ŞAHMAT ile başlayan On icimdeki katil ile devam eden kovalamaca 444 BASAMAK ile son buluyor.... Harika bir seriydi
Santa Ana Tepesi, Ekvador Quayaquil’deki en etkileyici yerlerden biridir. Ancak tepeye ulaşmak için her biri numaralandırılmış olan tam 444 basamağı aşmanız gerekir.
382. basamakta ardında hiçbir iz bırakmadan ortadan kaybolan Amerikalı turist Sheila Ross gündeme bomba gibi düşer. Kadının kaybolduğu günün sabahında konuştuğu İtalyan adam, Doktor Claps’in okyanusları aşmasına yetecek ipucunu ona vermiştir. Bu durumda ona garip gelen, onu kâbusuna geri döndüren bir şeyin var olduğunu hisseden Claps, iki yıl önce ellerinden kaçıp giden, çoklu kişilik bozukluğu yaşayan acımasız katil Riondino’yu bulma umuduyla yola çıkar.
Claps, yaşanan onca şeyden ve gerçekleşen kanlı cinayetlerden sonra Riondino’yu bulmayı takıntı haline getirmiştir. Ekvador’a vardığında kaybolan tek kadının Sheila Ross olmadığını öğrenmesiyle birlikte Riondino’nun oradaki varlığından neredeyse emin olan Claps için bu iş, samanlıkta iğne aramak gibi olacak.
Çoklu kişilik bozukluğu yaşayan on farklı kişiliğe sahip, vahşi bir katil...
444 BasamakMario Mazzanti · Sonsuz Kitap Yayınları · 20191,370 okunma
Lal Kitap tarafından Aralık 2022 tarihinde yayımlanan Martin Mystere - Sayı 215 - Noel Ruhları , serinin Türkiye baskısındaki 215. sayısı. İtalya'nın köklü yayınevi Sergio Bonelli Editore imzalı orijinal edisyonu, "Gli Spiriti del Natale" başlığıyla ve 382 sıra numarasıyla Aralık 2021'de okurlarla buluşmuş. Senaryosu Enrico Lotti ve Alessandro Mainardi ikilisinin kaleminden çıkan bu maceranın çizimleri, Antonio Sforza tarafından gerçekleştirilmiş. Eserin Türkçe çevirisini ise Zeynep Ece üstlenmiş. Gelenekselleşen "Noel Sayıları" serisinin bir parçası olan bu kitap, modern teknoloji ve metafizik öğeleri kış atmosferiyle birleştiren bir İtalyan çizgi roman örneği olarak dikkat çekiyor ve tam da Noel zamanında okuyucu ile buluşuyor.
Kısaca konusuna da değinelim. New York sokaklarında Noel hazırlıkları sürerken, alışılmışın dışında, soğuk ve tehditkar bir enerji dalgası duyduğu "Noel’i öldür" kelimesiyle tetiklenir ve yok etmeye programlı "Avcı Plazma" adlı gizemli bir enerji kütlesi harekete geçerek, insanların zihninden Noeli ve noel geleneğini silmeye çalışır.
Martin Mystère serisi genellikle tarih, mitoloji ve bilimkurguyu harmanlayan yüksek tempolu hikayeleriyle bilinse de, "Noel Ruhları" adlı bu hikaye maalesef benim bu beklentimin biraz uzağında kalıyor. Bana göre kitabın en belirgin zayıflığı, serüvenin içine girmeyi zorlaştıran düşük temposu. Hikaye ilerledikçe okuyucuyu kavrayacak o merak unsuru, olay örgüsündeki kopukluklar nedeniyle yer yer dağılıyor. "Avcı Plazma" konsepti teorik olarak ilgi çekici bir karakter sunsa da, bu enerjinin varoluş sebebi ve tetiklenme mekanizması anlatı içerisinde yeterince güçlü bir zemine oturtulamamış.
Senaryo açısından bir diğer handikap ise finalin oldukça aceleye getirilmiş hissettirmesi. Olayların düğüm noktası çözülürken, okur olarak beklediğiniz o doyurucu
E-kitap olarak okudum. Yorumlara katılıyorum. Gerçekten 382 sayfa çok fazla. Bence en fazla 200 sayfada anlatılabilirmiş. Yazar hani aynı şeyi farklı kelimeleri söylemeye geçtim, aynı cümleleri bile defalarca kullanmış amacı ne anlamadım. Ama yine de faydalı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Bilinen şeyleri anlatsa bile bazen bilmek ve uygulamak farklı şeyler oluyor. 
