Oblomov ellerini oğuşturarak düşündü:" İşte bak, Anisya bile, olacak şey mi diyor. Ah mutluluk! Mutluluk! Sen ne kadar zayıf, ne kadar cılız bir şeysin! Duvak, portakal çiçekleri, aşk... Bunlar güzel ama para nerede? Ey aşkın meşru ve temiz mutluluğu! Demek seni de satın almam gerek?"
Büyük bir değer verdiği bu saflığa çok bir şeyler feda etmeye hazırdı. Fakat yüreğindeki bu temiz inancı açıkça söyleyecek kadar da iradeli değildi. Erdemi gizliden gizliye tadıyor fakat konuşurken erdemi küçümseyip alaya alanlara katılıyor, onlarla birlikte her şeyi inkâr ediyordu.