Jack London ~YILDIZ GEZGİNİ~
7/10
·344 syf.··
2022 6. kitabı
Martin Eden adlı kitabından sonra Jack London okumam gerektiğine iyice emin oldum çünkü kitap beni büyülemişti. Yıldız Gezgini de London kitaplarına bakarken dikkatimi çekti ve başladım. Kitap hapishaneye giren Profesör Darrell Standing'in hapishanede yaşadıklarını ve zihinsel gücünü kullanarak geçmiş yaşamlarına yaptığı yolculukları konu alıyor. Kitabın konusu oldukça çarpıcıydı, yazar hukuk sistemini ve cezaevlerini eleştirmek amacıyla yazdığı bu kitapta ortaya muazzam bir şey çıkarmış. Darrell Standing asılacağı günü bekleyen bir mahkum ve hapishanedeki hayatını yazıyor, başkarakterin ağzından yazılıyor roman ve oldukça etkileyeciydi her şey. Yazar hapishanede yaşanan korkunç olayları anlatırken bir yandan da sistemi çok güzel bir şekilde eleştiriyor. Standing hapishanede bazı olaylar yüzünden tecrite düşüyor ve sıkıntıdan kurtulmak için ve katlanabilmek için çareler bulmaya çalışıyor, bu sırada tecritteki başka bir mahkumun tavsiyesiyle bilincini kullanarak geçmiş yaşamlarına gitmenin yolunu bulur. Romanda Standing'in cezaevi yaşamını okurken, astral seyahatlerinde yaşadıklarını da okuyoruz. Kitapta bu yolla birbirinden bağımsız hikayeler bulunuyor, ben bu hikayelerin hepsini çok sevmedim açıkçası, geneli güzeldi. Bu astral seyahatlerden biraz bahsedicek olursam hücrede deli gömleği cezası alıyor, bu cezanın uygulandığı zamanlarda bedeninin işlevini bilinçli bir şekilde durdurup, ruhunun ise önceki yaşamlarına geri dönüşebildiğini keşfediyor. Her bir geri dönüşünü de bize öykü olarak aktarıyor. Bu öykülerde Mountain Meadows Katliamı'nda öldürülen 9 yaşında bir çocuk da oluyor, ilk cağlarda ok kullanmayı bilen bir insanda, 8 yıl boyunca ıssız bir adada yaşamayı başarabilmiş bir denizci de.. Jack London'un ustalığı tam olarak burda çıkmakta, birbirinden farklı
Roman
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Puan vermedi·479 syf.··
2020 2. kitabı
Oğuz Atay, anlatılmak istenip bilinç dışına atılan olay ve olguları, hayatımızın her evresinde karşılaşıp “önemsiz” diye sohbetini etmeye bile gerek duymadığımız davranışları ve istekleri “asıl anlatılmak istenen” sıfatıyla karşımıza çıkardı. “Öyle demeyin doktor. Ben bugüne kadar hiçbir ıstırabımı bilinçaltına itmeyi başaramadım. Bu yüzden çok boş kaldı orası” (s. 334). Bunu yaparken de en çok ciddiye aldığımız; doğrularımızın, inançlarımızın, dostluklarımızın, aile kavramlarımızın, işlerimizin ve aşklarımızın altını ironi küreğiyle kazıp hepsini boşlukta bıraktı. Bazı kavramlar boşlukta duramadı, kazılan çukura düştü. Sonra onları yeniden istediği gibi anlamlandırarak çıkarmaya çalıştı. “İnsanın kendiyle hesaplaşma meselesini bizzat kendime uygulayarak bu meselenin ilk kurbanlarından oldum” (s. 335). Bunun için Hikmet Benol, içinde her şey olan bir ansiklopedi yazmak istedi. Bu ansiklopedide her şey olmalıydı; birini nasıl seveceğimiz, nasıl düşüneceğimiz, nasıl yaşayacağımız, hatta pijamalarımızı nasıl katlamamız gerektiği bile… Hiçbir teferruat göz ardı edilmemeliydi. “Büyük bir ansiklopedi olmalı: Yüzlerce ciltlik bir eser, uçsuz bucaksız bir kitap dizisi. Her şehirde, belirli merkezlerde bir bina, bu kitaplara ayrılmış sadece. O zaman kimse delirmezdi. Bir hareketi mi unuttun, ne kadar basit olursa olsun, bu kitabın içinde var. […] Milyonlarca insan bu işi yanlış öğrenmiştir. Her şey, her şey bulunmalı bu kitapta” (s. 324). Her şey yeniden düzenlenmeliydi. Bu iş sadece ansiklopediyle halledilemezdi. Toplumsal yapılar ve algılar tekrar ele alınarak organize edilmeliydi. Ama çok da geriye gidilemezdi. Fransız İhtilali’nden başlamaya karar verdi, Hikmet. “Önce Fransız ihtilâlini yapacağız. Adamlarımın hepsi hazır. Yenileri de her an katılabilir. Bayraklar,
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 6. kitabı
Felsefe tarihinde önemli bir düşünür olan Aristoteles mantık, metafizik, matematik ve fizik alanlarında yaptığı çalışmalarla günümüze kadar katkı da bulunmuş ve bu alanların gelişmesini sağlamıştır. Bunların yanında gökyüzü, zooloji, siyaset, ahlak, biyoloji, gibi alanlara da yönelmiş ve birçok disipline ilişkin bilgi ve birikime sahip olmuştur. ​Aristo, her ne kadar Platon'un öğrencisi olsa da bilgi felsefesi ve siyaset felsefesi gibi pek çok alanda, birbirlerine ters düşünceleri mevcuttur. Platon, bilginin nesnelerinin bu dünyada yeri olmadığını, idealar dünyasının varlığını savunurken Aristo, duyu organlarımızın algıladığı nesneler ile bilginin nesnelerinin bir ve aynı olduğunu düşünür. Ayrıca Platon ebedi ve kusursuz bir devlet teorisini ileri sürerken Aristoteles döneminin mevcut devlet sistemlerini inceleyerek var olanın arasından en iyiyi bulmaya çalışmıştır. İki düşünürün değişime bakış açısı da farklıdır. Platon'a göre değişimin sebebi zıtlıklardır, buna karşın Aristo'ya göre değişimin sebebi, değişimin doğal bir töz olmasıdır. GİRİŞ ​Batı Düşünce tarihinin en etkili düşünürlerinden biri olan Aristoteles’i benim kalemimden okuyalım istedim. Kısa bir giriş yaptıktan sonra Aristo’nun gözünden konu başlıkları oluşturarak günümüze kadar devam eden pek çok çalışma alanının temellerini atan Aristo'nun felsefe alanında neden bu kadar etkili olduğunu irdeleyeceğiz. ​Platon'un ölümünden sonra yerine kendisini geçirmemesi üzerine Aristo'nun Atina’dan ayıldığı düşünülmektedir. Aristoteles, MÖ 343’te Makedonya Kralı Philippos’un sarayına, oğlu İskender’in eğitimini üstlenmek üzere çağırılmıştır. Philippos’un ölümünden sonra MÖ 335'te İskender iktidara geçmiştir. Bunun üzerine Aristoteles, Atina’ya dönüp Akademeia’ya rakip olarak kendi okulunu, Lykeion’u ya da diğer
PolitikaAristoteles · Remzi Kitabevi · 20141,167 okunma