Yoksa ahiretten vazgeçip dünya hayatına mı razı oldunuz? Oysa dünya hayatının faydası, ahiretin yanında pek azdır.” (Tevbe 38) القارئ؛صلاح الباجي🌷
Butlan Kararı ve Kılıçdaroğlu’nun Dönüşü: Aparatın Yeniden Devreye Alınması Nisan 2026 19 Mart operasyonunun yarattığı siyasi vakum ve ana muhalefetteki lidersizlik krizi, yargısal bir kaldıraçla çözüldü. Kasım 2023'teki 38. Olağan Kurultay delegasyon süreçlerine ve hukuki prosedürlerine yönelik açılan davalarda mahkeme, kurultay kararlarının "mutlak butlan" (hukuken hiç doğmamış/geçersiz) olduğuna hükmetti. Bu karar doğrultusunda, hukuki statü gereği Kemal Kılıçdaroğlu ana muhalefet partisi genel başkanlığı koltuğuna resmen geri döndü. Sistemin, tıkanma ve kriz anlarında sönümlenmiş eski bir aparata hukuki bypass ile nasıl yeniden işlevsellik kazandırabileceğinin en rafine örneği bu eşikte sergilenmiştir.
Tarih
Reklam
38. Olağan Kurultay ve Klik Değişimi Kasım 2023 2023 cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kaybedilmesiyle birlikte, Kılıçdaroğlu aparatının kitleleri konsolide etme, toplumsal muhalefetin gazını alma ve tabanı sistem sınırları içinde tutma kapasitesi tükenmiş göründü. Kurultay mekanizmasıyla tasfiye edilen kadronun yerine, geçici olarak sistem uyumlu "normalleşme" söylemleriyle yeni bir ekip (Özgür Özel/Ekrem İmamoğlu ekseni) geçirildi. Ancak bu durum, sistem içi klik savaşlarının bittiği anlamına gelmiyordu.
Tarih
İkaz amaçlı sanatın en güzel türü, ahlaki ama "ahlakçı" olmayan sanat, kötü şeylerin cazibesine kapılmanın ne kadar kolay olduğunu iyi bilir. Malum, iyi insanların da, sonunda büyük hatalar yaptığı, bunu da istemeden yaptıkları bir vakıadır. Martineau'nun tablosunda, kocanın kumar ve içki sorunları olduğunu çıkarsayabiliriz (yere yan konulan yarış atı resminde ve adamın arkasındaki içki sürahisinde bunun ipuçları gizlidir). Bu adam şimdi de oğlunu alıştırmaktadır, beyefendilere özgü bu kötü huylara. Ama cani biri değildir, cana yakın ve kalender tebessümü zorlama değildir. Herkesi mutlu etmek ister gibidir, sadece güvenilmez ve kolay gaza gelen biridir o kadar. Küçük ahmaklıklarının birikerek sonunda onu nasıl mülkünü satmak zorunda bırakacağını tahmin edebiliriz. Nesiller boyu ailesine ait olan evin (antika şömine, zırh ve portreler bunun kanıtıdır) uçup gidişine seyirci kalacaktır. Ressam bunun utancını ve hüznünü, kendi davranışlarımıza tesir eder umuduyla, bütün gücüyle bize hissettirmeye çalışır; çünkü çoğumuz bu adamın kötü alışkanlıklarından birkaçını kendi nefsimizde barındırırız. S. 38 Terapi Olarak Sanat
Sanat
#𝙎𝙀𝘽𝙀_𝙎𝙐𝙍𝙀𝙎𝙞_𝙏𝙀𝙁𝙎𝙞𝙍☝️ 🧲Biz Dâvûd’a tarafımızdan büyük bir lutufta bulunduk: “Ey dağlar! Onunla beraber tesbih edin. Ey kuşlar, siz de!” buyurduk. Demiri onun için yumuşattık. 10 Ona şöyle emrettik: “Vücudun gerekli yerlerini örtüp koruyacak büyüklükte zırhlar yap ve onların yeterli ölçü ve sağlamlıkta olmasına dikkat et!” Siz de ey mü’minler, sâlih ameller işlemeye bakın; çünkü ben bütün yaptıklarınızı görüyorum. 