V.E. Schwab’ın adını çok duyduğum ve uzun zamandır merak ettiğim romanı Vicious (Vahşi) ile nihayet serinin ilk adımını attım. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim şey tam olarak şu oldu: Kötü bir kitap kesinlikle değil, ama abartıldığı kadar devasa bir şaheser de sayılmaz.
Kitap, üniversitede oda arkadaşı olan iki dahi ve hırslı gencin, Victor ve Eli’ın hikayesini anlatıyor. Bu ikili, insanüstü yeteneklerin (EO - Extraordinary) nasıl ortaya çıkabileceğine dair tehlikeli bir teorinin peşine düşüyorlar. Acı, ölümcül deneyler ve büyük riskler sonucunda bu güçleri elde etmeyi başarıyorlar ama aralarındaki hırs ve kırılma noktaları, onları on yıl sonra karşı karşıya gelecek iki azılı düşmana dönüştürüyor. Orijinal bir fikir mi? Dürüst olmak gerekirse süper güçler ve anti-kahraman teması günümüz kurgularında çok işlendiği için bana pek özgün gelmedi.
Yazarın dili gerçekten inanılmaz akıcı, sayfalar ellerimin arasından kayıp gitti diyebilirim. Ancak kitabın ciddi bir tempo sorunu var. Yaklaşık 360 sayfa olan romanda olaylar çok az ve kitap ancak 300. sayfadan sonra gerçekten hareketlenmeye, tempo kazanmaya başlıyor. O ana kadar yazar daha çok karakterlerin geçmişini ve atmosferi inşa etmekle uğraşıyor. Neyle karşılaşacağımı merak etmesem o ilk 300 sayfa beni biraz yorabilirdi.
Gelelim favorime... Kitapta bir sürü hırslı ve karanlık karakter var ama benim en sevdiğim karakter kesinlikle Mitch Turner oldu. O iri yarı, korkutucu görüntüsünün ardındaki sadakati, dev kalbi ve ekibe getirdiği o kendine has havası beni hikayeye en çok bağlayan unsurdu. Ana karakterlerin o bitmek bilmeyen ego savaşları arasında Mitch adeta bir nefes alma alanı gibiydi.