10/10
·316 syf.··
Beğendi
·
2026 52. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- Adsız Roman Kitabın Yazarı- Sema Soykan Kitabın Sayfa Sayısı- 319 Bugün kitaplarını hayranlıkla okuduğum canım @semasoykan’ın Adsız Roman kitabı ile sizlerleyim. Yazarımız bu kitabında bizleri Çerkes Sürgünü ve Soykırımı’na 1864 yıllarına götürüyor. Her zaman olduğu gibi geçmiş ve günümüzü harmanlayıp, yine bilgi dolu bir eser sunmuş bizlere. Aynı zamanda kitabımı Semra tavsiyesi ile okudum. Kitabımız Neri’nin ailesinden yadigar bir küpü antikacıya götürmesi ile başlıyor. Neri dedesinin kan davası yüzünden anne ve babasını kaybetmiş yıllarca İsviçre’de yaşamıştır. Artık dedesine bir dur demek için İstanbul’a gelmiştir. Antikacının oğlu Aras ile küpün içinden çıkan mektupları incelemeye başlar. Aslında bu mektuplar bir romanın parçasıdır. Romanın içeriği 1864 yıllarında yaşanan Çerkes Sürgününü çarpıcı ve etkileyici bir dille anlatıyordur. Yaşanan yıkımlar, yurtlarından edilen Çerkes halkı, kurtuluş için Osmanlıya gelmek istemeleri, Karadeniz’de yapılan gemi yolculukları, mücadele, açlık, hastalıklar, batan gemiler ve savaşın iç yüzünü gösteren olaylar… Bu olaylar silsilesi içerisinde bir de Janset’in duygu yüklü aşkı… Bir yandan aşık olduğu Jankat, bir yanda vefa ve vicdan borcu olduğu Elbruz… Geçmiş ve günümüzün harmanlandığı kitapları çok seviyorum. Sizler de tarihi kurgu seviyorsanız yazarın kalemine kesinlikle bir şans vermelisiniz okuyacak olanlara şimdiden keyifli okumalar diliyorum Kitaptan Alıntılar ”Bazı acılar bitmiyor… Sadece nesilden nesile aktarılıyor.” ”Yaşadığın coğrafya kaderindir. Kimisine hayat kimisine ölüm hazırlayan.” ”Hayatla kavgası bitmeyen insanın dilinde ‘iyi ki’ler’ olmaz ‘keşke’ler olur.” . . . . @semasoykan Semra Alfa Kitap . . #engelsizokurlaokuyoruz #adsızroman
Adsız RomanSema Soykan · Alfa Yayıncılık · 2024911 okunma
Puan vermedi·319 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 20 Nisan 2026 21:36
OGÜN Bitti 319 sayfa.. Merhaba kitap dostları.. Romanın merkezinde yer alan Ogün, dışarıdan bakıldığında sıradan bir genç gibi görünse de içinde büyük kırgınlıklar taşır. Geçmişte yaşadığı travmatik olaylar—özellikle ailesiyle ve yakın çevresiyle ilgili hayal kırıklıkları—onu insanlardan uzaklaştırmış, içine kapanık ve mesafeli birine dönüştürmüştür. Bu nedenle Ogün, kimseye kolay kolay güvenmeyen, duygularını bastırmayı tercih eden bir karakterdir. Günlük hayatını çoğunlukla rutinler içinde geçirir. İnsanlarla yüzeysel ilişkiler kurar, derin bağlardan özellikle kaçınır. Ancak bu düzen, hayatına beklenmedik bir şekilde giren biriyle bozulur. Bu kişi, Ogün’ün alıştığı yalnızlığı sarsar. İlk başta bu yeni yakınlıktan rahatsız olan Ogün, zamanla bu kişinin samimiyetine ve içtenliğine karşı koyamaz. Bu noktadan sonra hikâye, Ogün’ün içsel çatışmaları etrafında şekillenmeye başlar. Bir yanda geçmişin yarattığı korkular ve güvensizlik, diğer yanda ise yeniden birine bağlanma isteği vardır. Ogün sık sık kendisiyle mücadele eder: Kaçmak mı yoksa kalıp hisleriyle yüzleşmek mi? İlişki derinleştikçe Ogün’ün bastırdığı duygular yüzeye çıkar. Kırılganlığı, korkuları ve aslında ne kadar sevilmeye ihtiyaç duyduğu ortaya çıkar. Ancak her şey sorunsuz ilerlemez. Geçmişin gölgeleri zaman zaman bugünü etkiler; yanlış anlaşılmalar, geri çekilmeler ve duygusal iniş çıkışlar yaşanır. Ogün sadece bir ilişkiyi değil, aynı zamanda kendini keşfetme sürecini de yaşar. Kendi hatalarıyla yüzleşir, kaçtığı gerçekleri kabullenmeye başlar. Bu süreç, onun olgunlaşmasını sağlar. Artık sadece geçmişin yüküyle hareket eden biri değil, geleceğini şekillendirmeye çalışan biri haline gelir. Hikâyenin ilerleyen bölümlerinde Ogün, önemli seçimler yapmak zorunda kalır. Bu seçimler hem kendi