11 #Tefsir: 📖 📖 Cenâb-ı Hakk’ın Dâvûd (a.s.)’a verdiği müstesnâ lutuflar çoktur. Bazıları şöyledir: Onu peygamber yapması, Zebur’u vermesi (bk. İsrâ 17/55), Ona ve oğlu Süleyman’a hususi bir ilim vermesi (bk. Neml 27/15), Onu kuvvet ve kudret sahibi kılması (Sad 38/17), Adâletle hükmetmek üzere yeryüzünde halife kılınması (Sad 37/56), Hem yüzünün hem de sesinin güzel olması. Hatta sesin güzelliğini anlatmak üzere “Davûdî ses” ifadesini kullanmak meşhur olmuştur. Bunlara ilâveten burada Hz. Dâvûd’a verilen iki müstesnâ lutuftan bahsedilir: Birincisi; dağların ve kuşların onunla beraber Allah’ı tesbih etmesi. Hz. Dâvûd’un öyle güzel ve tesirli sesi vardı ki, Allah’ı zikir ve tesbihe başladığı zaman dağlar da onun zikrine katılır, kuşlar da gruplar halinde onunla birlikte tesbih ederlerdi. Nitekim bu hususu açıklayan diğer âyet-i kerîmelerde şöyle buyrulur: “Biz, dağları onun emrine verdik de, akşam sabah onunla birlikte Allah’ın sınırsız kudret ve yüceliğini tesbih ederlerdi. Etrafında toplanan kuşları da. Hepsi birden tesbih, dua ve yakarışlarla Allah’a yönelir, O’nun iradesine boyun eğerlerdi.” (Sād 38/18-19) “…Dağları ve kuşları Dâvud’un emrine râm ettik; onunla beraber Allah’ı tesbih ediyorlardı. Gerçekten biz, dilediğimiz her şeyi yapma kudretine sahibiz.” (Enbiyâ’ 21/79)
Küresel Tasarımın İç Motoru
Küresel Tasarımın İç Motoru: Türkiye’de Sermaye Transferleri, Elit İkameleri ve Aparat Mekaniğinin Krono-Politik Anatomisi (1952 - 2026) Metodolojik Çerçeve ve Deterministik Matris Modern Türkiye’nin makro-tarihsel patikası, salt iç siyasi rekabetlerin, ideolojik polarizasyonların ya da lineer bir demokratikleşme/otoriterleşme anlatısının ürünü değildir. Karşımızda, küresel hegemonyanın yapısal tasarım dalgaları ile yerel sermaye savaşlarının asimetrik bir biçimde birbirinin üzerine katlandığı, yüksek entropili ve deterministik bir matris bulunmaktadır. Bu matrisin en radikal ve dönüştürücü iç motoru, geç Osmanlı döneminden itibaren devletin kurucu unsuru ve iktisadi omurgası olan Rumeli ve Balkan muhaciri (özellikle Yunanistan göçmeni) seküler elit yapının, gücü ve finansı Karadeniz, Kafkas ve Doğu Anadolu kökenli yeni muhafazakâr/milliyetçi ağlara devretmesidir. Bu elit ikamesi, yalnızca yasal bürokrasinin değil; yargı, emniyet, istihbarat, finansman kanalları ve informal güç odaklarını da kapsayan total bir hegemonya transferidir. Bu süreçte hiçbir ideoloji, aktör ya da ittifak statik kalmamış; küresel sistemin bölgesel ajandası ile içerideki kliklerin hayatta kalma arzusu dönemsel aparatlar üzerinden enstrümante edilmiştir. Her aktörün bir "son kullanma tarihi" (expiration date) bulunmakta ve işlevini tamamlayan unsurlar sistem dışına itilmektedir. Aşağıdaki krono-politik hat; bahse konu derin kurumsal kırılmaların, asimetrik tasfiye mekanizmalarının ve büyük servet transferlerinin rasyonel, deterministik ve bütüncül bir dökümüdür. Krono-Politik Hat ve Jeopolitik Kırılma Eşikleri NATO Üyeliği ve Çevreleme Stratejisinin Kurumsal İmzası 18 Şubat 1952 Türkiye resmi olarak NATO’ya kabul edildi. Bu adım, devletin güvenlik bürokrasisinin küresel takvime entegre
Tarih
Reklam
Reklam