Kürşat sungur

Kürşat sungur
@38Kaptan
Dj, Fotoğrafçı, Kameraman, yazar,
Lise
Kayseri
15 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
Çocuk ve Kış
Darasıyla birlikte gelirdi kapıya Tozu dumana katardı  dökülen kömür Birer maden işçisi gibi hepimiz Elimiz yüzümüz kapkara Leğenlerle taşırdık kışlık yakacağımızı Akşamüstü kararmadan iyice hava Alelacele ve gülüşerek Alay ederek birbirimizle aklımız sıra Kömür çekerdik çoluk çocuk Sevinirdik düşündükçe Kış boyunca bu kömürle ısınacağımızı Bilmezdik  hiçbirimiz hüzün içinde Bir gün  uzaktan özleyerek  bakacağımızı Bilemezdik, bu hoyrat zamanı Bir maden arar gibi Ömür boyu arayacağımızı. Kış boyunca yaktığımız kömür misali Yanıp kül olacağımız aklımızın ucundan geçmezdi..    Soğuktan buz kesince her yanımız Koşa koşa giderdik mutlu yuvamıza Sobanın  sıcağında kururdu Ceketimiz, ayakkabımız.. Kıvrılıp yatardık bir kenara usulca Fırında patates olurdu Börekler, keteler, fokurdayan güğüm Televizyon karıncalanır dururdu Hep bir şeyleri düzeltme uğraşıyla Ne ara büyüdük biz Daramızı alıp bıraktılar Herbirimizi bir kapıya
Şiir
Reklam

Kürşat sungur

, bir kitap okudu
5/10
·222 syf.·
2022 44. kitabı
Nihat Behram
8.8/10 · 13,2bin okunma
Anne
ANNE Bırak kalsın masada ekmek Testide su Ayna puslu, pencere camı kirli Bırak kalsın saçların dağınık, Gözlerin uykulu. Saksıdaki çiçek susuz, kedi Yalını bekler bir köşede Bırak kalsın meyve ağaçta, Kırlangıç havada Dama düşen ince yaz yağmuru.. Yoruldun artık, bütün gün Didinip durdun Toprak bile, gök bile, deniz bile Bir yerde yorulur Bırak kalsın süpürge duvarda, Sabun kovada Anne, gel yanıma otur. Ahmet Erhan
Eylülde Ölüm
Bir eylül akşamıydı aklımda yine bir şey Bana hayatı zindan ediyordu Sokağından hızla geçerken  her zamanki yalnızlığımın Ellerim ceplerimdeydi Ağzımdan buhar çıkıyordu Köşedeki dükkanın  vitrin camında göz göze geldim kendimle Gözlerim sanki şimşek çakıyordu Çevirdim yüzümü kaldırıma Geçip gittim selam vermeden Biraz daha soğudu herşey Kederim bir adım önümden gidiyordu Bütün akşamüzerleri kasvetli Bir yığın bulut gökyüzünde Oluklardan sular akıyordu Üşüyordum Islanıyordum Ölmek istiyordum. Olmuyordu.. Akşam telaşında koşuşan insanlar, Hiçbirşey bilmiyordu. Ne gidecek bir yerim, Ne bir sözüm vardı söylecek Vaktim yoktu artık durup bekleyecek Bir kez daha akşam olsun istemiyordum Islak kaldırımlarda, ayak seslerim duyuluyordu Bir kuytuda bir köpek
Şiir
Pencere Pervazında Gezinen Düşünceler
Bestekarlar, şairler, yazarlar ve ozanlar Bir kalabalık salon tıklım tıklım insan var Şimdi ben bilmiyorum nerede durmalıyım Kafiyeyi bozacak bir cümle kurmalıyım Kaplumlağa kaçamaz ormanı yandığında Çağlayanların sesi  beynimde gümbürdüyor Çarpıyor kayalara azgın, hoyrat suları Çoban ıslık çalıyor ama ben duymuyorum Parmakları ağzında ve  şişmiş dulukları Bir balina kayboldu, hokkabaz sandığında Yıldırımlar düşerken yeryüzüme sırayla Ben bütün ağaçların altında duruyordum Elimde bir kartpostal ve bir çift kundurayla Gurbet elden gelecek, babamı bekliyordum Kulaklarım çınlıyor, birisi andığında Karşıdaki tepeye heey diye bağırınca Geri bana geliyor sesimin yankıması Bir kaç kişi olurum, dağda yalnız kalınca sözümden çıkamazlar ben ne dersem aynısı Yenisini yapmayın, Putlar yıkıldığında Kürşat Sungur
Şiir
Reklam