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·319 syf.··
Beğendi
·
2026 32. kitabı
Merhaba kitapsever dostlarım Kitabın Adı- O Gün Kitabın Yazarı- Yağmur D. Kızılkoca Kitabın Sayfa Sayısı- 319 Ogün rüya görmeyen bir gözlemcidir. Evren ona iki yüzünü gösterir; Gündüz İnsanları’nın sert düzeniyle Gece İnsanları’nın soluk alan dünyası arasında sıkışmış bir hayat… Kitabımız üç ayrı bölümden oluşuyor; Gündüz İnsanları, Gece İnsanları ve O Gün… Hikayemiz Ogün’ün hayatındaki çok sıradan, belki de monoton bir yüzüyle başlıyor. Ancak bu sıradanlık, “O Gün” yaşanacak karşılaşmayla kırılır. Bu olay Ogün’ün gerçekliği anlama biçimini sarsan bit tetikleyicidir. Rüyalar, imgeler ve karakterin iç dünyasındaki gelgitler olayların akışını belirler. Ogün, çevresindeki dünyanın göründüğü gibi olmadığını anladıkça, kendi geçmişi ve geleceğiyle de yüzleşmek zorunda kalır. Hikaye ilerledikçe Ogün, şehir hayatının getirdiği gürültü ve kaos ile kendi içsel huzuru arasında bir denge kurmaya çalışır. Olaylar, onu kaçınılmaz bir seçime, büyük bir kabullenişe doğru sürükler. Şehrin kalabalığından bir evin sessizliğine, gündüzün aydınlığından, gecenin gizemine uzanan bu hikayede; bir gözlemcinin tanıklığına ortam oluyoruz. Sizce hayatımızı değiştiren o büyük anlar mı, yoksa her gün gördüğümüz ama fark etmediğimiz detaylar mı? Sizler daha önce bu kitabı okumuş muydunuz? Kitaptan Alıntılar ”Çünkü insan yalnızca değer verdiği insanlara kızar, yalnızca onlara kırılırdı. Her zaman iyi davranan bir insan, her zaman kötü davranan bir insandan daha tehlikeliydi.” ”İnsanın aşması gereken şey…sorunlar değil kendisidir.” ”İnsan hayatında bazı günler vardır, her şeyi değiştirir.” . . .
O GünYağmur D. Kızılkoca · Cinius Yayınları · 202537 okunma
Onuncu Köy: İsimsiz Bir Prometheus’un Düzenle Kavgası
10/10
·343 syf.··
2023 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 26 Şubat 2023 16:20
Fakir Baykurt’un kült eseri Onuncu Köy, toplumcu gerçekçi edebiyatımızın en sivri dilli ve cesur romanlarından biridir. Baykurt’un Köy Enstitüsü ruhuyla kaleme aldığı bu roman, sadece bir "köy romanı" değil; bürokrasiye, sömürü düzenine ve halkın cehaletle imtihanına karşı yazılmış bir başkaldırı manifestosudur. Roman, "Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar" atasözünü bir adım öteye taşıyarak, o kovulanların sığınabileceği, dürüstlüğün kalesi olacak bir "onuncu köy" arayışını anlatır. Sadece bir köylü-aydın çatışması değil; bürokrasinin soğukluğu, cehaletin kurnazlığı ve adaletin "onuncu" köy arayışıdır. Aldığım notlar eşliğinde, kitabın o sarsıcı katmanlarına inelim: İsimsiz Kahraman: Öğretmen mi, Demirci mi? Romanın en dikkat çekici yanı, başkahramanın isminin hiç geçmemesidir. O, Damalı’da Öğretmen, Ortaköy’de Demirci Ustası'dır. Baykurt bize şunu söyler: İsimler değişir, mekanlar değişir ama cehalete karşı verilen savaşın yüzü hep aynıdır. O, ismiyle değil, topluma kattığı "zanaatla" ve "bilgiyle" var