki yüksek fiyatlar karşısındaki yerel mücadeleler, 23 Temmuz 1908'deki Jön Türk Devrimi'nin toplumsal bağlamını oluşturdu. Devrim, Selanik merkezli İttihat ve Terakki Cemiyeti'yle bağlantılı Makedonya ordusu birliklerinin eylemleriyle başladı, toplu halk eylemlerinin yükselişiyle devam etti. Sultan il. Abdülhamid'in 1876 Anayasası'nı yeniden yürürlüğe koyan "İlan-ı Hürriyet"ine rağmen, Nisan 1909'da başarısız olan bir karşı devrimin ardından tahttan indirildi. Bundan itibaren, İTC hükümet üzerindeki nüfuzuyla dolaylı yoldan ve Ocak 1913'teki darbe sonrasında doğrudan yönetimi ele aldı. İşçiler ve kentli kalabalıklar, İlan-ı Hürriyet'i ekonomik ve toplumsal taleplerini ilerletmenin bir dayanağı olarak yorumladı ve eşi görülmemiş bir grev ve gösteri dalgası başlattılar. Osmanlı sınırları içinde 1872'den 24 Temmuz 1908'e dek elli kadar kayıtlı grev vardı. 24 Temmuz'dan yıl sonuna kadar ise İstanbul (39), Selanik (31) ve İzmir'de (13) yoğunlaşan 111 grev kaydedildi. 1908 yılında, sayısı 200-250 bin olan kentli maaşlı emekçilerin 100 bin kadarı greve gitti. 1903'ten beri reel ücretlerde yaşanan düşüşü ve devrimden iki ay öncesinde yaşanan yüzde 20-30 fiyat artışını telafi etmek için çoğunluğu daha yüksek maaş, fazla mesai ödemesi veya ücretli izin talep ediyordu. Grevler bu açıdan kısmen başarılıydı. Anadolu'daki ortalama yevmiye 1905'ten 1908'e yüzde 15 arttı; beyaz yakalı işçilerin durumu genel olarak mavi yakalı işçilerinkinden iyiydi. Sendikaların tanınması ve sekiz saatlik çalışma günü de yaygın talepler arasındaydı.
Sayfa 113 - Kentli işçiler ve 1908 Jön Türk Devrimi·Kitabı okudu
Alıntı
Mutlak Rabb"lık kavramı, eksiksiz ve yaygın Tevhid anlayışının açıklığa kavuşmuş, netleşmiş hali ile, bu realitenin (gerçeğin) netleşmemiş halinin bulanıklığı arasında bocalayan insan için, yol ayrımındaki işaret levhası konumundadır. İnsanlar çoğu kere hem evreni tek başına yaratan Allah'ın varlığına ve hem de sosyal hayata egemen olan birden çok ilahın varlığına inanır. Bu inanış biçiminin saçmalığı ve gülünçlüğü son derece açıktır ama ne yazık ki bu; dün de vardı, bugün de var. Müşriklerden bir grubun, taptıkları değişik ilahlarla ilgili olarak: "Biz onlara sırf bizleri Allah'a yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz" (Zümer Suresi, 3) dediklerini bize haber veren Kur'an-İ Kerim, Ehli Kitap'tan bir grup hakkında da: "Hahamlarını ve Rahiplerini Allah'tan ayrı rehber edindiler" (Tevbe Suresi, 31) şeklinde bahsetmektedir. Bilindiği gibi İslâm'ın geldiği dönemde yeryüzünde egemen olan cahiliye İnanışlarının büyük kabul ettiği "ilah"lar yanında çok sayıda "ilahcık"lar her yanda cirit atıyordu.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Atatürk'ün Biyografisi ile İlgili Olaylarn Kronolojisi
