TCK [Bölüm 2]
Hakaret Sayılmayan Kelimeler ve Sözler Hangi Kelime veya Sözler Hakaret Suçu Oluşturmaz?. 21a.İnsan Değilsin Demek: Sanığın katılan polis memuruna söylediği iddia edilen “Cezayı yazman hoşuna gitti mi,sen insan değilsin.” şeklindeki sözlerin muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp nezaket sınırlarını aşan kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı kabul edilmelidir (Y4CD-K.2023/17421). 21b.Sen İnsan mısın İnsan Olsan Yardım Ederdin: Sanığın mağdura yönelik söylediği iddia ve kabul edilen, “Sen insan mısın, insan olsan yardım ederdin “ şeklindeki sözlerinin mağdurun onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, nezaket dışı, kaba söz niteliğinde olduğu ve hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması, bozma nedenidir (Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2021/23794 E. , 2024/1280 K.). 22. Eşkiya mısınız? : Olay günü sanığın, müştekilere söylediği kabul edilen “eşkiya mısınız” şeklindeki sözün, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu ve dolayısıyla hakaret suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden, yasal olmayan ve yerinde görülmeyen gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/11917). 23. Bacaksız : Olay günü sanığın müştekiye söylediği kabul edilen ‘‘bacaksız’’ şeklindeki sözün, muhatabın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olmayıp, rahatsız edici, kaba ve nezaket dışı hitap tarzı niteliğinde olduğu, dolayısıyla hakaret suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı gözetilmeden, sanık hakkında mahkumiyet kararı verilmesi, bozma nedenidir (Y4CD-K.2021/12060). 24. Pis Olan Sensin : Olay günü sanığın, katılana söylediği kabul edilen ‘‘asıl
Alıntı
Adam Hatayî'nin yayımlanmamış gazellerini araştırıp aynı adda makale yazmış. Bizim Edirneli Nazmî başını uzatmış. Nazmî edebiyat tarihimizin özgün kişiliklerinden biridir bana göre. Yazılı edebiyat geleneğinin çok ağır ölçüde İranîleştiği çağda, aruz kullandıysa da yalın ve duru Türkçe'yle yazdı. Yaşadığı dönem ve sonrasındaki divan gurularının, Nazmî'nin yazdıklarından hiç bahsetmedikleri bilinir. İhtimal odur ki tırı vırı şeyler olarak gördüler. Anadolu insanının anlaması mümkün olmayan ağdalı terkiplerle yaza yaza, Türkçe'nin dil varlığını ve bu dili konuşan "idrâksiz Türkleri" küçümsemeye başladılar herhalde. Nazmî'nin İran ve Mısır seferlerinden en az birine katıldığı kesin. Kılıç kuşanmış, şiir ve edebiyat tarihi üzerine kalem oynatmış, bolca seyahat etmiş. Çalgı çalıp ozanlık da yaptıysa hiç şaşırmayacağım. Aynı zamanda bir Kuloğlu. Yeniçeri çocuklarının künyelerine "Kuloğlu" yazıldığını biliyoruz. Ara ara serhatlardaki ihtiyar yeniçerilerin evlenmelerine müsade eden sultanlar olduğunu da. Hatayî'den bahis açacakken Nazmî spot ışıklarını kaptı. Şahın yayımlanmamış gazelleri konusuna Edirneli Nazmî'nin dahliyle ilgili kısımlar aşağıda. *** Bilindiği üzere Osmanlı tezkire yazarları arasında Şah İsmail’in şairliğinden bahsetme ayrıcalığına sahip olan Kafzade Faizî, geleneğe uygun biçimde Hatâyî’nin şiirlerinden örnek olarak şu iki beyti alıntılamıştır (Kayabaşı 1997: 37a /284): Ben ol bȃz-ı hümȃ-saydum bu ‘ȃlem merg-zȃrında Nice ‘ankȃ gibi yavrı uçurdum ȃşiyȃnumda(2) Ben ol cȃn-bȃz-ı ser-bȃzam felek farkındadur gâhum Nice Hallȃc-ı Mansûr’ı yürütdüm rîsmȃnumda Faizî’nin nereden alıntıladığını bilmediğimiz bu beyitler, Hatâyî Divanı’nın mevcut yazma nüshalarında yoktur. Fakat bu beyitleri içeren gazel, Edirneli Nazmî’nin mecmuasında “Hatâyî” mahlasıyla ve ufak
Tarih
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.