Günahta Israr, Haram Günah Tanımamak, ALLAH'tan Çekinmemek
Halbuki İmam-ı Rabbanî bunların durumunu kitabında sarahaten beyan etmekte ve şöyle demektedir: "... Bir kimse günahta ısrar eder ve bununla da ferahlık duyarsa... o kimse münafıktır, İslam sureti -yani görünüşte müslüman olması- ondan ukubeti kaldırmayacağı gibi, azaba uğramasına da engel olamaz." Anlıyoruz ki, hayatında günah ve haram kavramına yer vermeyen, dinî vazifeleri yapmayan kimselerin müslümanlık iddiaları yalandır, ebedi saadeti ümid etmeleri de boş bir ha-yaldir. Ve bir hikmet sahibinin deyişiyle, "Amelsiz cenneti istemek, günahlardan bir günahtır." O halde, "aklı başında olan insana yaraşır ki, sayılı olan şu yaşadığı günlerini Yüce Hakk'ın rızası yolunda harcasın." "Bir kuldan ve yaptığı işlerden Mevlâsı razı olmadıktan sonra, yaşantısında safa ne arar, maişetinde tad ne gezer?.. Kul bilmeli ki, Yüce Allah, hallerin küllisine muttalidir, her yerde hâzır ve nazırdır. Bu mânada insana yakışan, O'na âsi olmaktan haya etmektir. Ayıplara ve kötü işlere bir mahlûkun muttali olduğu zannedilse, insandan asla bir ayıp ve kabahat sudur etmez, meydana gel-mez." İmam-ı Rabbanî, bu misali verdikten sonra, Allah'ın mülkünda böyle pervasız ve sorumsuzca hareket edenlerden şöyle yakınır. "... Bu ne haldir ki içine düşüldü?.. İnsanların ekserisi ne korunur, ne sakınır, ne de aldırış eder! Halbuki Yüce Hakk'ın hazır ve nazır olduğunu, gizli saklı işlere muttali olduğunu da bilirler. Bu nasıl müslümanlıktır? Yüce Hakk'a karşı itibar, bir mahlûka olan itibar kadar yok!"* *İmam-ı Rabbanî, Mektubât, 78, 429, 382. mektuplar
Sayfa 358·Kitabı okudu
İslâm Dini
Hepimiz rabbimizin huzurundayız. Rabbimiz her anda bizi varlıkta tutar, bize muamelede bulunur ve bize “haydi, kulum güzel yap, doğru yap, doğru anla, doğru bak, doğru gör, bana şahid ol, şehadet et” buyurur. “Biz onlara, afakta (tüm kâinatta) ve enfüste (kendi nefislerinde) âyetlerimizi göstereceğiz ki o (Kur’ân)ın hak olduğu onlara (iyice) belli olsun.”382 “Biz, bir resul göndermedikçe (kimseye) azap edici değiliz.”383 “Bir kavme âyetlerimizi öğretmeden, anlatmadan, iyice belletip kavratmadan hiç azap eder miyiz” buyuruyor Allah. Âyetlerde görüldüğü üzere daveti yapan Allah’ın kendisidir. Gerisi bizim için vesiledir. Vesileyi görüp vesilenin sahibini görmemek; eli görüp eli kullananı görmemek, aynı zamanda kalemi görüp yazanı görmemektir; yani aklı kullanmamak ve bakmayı bilmemektir. Vesilenin sahibini görmek için yaşadığımız her olayda aklımızı rabbimizin vahyine göre sonuna kadar kullanmamız ve rabbimizin bize onlar üzerinden bizi kendine nasıl davet ettiğine şahid olmamız lazım.
Sayfa 359·Kitabı okuyor
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Öksüz kalmış bütün kırlangıçların memleketi sensin Tek hecesin, suyu sızlatan bedevi dudaklarımda..
Yasemin Kapusuz·Kitabı okudu
Mısır'da bundan yaklaşık 4000 yıl öncesine ait bir papirüs (bir çeşit kamıştan yapılan kağıt) metninde, gelecekte Gü­ney Mısır'da adı Ameni olan bir kurtarıcı (Mehdi) çıkacak inancı olduğu da ortaya çıkmıştır. (382) 382. Alfred Jeremias, agc. s.106-107.
Sayfa 176 - Berfin·Kitabı okudu
Araştırma inceleme din islam
Raporun 382' nci sayfasının kenarına kırmızı mürekkeple bir yargı daha yazmıştı: Kader bizleri görünmez kılar
Sayfa 100 - Can yayınları·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Borç Alma Verme Sünneti
381. Borçlunun kendiliğinden ve alacaklısının rızasını almadan süre uzatımına gitmesi doğru olmaz. (Ahmed b. Hanbel, 2, 23-442-443) 382. Alacaklı da, alacağı gün geldiğinde nezaket çerçevesinde bunu hatırlatabilir. (Cami'üs-Sağir 2/356, 2/510) 383. Eğer alacaklısı biraz süre isterse, imkânı varsa ödeme süresi vermesi kendisi için hayırdır, sevaptır. (Müslim, Kasem 32/1563) 384. Borç verenin duası kabul olur, kederden uzak olur. (Cami'üs-Sağir 2/510) 385. Borçlu kimse önce borcunu ödemeli ve sonra hac vb. ibadetleri yerine getirmelidir. (el Mebsud) 386. Borç veren kimsenin, sadece borçtan dolayı borçludan bir şeyler istifade etmesi doğru değildir. (Cami'üs-Sağir 1/236) 387. Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem borçlu ölmekten Allah'u Teâlâ'ya sığınırdı. (Nesai, İstiaze 24,31,32) 388. Borç ödemek için şu dua okunur: Allah'ım! Helal yollardan ihtiyacımı karşıla, harama bırakma, lütfunla beni zengin et. Başkalarına muhtaç etme. (el Mebsud) 394. Sadakanın 10 kat, borç vermenin ise 18 kat sevabı vardır. (Taberani, Cami'us-Sağir, Mecma'üz Zevaid) 395. Borcu eda etme niyeti ile alan kimseye ödemede Allah'u Teâlâ yardımcı olur.(Sünen'i Kübra- 5/354) 396. Eda etmemek niyetiyle borç alan kimse, Allah'u Teâlâ'nın huzuruna hırsız olarak çıkar. (Buhari, İstikraz 2) 397. Elinde imkânı olduğu halde borcunu ödemeyen zalim sayılır. (Buhari, İstikraz 12,Müslim, Müsakat 33/1664) 398. Borçlu kalmak zillettir. (Hâkim, Et-Tergib ve't Terhib-2/536) 399. Kıyamet günü, borçlunun borcu salih amellerinden ödenecektir. (İbni Mâce-173) 404. Bir cenaze getirildiğinde, Hz. Peygamber Sallallahu aleyhi ve sellem'in herşeyden Önce, "Ölünün borcu var mı?" diye sorma âdeti vardı. Eğer borçlu olduğunu öğrenirse, sahabe-i kirama, "Cenaze namazını kılın" buyurur, kendisi katılmazdı. (Buhârî,
Din