1881 - Mayıs Mustafa Kemal Atatürk'ün doğumu 1893 - Selanik Askeri Rüştiyesi'ne yazılması ve öğretmeni Mustafa Efendi'nin "Kemal" adını vermesi. 1895 - Manastır Askeri İdadisi'ne girmesi. 1899, 13 Mart - İstanbul Harp Okulu'na girişi. 1902 - Harp Akademisi, "Erkanıharp Sınıfı"na girişi. 1905, 1 1 Ocak - Yüzbaşı olarak Akademi'den mezun olması ve merkezi Şam'da bulunan V. Ordu emrine ve­rilmesi. 1906 Ekim - Arkadaşlarıyla Şam'da "Vatan ve Hürriyet Cemiyeti "ni kurması. 1907, 20 Haziran - Rütbesinin kolağalığına (kıdemli yüzbaşı) yükselmesi. Eylül - Selanik'te III. Ordu'ya tayin edilmesi. 1909, 13 Nisan - Hareket Ordusu Kurmay Başkanı ola­rak İstanbul'a gitmesi. 6 Eylül - Selanik'te III. Ordu Piyade Subay Talimga­hı kumandanlığına tayini. 1910 - Arnavutluk harekatına, Mahmut Şevket Paşa'nın Kurmay Başkanı olarak katılması. Fransa' da Picardie askeri manevralarına gitmesi. 191 1, 13 Eylül - İstanbul'a Genelkurmay'a nakledilmesi. 27 Kasım - Binbaşı rütbesini alması. 1912, 9 Ocak - Trablusgarp'ta Tobruk taarruzunu başa­rı ile idare etmesi.1 2, 25 Kasım - Bahrisefit (Çanakkale) Boğazı müret-tep kuvvetlerin Harekat Şubesi Müdürlüğü. 1913, 27 Ekim - Sofya Ataşemiliterliğine tayini. 1914, 1 Mart - Yarbaylığa terfii. 1915, 2 Şubat - Tekirdağ' da 1 9. Tümen'e tayini. 25 Şubat -1 9. Tümen'in kuruluşunu tamamlaya­ rak, Maydos'a hareket etmesi. 18 Mart - Çanakkale Zaferi. 25 Nisan - İtilaf devletlerinin Arıburnu'na asker çı­ karmaları üzerine 1 9. Tümen Kumandanı olarak düş­ manı durdurması. 1 Haziran - Albaylığa yükselmesi. 8-9 Ağustos - Anafartalar Grubu Kumandanlığı'na tayini. 1 O Ağustos - Anafartalar cephesinde taarruz ederek düşmanı geri püskürtmesi. 1916, 14 Ocak - Edirne, XVI. Kolordu Kumandan­ lığı'na tayini. 1 Nisan - Tuğgeneral (mirliva) rütbesini alışı. 6-7 Ağustos -
Sayfa 461·Kitabı okudu
Alıntı
Osmanlı Devleti'nde 31 Ağustos 1876 ile 27 Nisan 1909 tarihleri arasında hükümdar ve halife unvanlarını taşıyan Sultan Il. Abdülhamid ve onun iktidarındaki dönem, tarihçiler tarafından çeşitli yönlerle ele alınmış ve hala alınmaktadır.
Sayfa 13·Kitabı okudu
Efendim! Mümin portresi çiz bana ötelerden...
