37a
Aşk birden karşımda belirdiğinde; varlığının anısı bile korkuyla çarpıyor beni.
Sayfa 117 - Kırmızı Kedi Yayınevi·Kitabı okudu
Şiir
25. Mutluluk ve huzura büyük servetle, şan, şöhret ve güçle değil, fakat doğanın bize sunduğu sınırları kendimiz belirleyerek, yani sağlık, arzuda ölçü ve zihin rahatlığıyla ulaşılır. Plutarch, Vom Anhören der Dichter 14, 37A
Sayfa 204
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Kendi etrafına dolanmış halde olan ruh, merkezden göğün en uzak noktasına kadar her yana uzanacak şekilde dokunmuştur. Kendi üzerine olan o özgün dönüşüyle tüm zamanlar için sonsuz ve ölçü­ lü bir yaşamın tanrısal ilkesini sağlar. Göğün bedeni görünür kı­ lınmışsa da ruh görünmez ve akıl ve uyumla donatılmıştır. O, akıl ve ölmezlik sahibi varlıkların en üstününün, en yetkin eseridir (36e-37a).
Sayfa 87·Kitabı okudu
Felsefe
Tasavvuf
Resûlullah [sallallahu aleyhi vesellem] ve sahabesinin yaşadığı gibi İslâm’ı yaşamaya çalışmaktır, diyebileceğimiz tasavvufun bir tek tarifi yoktur. Bunun da sebebi hiç kuşkusuz tasavvufun kal, (söze dayalı) değil, hal ilmi oluşudur. Yani, tasavvuf, kitap okumakla, bilgiyi artırmakla değil; ancak yaşayarak, tadarak, hissederek elde edilen bir ilimdir. Durum böyle olunca, herkesin katettiği mesafe, elde ettiği hisse, ulaştığı makam ve hal de farklı olmaktadır. Makam ve haller farklı olunca, yaptıkları tarifler de farklılık arzetmektedir.Yani, herkes ulaştığı makam ve içinde bulunduğu hale göre tarif yapmakta bu da farklı tariflerin ortaya çıkmasına yol açmaktadır. Hatta bazan bir kimse birbirinden farklı birden fazla tasavvuf tarifi de yapabilmektedir. Çünkü hal dediğimiz şey, sabit olmayıp değişkendir. Hal değiştikçe kişinin hissiyatı, aldığı lezzet de değişmekte, dolayısıyla yaptığı tarif de değişebilmektedir. Hal böyle olunca birbirinden farklı gibi görülen birçok tasavvuf tarifi yapılmıştır. .. Cüneyd-i Bağdâdî [kuddise sırruhû], “Hakk’ın seni sende öldürüp; kendisiyle diriltmesidir.”145 Semnûn [kuddise sırruhû], “Senin bir şeyi mülk etmemen bir şeyin de seni mülk etmemesidir.”146 Ma‘rûf-i Kerhî [kuddise sırruhû], “Tasavvuf hakikatlere yapışmak ve yaratıkların elinde bulunandan ümidi kesmektir.”147 İmam Şiblî [kuddise sırruhû], “Tasavvuf, beş havvasını (duyu organı) kontrol altına alıp, nefeslerini gözetmendir.” İbn Bendâr [kuddise sırruhû], “Tasavvuf, zâhiren ve bâtı- nen halkı görmeyi terketmektir.”148 İmam Kastallânî [kuddise sırruhû], “Tasavvuf, emir sahibine teslim olmak suretiyle âdetleri atmak ve isteklere muhalefet etmektir.”149 *** 145.Abdülkerim el-Kuşeyrî, Risale, Beyrut: Dârü’l-Hayr, 1416/1995, s.280; Mahir İz, Tasavvuf, İstanbul: Kitabevi
Din