olur. Bir nevi, zincire vurulmuş bir Prometheus'tur o; insanlığa ateşi (bilgiyi) getirdiği için tanrılar (iktidar sahipleri) tarafından cezalandırılan... Ancak trajik olan şudur ki; notlarımda da belirttiğim gibi, Prometheus hikayesinin sonunu muhtarın getirmesi, halkın bu trajediyi ne kadar kanıksadığını gösterir. Manipülasyonun Zirvesi: Durana Figürü Kitabın en sinsi karakterlerinden biri olan Durana, statükonun nasıl korunduğunun canlı örneğidir. Öğretmene attığı iftira (kızları izliyor yalanı), tipik bir "önce ahlaktan vur, sonra ideolojiye bağla" taktiğidir. Ahlak bekçiliğinden hızlıca "komonistlik" suçlamasına geçiş yapması, Anadolu’da aydınlanmacı düşüncenin nasıl sistematik şekilde karalandığını net bir şekilde açıklar. Durana sadece bir köylü değil, büyük bir
Onuncu KöyFakir Baykurt · Literatür Yayıncılık · 20101,541 okunma
7/10
·320 syf.··
Beğendi
·
2026 6. kitabı
Korsan Kralın Kızı -319 sayfa Tricia Levenseller Korsan kralının kızı olan Alosa, genç bir korsan grubu tarafından kaçırılır. Kaçıranların farkında olmadıklarıysa Alosa'nın kaçırılmayı kendisinin planladığıdır. Amacı hazineyi bulmasını sağlayacak olan haritanın parçasını ele geçirmektir.. Kitap genç okurlara uygun olarak yazılmıştı. Fantastik bir kitap olarak düşünmüştüm ama değildi. Yine de rahatça okunacak bir kitap istiyorsanız seversiniz.
Korsan Kralın KızıTricia Levenseller · Martı Yayınları · 20221,486 okunma
ben kitabı düşünüyorum
4/10
·352 syf.·
2026 3. kitabı
Birkaç sene öncenin popüler kitaplarından olan bu kitabı sonunda okudum. O zamanlar da merak ediyordum ama okumak nasip olmamıştı, yıllar sonra bu merakı giderdim. Kitap hakkındaki genel düşüncem için direkt son paragrafa bakabilirsiniz; o hariç tamamen spoiler içerecek çünkü. Kitabımız, Nazlı Aladağ isimli baş karakterimizin geçmişinden bir sahneyle açılıyor. Sonra edebiyat dersinden 2. olduğunu görüyoruz, vesaire. Bu sırada da Ezel giriş yapıyor zaten. Kendisi, akademik makine olan Nazlı'yı geçerek edebiyat sınavında birinci olmuş. Hoca da Nazlı'ya bir şans tanıyarak puanını yükseltmesi için Ezel ve Nazlı'ya Gurur ve Önyargı hakkında bir ödev veriyor. İkilinin hikayesi bu şekilde başlıyor. Şimdi ben, bu Gençlik Serüveni serisini, yazarın klişe olayları kendi bakış açısıyla ele alarak yazdığını biliyorum (hatam varsa düzeltin). Ama bana göre bazı şeyler vardı ki aşırı klişe sahneler bile yerine yazılsa daha iyi olurdu. Bunlara değineceğim. Kitapta gerçekten Gurur ve Önyargı üzerine inanılmaz kaliteli bir şeyler aramadım değil. Ama karakterlerimiz ödev harici her şeyi yapıp, sonda da ödevden vazgeçiyorlar zaten. Kitap boyunca Ezel'in Nazlı'ya Naz, Atkuyruğu, Alyeska falan gibi isimler takması ve Nazlı'nın olmaya çalıştığı karakterde birinin bunlara ters tepki vermemesi bana saçma geldi. Her incik boncuğa takılıp buna neden takılmayasın ki; bence gıcık bir davranış. Ezel, içi dolu görünen ama bence alıntıları ve sabrı hariç pek de dolu olmayan bir karakter. Kızlarla takılan, yarabandı olarak bir başkasını kullanan, rastgele isimler takan, sevdiği kızın arkadaşıyla gerekenden fazla yakın olan birisi. Nazlı'ya aşık olduğu an'ı okuduğumda kafayı yedim; daha iyi bir şey olabilirdi. Birini yirmi dakika görüp ona takıntı yapacak şekilde aşık olmak -veya bunun aşk
1000Kitap
00:00 Biri Sizi Düşünüyor (Cep Boy)N. G. Kabal · Martı Yayınları · 20228,6bin okunma