Kutlu elçi günlerden bir gün bir toplulukla birlikte otu-ruyordu. Kendisine hurma ağacının tepe kısmındaki tomur-cuklardan çıkan ve süte benzeyen hurma özü ikram edildi. Efendimiz hurma özünün tadına baktıktan sonra etrafinda-ki topluluğa şöyle bir soru yöneltti: "Bana bir ağaç söyleyin ki o ağaç mümine benzer, onun bereketi Müslüman'ın bereketi gibidir. (Buhârî, Etime, 42) Rabbinin izniyle her zaman meyve verir, yaprakları hiçbir zaman dökülmez ve daima yeşil ka-lır." (Buhâri, Edeb, 79) Orada bulunanlar çölde yetişen ağaçla-rı bir bir saymaya başladılar. (Buhâri, İlim, 50) Kim bilir hangi aşk ve heyecanlarla cümleler dökülüveriyordu lisanlarından. Ancak kimse Allah Resûlü'nün beklediği cevabı verememişti. Topluluk içinde bulunan Ömer'in oğlu genç Abdullah'ın için-den, "Bu, hurma ağacıdır." demek geçmişti. Fakat söylemeye utanmış ve susmuştu Abdullah. Çünkü meclisin en küçü-ğüydü. Üstelik hemen yanı başında babası Ömer ile Ebû Bekir vardı ve onlar da bu konuda henüz bir şey söylememişlerdi. Abdullah onların bulunduğu ve konuşmadığı mecliste ko-nuşmayı uygun bulmamıştı. Bunun üzerine Efendimiz: "Mo-min hurma ağacı gibidir..." buyurdu. (Buhârl, Edeb, 89) Hurma ağacı, her mevsim meyve verir, bereketli bir ağaçtır, kökü ve gövdesi sağlam, yaprakları hiçbir zaman solmaz ve dö-külmez. O her mevsim diriliğini muhafaza eder. Mümin de hurma ağacının kökü mesabesindeki imanı ve gövdesi konu-mundaki amelleriyle sağlamdır. Onun iman kökü, Kur'an ve Sünnet toprağıyla zemin bulmuştur. Bu yüce toprakla besle-nen müminin meyvesi güzel ahlaktır, hoş geçimdir. O, uğra-dığı her baharda bereketle çiçeğe durur, sebat ve sabır abi-desidir kışa, kara, bahara, borana karşı, sarsılmaz. Etrafına külfet değil nimet saçar. Ahlakıyla, erdemiyle, insaniyetiyle semada ve arzda baki bir letafet ve
Savaş, Tuna ve Doğu Anadolu'da olmak üzere iki cephede cereyan etti. Harbin başlamasıyla birlikte hızla Romanya'ya giren Ruslar, kısa sürede Şıpka Geçidi'ni aştılar. Ruslar'ın ba­şarıları, İstanbul'da paniğe yol açtı. Başkentin Bursa'ya taşı­nacağı söylentileri dahi çıktı. Savaşın İstanbul'da kurulacak bir askeri meclis tarafından yönetilmesi kararlaştırıldı. Gö­revlerinden alınan serasker ve serdar-ı ekrem Divan-ı harbe verildi. Doğu Anadolu cephesinde ise Ruslar üç koldan hareke­te geçip, Erzurum'a ulaştılar. Aziziye tabyalarında Nene Ha­ tun'un halkı teşvikiyle Ruslar durdurulabildi. Bu cephede Ruslar'a karşı koyan Ahmed Muhtar Paşa'ydı. Paşa'nın daha önemli bir cephe sayılan Rumeli'ye gönderilmek üzere İstan­bul'a çağrılmasından sonra, hiçbir ümidi kalmamasma rağ­men Erzurum sonuna kadar dayandı. Gazi Osman Paşa ise Plevne'de Ruslar'ı durdurdu. An­cak Plevne düştükten sonra Rus iledeyişi tekrar başladı. Plevne'den sonra Edirne'ye yürüyen Rus kuvvetleri iyi bir sa­vunma yapma imkanına sahip bu şehri, Vali Eyüp Paşa'nın mühimmatları havaya uçurup, çekilmesi üzerine, 20 Ocak 1878'de teslim aldılar. Bunun üzerine, Il. Abdülhamid, bizzat Rus Çarı'ndan ateşkes talebinde bulundu. Rus orduları Yeşil­ köy'e kadar geldiler. 31 Ocak 1878'de imzalanan Edirne Mütarekesi ile savaş sona erdi. Barış görüşmeleri daha sonra Ruslar'ın karargah­larını naklettikleri Yeşilköy'de (Ayastefanos) devam etti ve 3 Mart 1878'de Ayastefanos Anlaşması imzalandı. Ayastefanos Anlaşması, Panslavizm'in bir zaferiydi ve Rusya'nın bu kadar avantajlı bir konuma gelmesi mevcut siyasi dengeyi bozuyor­du. Bu yüzden anlaşma başta İngiltere olmak üzere Avrupa devletlerinin yoğun muhalefeti ile karşılandı. 13 Haziran 1878'de toplanan Berlin Kongresi'nde, Ayastefanos Anlaş­ ması'nın maddeleri yeniden ele
Sayfa: 70-71 / 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı.·Kitabı okudu