Her şeyin bir mevsimi vardı. Evet. Yıkmanın bir zamanı ve yeniden yapmanın bir zamanı. Evet. Susmanın bir zamanı ve konuşmanın bir zamanı. Evet, bu kadar. Fakat daha başka? Daha başka? Bir şey, bir şey...
Bununla birlikte, çağımız kullanılıp atılan kağıt mendil çağı. Burnunu bir kişiye sil, buruşturup at, başka birini al, sil, buruştur, at. Herkes bir diğerinin eteğine siliyor.
Clarisse'in yüzü nasıl da aynaya benziyordu. Olakansız; sizin ışığınızı size yansıtan kaç kişi tanırsınız? Bir benzetme aradı Montag kendi işinden buldu; insanlar daha çok bir meşaleye benziyorlardı; birileri üfleyinceye kadar yanarlardı. Ne kadar nadir diğer insanların yüzleri sizi sizden alıp kendi duygularınızı, en derin titrek düşüncelerinizi size yansıtırdı?