Kitabın adı:Anzakların Kaleminden Mehmetçik
Yazarın adı A. Mete Tunçoku
Sayfa sayısı:382
Çanakkale zaferi ile okudum bu kitapta çok doğru izlenimler var.
Mesela "Çanakkale savaşlarının daha da ilginç ve önemli bir başka yönü çok zor koşullar altında yürütülen kanlı çarpışmalara ve tarafların yüzbinlerce kayıp vermesine rağmen özellikle anzakları ve Türklerin o gün olduğu gibi bugün de birbirlerine karşı nefret ya da düşmanlık duymayışlarıdır."
"Bu memleketin toprakları üstünde kanlarını döken kahramanlar burada bir dost vatanın toprağındasınız huzur ve sükun içinde uyuyoruz sizler mehmetçiklerle yan yana koyun koyunasınız" Mustafa Kemal Atatürk.
Evet işte böyle her Çanakkale zaferi yıldönümünde olduğu gibi bu yılda Çanakkale ile ilgili kitap okudum okudum ama o mu beni okudu ben mi onu okudum bilemedim ne kadar içten mektuplardı anlatamam.
Gelibolu yarımadasının kan çiçekleri gelinciklerin örttüğü Bir tarlaya çeviren bu şiddetli savaşlarda Mehmetçik düşmanına karşı sergilediği mert dürüst ve insancıl tutumuyla da dünyaca bilinen Seçkin özelliklerini bir kez daha kanıtlamıştır.
Merhaba kitap dostlarım. 382 sayfalık bir türk klasiğinin sonuna geldim.. Hüseyin Rahmi Gürpınar yine toplumun batı kültüründen yanlış etkilenmesini, aile hayatının bozulmasını, toplumsal bozulmayı mizahi bir dille anlatmış. Yazarın hem güldürüp hem düşündüren tarzını seviyorum.
Aynı anda bir kaç erkeğe metreslik yapan parnas hanımın aşıkları bu durumu öğrenince neler yaşanır? İki arkadaş bir kadın uğruna birbirine neler yapabilir? Bu yaşananlardan en çok etkilenen kim olur? Parnas hanım bu olaylardan ders mi alır yoksa hayatına kaldığı yerden devam mı eder? Soruların cevabı kitabımızda..
Kitapla kalın dostça kalın
Nasıl bir kitap okuyacağımı bilmeden okuduğum bir kitaptı. Çünkü okuduğum ilk Bülent Akyürek kitabıydı. Fakat okumaya başladığım andan itibaren telefonun not kısmına alıntılar kaydetmeye başladığımı fark ettim.
Yazarın deyişiyle yirmibeş yılını verip ortaya koyduğu bu eserde hayal dünyasından sızan garipliklerin yanında, bir ilmihal yahut klasik tasavvuf metninde de benzerini bulabileceğimiz kavramsal açıklamalar da fazlasıyla etkileyiciydi. Tek fark şuydu biz bu kavramları hayatın içine böyle güzel yediremiyorduk. Belki de Bülent Akyürek'i öte diyara yolcu etmemizin ben de bıraktığı büyük üzüntülerin başında bu kayıp geliyordu.
Bir iki alıntı ile ...
Hayatı bozuk bir saat gibi aniden durmuştu. Akrep kendisini sokmuş, yelkovan kanatlanıp uçmuştu. s.15
"Şimdi" her zaman mıdır? Belki evet. Ömrümüz şimdiden geçiyor.
İnsan olmak ömre sığmaz bir kısmı ölüme taşar. s.16
Aklın sorumluluğunu almamak, yoksa akıl bu muydu? s.43
Kimse görmüyor onu ama yine de fırıncı kendisini görmeyenlerin her gün karnını doyuruyor. s.90
Bu boşluk ve hayvanlar onun cesedini lanet olası dünyanın kirli bağrına gömmekten çekip kurtarmışlardı. s.382